Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kûfe’den Mardin’e: Bir Şehir Nasıl İslam Şehrine Dönüşür?

Mardin’in taş evleri, dar sokakları ve anıtsal yapıları, yüzyıllar içinde şekillenen şehir hayatının izlerini taşıyor. Camilerden medreselere, çarşılardan mahallelere uzanan bu tarihî doku; ibadetin, eğitimin, ticaretin ve dayanışmanın şehirde nasıl bir araya geldiğini gösteriyor.

Mardin’in taş evleri, dar sokakları ve anıtsal yapıları, yüzyıllar içinde

Mehmet Fidan’ın sorularını yanıtlayan Dr. Hilal Ağalday, İslam şehirleşmesinin ilk örneklerinden Kûfe’den hareketle Mardin’in tarihî kimliğini değerlendirdi. Ağalday, Artukluların şehir hayatına katkılarını, medreselerin ve çarşıların önemini, Mardin’in çok dinli ve çok kültürlü yapısının bu kimlik içerisindeki yerini anlattı. Söyleşide, bir şehri anlamak için mimari eserlerle birlikte bu eserlerin çevresinde gelişen hayata da bakmak gerektiğine dikkat çekildi.

Mehmet Fidan: Öncelikle şunu sorarak başlayalım: Bir şehre “İslam şehri” demek ne anlama geliyor?

Dr. Hilal Ağalday: Aslında İslam şehri deyince sadece Müslümanların yaşadığı bir şehir düşünmemek gerekir. Burada daha geniş bir anlamdan söz ediyoruz. Bir şehrin camileri, medreseleri, çarşıları, mahalleleri, vakıfları ve sosyal yapıları nasıl oluşmuş? İnsanların günlük hayatı nasıl şekillenmiş? Bütün bunlara bakmamız gerekiyor.

Yani İslam şehri, sadece içinde cami bulunan şehir değildir. İbadetin yanında eğitim, ticaret, sosyal hayat ve insanların birbirleriyle ilişkileri de şehrin yapısına yansır.

Screenshot

Mehmet Fidan: İslam şehirleşmesinin ilk dönemlerine baktığımızda karşımıza Kûfe çıkıyor. Kûfe bize ne anlatıyor?

Dr. Hilal Ağalday: Kûfe çok güzel bir örnek. Makalede de belirttiğim gibi şehir, 17/638 yılında Sa‘d b. Ebî Vakkās tarafından Hz. Ömer’in emriyle kurulmuştur. Kuruluşunda askerî ve stratejik amaçlar ön plandadır. Fakat zaman içerisinde sadece askerlerin bulunduğu bir yer olmaktan çıktı. Siyasetin, ticaretin, eğitimin ve kültürün önemli merkezlerinden biri hâline geldi.

Şehrin merkezinde cami bulunuyor, onun yanında yönetim merkezi ve pazar yerleri gelişiyor, mahalleler oluşuyordu. Böylece şehir zamanla kendi sosyal hayatını oluşturdu.

Kûfe’nin bize gösterdiği önemli şey şu: Bir şehir kurulduğu amaçla sınırlı kalmaz. Zaman içinde değişir ve yeni bir kimlik kazanabilir.

Mehmet Fidan: Buradan Mardin’e nasıl geçebiliriz?

Dr. Hilal Ağalday: Kûfe ile Mardin’i aynı şehir olarak görmek elbette doğru olmaz. Aralarında yüzyıllar ve farklı tarihî şartlar var. Ancak şehirlerin nasıl geliştiğini anlamak açısından aralarında güzel bir karşılaştırma yapılabilir.

Kûfe’de cami, Dârü’l-imâre, pazar ve mahalleler şehrin temel unsurlarıydı. Mardin’de ise özellikle Artuklular döneminde bu yapı daha da gelişti. Camiler, medreseler, külliyeler, hanlar, hamamlar, çarşılar ve mahalleler zaman içerisinde birbirini tamamlayan bir şehir dokusu oluşturdu.

