Dünyada, ülkemizde ve yaşadığımız şehir olan Mardin’de tespit edip gözlemlediğimiz olaylara baktığımızda insanların artık birbirlerine tahammül edemediğini görüyoruz.
İnsanlar birbirlerine katlanamıyorlar, kimsenin kimseye tahammülü yok.
Trafikte sürücüler daha yeşil Işık yanmadan defalarca kornaya basıp önde bekleyen aracı taciz edebiliyor.
Biz insanların ne doğaya, ne toplumdaki bireylere, ne ailemize, ne çevremize, ne kanunlara, ne farklı düşünenlere hatta çocuklara bile tahammülümüz yok.
Peki, insanoğlu nasıl bu aşamaya geldi?
İnsanların tahammülsüzlük, şiddet ve öfkeye yönelmelerinin altındaki temel neden ne olabilir?
insanlar neden öfke kontrol problemi yaşayabiliyor?
Bir baba neden eşine ve çocuğuna kötü davranıp şiddet uygulayabiliyor, veyahut bir insan karşıt görüşte bulunan bir insanı neden düşüncesel ve fiziksel linçe maruz bırakabiliyor?
Çocuklarımızdan başlayarak yaşlılarımıza kadar birçok insan öfke kontrol problemi yaşıyor ve bu sayı gitgide çoğalıyor.
Bu verilerin yoğunlukta olması bizi ne denli bir tehlikenin beklediğini gösteriyor aslında.
Kimi yemek soğumuş diye eşine, kimi işe geç geldin diye işçisine, kimi ödevini yapmadın diye öğrencisine saldırır oldu.
Kimimiz hayatının baharında bir genç kıza saldırıyor, kimi eski eşini takip edip yol ortasında bıçaklıyor, kimi kendisini kameraya çekip canına kıyıyor, kimi siyasi rakibini en ağır sözlerle aşağılıyor .
Hatta mecliste çoğu kavgaları da şahit olduk.
Evet, maalesef toplum olarak Öfkemizi kontrol edemiyoruz.
En basit bir tartışmada konuşmak yerine şiddet diline ve fiziksel şiddete başvuruyoruz.
Kimimiz şunu diyebilir, öfke insanın doğasında var elde olmayan nedenlerle insan etkilenebilir.
Evet bu doğru bir şey.
Ama öfkemizi doğru insana, doğru derecede, doğru zamanda, doğru maksatla ve doğru biçimde gösterebiliriz.
Ama maalesef biz bunların tam tersini yapıyoruz.
Biz insanlar doğaya öfkeliyiz.
Evet, geçenlerde bir ilçemizde genç bir arkadaşımız yoldan geçerken güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde kaldırımdaki bir ağacı sebepsiz yere devirebiliyor.
Yine bir ilçemizin otogarında bir vatandaş çocuklarının gözü önünde eşini bıçaklayabiliyor.
Merkezde ise birileri istedikleri raporu yazmadı diye karı koca doktoru sokak ortasında tekme tokat dövebiliyor.
Ve bir köyümüzde kadınlarımız saç baş kavga edebiliyor.
Şiddet olayları ve haberleri elbetteki her yerde olabiliyor, bu yaşadığınız il ile sınırlı değil.
Fakat bu saydıklarımın hepsi 4 günlük kısa bir süre içerisinde vuku buldu.
Evet, biz insanız içimizde öfke olabilir bazen sebepsizce bizi şiddete de yöneltebilir.
Fakat yine insan olduğunuz için içimizde şefkat ve merhametin de olduğunu unutmayalım, şiddet dili yerine Şefkat dilini kullanmaktan asla geri durmayalım.