Bu nedenle Mardin’i sadece güzel taş binalarıyla değil, bu yapıların oluşturduğu bütünlükle değerlendirmek gerekir.

Screenshot

Mehmet Fidan: Mardin denildiğinde özellikle Artukluların adı öne çıkıyor. Artuklular Mardin’i nasıl değiştirdi?

Dr. Hilal Ağalday: Artukluların Mardin’in gelişiminde çok önemli bir yeri var. Bu dönemde Mardin yalnızca savunulan bir kale veya askerî merkez olmaktan çıktı; insanların yaşadığı, ticaret yaptığı, eğitim aldığı ve sosyal hayatını sürdürdüğü gelişmiş bir şehir hâline geldi.

Camiler ve medreseler inşa edildi. Hanlar, hamamlar, çarşılar ve başka sosyal yapılar ortaya çıktı. Böylece Mardin’in şehir hayatı daha da zenginleşti.

Bugün Mardin’in tarihî dokusuna baktığımızda, bu uzun gelişim sürecinin izlerini hâlâ görebiliyoruz.

Mehmet Fidan: Mardin’deki yapılardan somut bir örnek verebilir miyiz?

Dr. Hilal Ağalday: Elbette. Bunlardan biri Emînüddin Külliyesi’dir.

Külliye kavramı burada çok önemli. Çünkü bir külliye, sadece tek bir binadan oluşmaz. Cami, medrese, hamam ve farklı sosyal hizmet alanları bir arada bulunur. Yani insanların ibadet etmesinin yanında eğitim görmesi, günlük ihtiyaçlarını karşılaması ve sosyal hayatını sürdürmesi için farklı imkânlar aynı yapı çevresinde toplanır.

Bu nedenle Mardin’deki külliyeler bize şunu gösteriyor: Şehir sadece insanların barındığı bir yer değil, insanların hayatını birlikte sürdürdüğü bir ortamdır.

Mehmet Fidan: Mardin’in medreseleri de bu açıdan önemli sanırım.

Dr. Hilal Ağalday: Çok önemli. Mardin’in tarihini sadece taş işçiliği ve mimarisi üzerinden okumak eksik olur. Mardin aynı zamanda bir ilim ve eğitim şehridir.

Artuklu döneminde Hatuniye, Şehidiye ve Emînüddin gibi medreseler önemli eğitim merkezleri olmuştur. Daha sonraki dönemlerde Sultan Îsâ ve Sultan Kasım gibi medreseler de bu geleneğin devam etmesini sağlamıştır.

Dolayısıyla Mardin’de camiler ibadet hayatının, medreseler ise eğitim ve ilim hayatının önemli merkezleriydi.

Mehmet Fidan: Mardin’in çarşıları ve ticaret hayatı da şehrin gelişmesinde etkili olmuş mudur?

Dr. Hilal Ağalday: Kesinlikle. Bir şehrin gelişmesi için sadece eğitim ve dinî yapılar yeterli değildir; ekonomik hayatın da güçlü olması gerekir.

Mardin önemli ticaret yollarının üzerinde bulunuyordu. Maraş–Musul, Diyarbekir–Musul ve Halep–Musul güzergâhları üzerinde olması, şehrin ticari önemini artırdı.

Çarşılar da sadece alışveriş yapılan yerler değildi. İnsanların buluştuğu, haberleştiği ve sosyal ilişkiler kurduğu alanlardı.

Bu nedenle Mardin’in şehir kimliğini anlamak için camisine, medresesine baktığımız kadar çarşısına da bakmamız gerekir.

Mehmet Fidan: Peki mahallelerin bu şehir yapısındaki yeri nedir?

Dr. Hilal Ağalday: Mahalleler aslında şehrin günlük hayatının yaşandığı yerlerdir. Büyük camiler, medreseler veya çarşılar şehrin önemli yapılarıdır ama bunların çevresinde yaşayan insanlar olmadan şehir ortaya çıkmaz.

Mardin’de de tarihî mahalleleri camiler, medreseler, çarşılar ve diğer yapılarla birlikte düşünmek gerekir.

Kısacası, şehri sadece taş yapılar oluşturmaz; o taş yapıların içerisinde yaşayan insanlar oluşturur.

Mehmet Fidan: Mardin’in çok dinli ve çok kültürlü yapısı da burada önemli bir konu. Farklı dinlere mensup insanların yaşadığı bir şehre nasıl “İslam şehri” diyebiliriz?

Dr. Hilal Ağalday: Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Yukarıda da ifade ettiğim gibi “İslam şehri” demek, o şehirde yalnızca Müslümanların yaşadığı anlamına gelmez.

Mardin tarih boyunca farklı dinlere ve kültürlere mensup toplulukların bir arada yaşadığı bir şehir olmuştur. Bu, Mardin’in en önemli özelliklerinden biridir.

Ancak bir şehrin çok kültürlü olması, o şehrin tarihî gelişiminde İslam medeniyetinin etkili olmadığı anlamına gelmez.

Mardin’in camileri, medreseleri, külliyeleri, çarşıları, mahalleleri ve şehir düzeni özellikle Orta Çağ’da İslam dünyasının siyasi, ekonomik ve kültürel yapısı içerisinde gelişmiştir.

Bu yüzden Mardin’in hem çok kültürlü hem de İslam medeniyetinin önemli şehirlerinden biri olduğunu söylemek mümkündür.

Mehmet Fidan: O zaman Mardin’i sadece “tarihî ve güzel bir şehir” olarak tanımlamak yeterli değil diyebilir miyiz?

Dr. Hilal Ağalday: Kesinlikle yeterli değil. Mardin’in taş evleri, dar sokakları ve anıtsal yapıları elbette çok önemli. Fakat bunların arkasındaki şehir hayatını da anlamamız gerekiyor.

Bir caminin yanında medrese, onun çevresinde mahalle, çarşı, hamam ve diğer sosyal yapılar bulunuyorsa burada sadece tek tek binalardan söz etmiyoruz. Bir şehir hayatından söz ediyoruz.

Mardin’i özel kılan da bu bütünlük.

Mehmet Fidan: Kûfe ile Mardin’i birlikte düşündüğümüzde nasıl bir sonuç çıkarabiliriz?

Dr. Hilal Ağalday: Kûfe bize İslam şehirlerinin nasıl ortaya çıkıp zaman içerisinde farklı işlevler kazanabildiğini gösteriyor. Mardin ise bu şehir anlayışının yüzyıllar içerisinde nasıl gelişip zenginleştiğini gösteren önemli örneklerden biri.

Özellikle Artuklu döneminde Mardin; camileri, medreseleri, külliyeleri, çarşıları, hanları, hamamları ve mahalleleriyle sadece bir yerleşim yeri olmaktan çıkmış, kendi sosyal ve kültürel hayatını oluşturmuş bir şehir hâline gelmiştir.

Bu nedenle Mardin’i anlamak için sadece taşlarına değil, o taşların arasında oluşan hayata da bakmak gerekir.

Mehmet Fidan: Son soruyu tek cümleyle soralım: Mardin’i İslam şehri yapan nedir?

Dr. Hilal Ağalday: Mardin’i İslam şehri yapan sadece camileri değildir; camileriyle ibadet, medreseleriyle ilim, çarşılarıyla ticaret, mahalleleriyle sosyal hayat ve külliyeleriyle dayanışmayı bir araya getiren şehir dokusudur. Mardin’in asıl zenginliği de bütün bu unsurların yüzyıllar boyunca aynı şehir içerisinde birlikte yaşamasıdır.

Söyleşinin kaynak makalesi: Hilal Ağalday, “İslam Tarihinde Şehirleşme: Kûfe Örneği”, İlahiyat Araştırmaları Dergisi, sayı 16 (2021), s. 21–38.

Abdulkadir Admış