Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusu, yaşanan iş kazaları ve can kayıplarının ardından yeniden tartışmaya açılıyor. Ancak gündemin değişmesiyle birlikte güvenlik tedbirleri ve çalışma hayatındaki riskler de çoğu zaman kamuoyunun dikkatinden uzaklaşıyor.
İnsan hayatını merkeze alan iş sağlığı ve güvenliği anlayışının yaygınlaşması gerektiğini savunan isimlerden biri de Dr. Umut Elbir. İstanbul Bilgi Üniversitesi Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölüm Başkanı olan Elbir, aynı zamanda A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı olarak akademi ile saha deneyimini bir arada sürdürüyor.

Tehlikeyi kazadan önce gören kişi
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde işyerleri; az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere üç sınıfta değerlendiriliyor. İş güvenliği uzmanları ise C, B ve A sınıfı belgelere göre yetkilendiriliyor.
C sınıfı uzmanlar az tehlikeli, B sınıfı uzmanlar az tehlikeli ve tehlikeli işyerlerinde görev yapabilirken, A sınıfı uzmanlar çok tehlikeli işyerleri de dâhil olmak üzere tüm tehlike sınıflarında görev alabiliyor.
Bir fabrikadaki yangın söndürme cihazlarının kontrollerinden çalışma alanındaki fiziksel risklere, çalışanların işe başlamadan önce alması gereken eğitimlerden makinelerin oluşturabileceği tehlikelere kadar çok sayıda konu iş sağlığı ve güvenliği sisteminin parçasını oluşturuyor.

İş güvenliği uzmanının temel görevi ise işyerindeki tehlikeleri kazaya dönüşmeden belirlemek, riskleri değerlendirmek ve gerekli tedbirlerin alınması konusunda işverene rehberlik etmek. Başka bir ifadeyle iş güvenliği uzmanı, “işin nerede ters gidebileceğini” kazadan önce görmeye çalışan kişi olarak öne çıkıyor.
6331 sayılı Kanun yeni bir dönem başlattı
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanında en önemli dönüm noktalarından biri, 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu oldu.
Kanunla birlikte iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımının kapsamı önemli ölçüde genişletilirken risk değerlendirmesi çalışma hayatının temel unsurlarından biri hâline geldi. Çalışanlara ciddi ve yakın tehlikeyle karşılaşmaları durumunda belirli şartlarla çalışmaktan kaçınma hakkı tanınırken, işverenlere de risklerle mücadele konusunda önemli sorumluluklar getirildi.
Ancak güçlü bir yasal çerçevenin bulunması tek başına iş kazalarının önlenmesi için yeterli görülmüyor. Uygulamadaki eksiklikler, küçük işletmelerde iş güvenliğinin zaman zaman yalnızca bir maliyet olarak değerlendirilmesi ve kayıt dışı istihdam gibi sorunlar sistemin önündeki önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Dr. Umut Elbir’in çalışmalarında öne çıkan “mevzuat tek başına yetmez” yaklaşımı da bu noktaya dikkat çekiyor.
Akademi ile sahayı buluşturuyor
Elbir, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölüm Başkanı olarak akademik çalışmalarını sürdürürken A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı olarak saha çalışmalarında da yer alıyor. İş dünyasındaki faaliyetleriyle birlikte farklı alanlardaki deneyimini iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına aktarıyor.
Son yıllarda doğalgaz patlamalarından teknolojik dönüşüme, yapay zekânın çalışma hayatındaki kullanımından işyerlerindeki risk yönetimine kadar farklı konularda değerlendirmeleriyle kamuoyunun karşısına çıkan Elbir, iş güvenliğinin yalnızca teknik bir alan olmadığı görüşünü savunuyor.
Üniversitedeki görevi ise geleceğin iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin yetiştirilmesi açısından ayrıca önem taşıyor. Eğitim sürecinde kazandırılan risk algısı ve güvenlik yaklaşımı, mezunların çalışma hayatındaki uygulamalarına doğrudan yansıyor.
“Güvenlik kültürü liderlikle başlar”
Dr. Umut Elbir, kaleme aldığı “İSG ve Liderlik: Güvenli Bir İş Kültürü Nasıl Oluşturulur?” adlı kitabında da iş güvenliğinin yalnızca mevzuat hükümlerinin yerine getirilmesinden ibaret olmadığına dikkat çekiyor.
Kitapta işverenler, yöneticiler, insan kaynakları profesyonelleri, iş güvenliği uzmanları ve akademisyenlere yönelik değerlendirmelerin yanı sıra dijital dönüşüm, yapay zekâ, büyük veri analitiği ve otomasyon gibi yeni teknolojilerin iş güvenliği yönetiminde nasıl değerlendirilebileceği ele alınıyor.
Elbir’in yaklaşımında güvenlik kültürünün oluşturulmasında en önemli unsurlardan biri liderlik. İş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca talimatlarla yürütülemeyeceğini savunan Elbir, yöneticilerin güvenliği kurum kültürünün bir parçası hâline getirmesinin çalışanların yaklaşımını da değiştireceğine işaret ediyor.
İş kazalarının işletmelere maliyeti de yalnızca tedavi, tazminat veya maddi hasarla sınırlı kalmıyor. Üretim kaybı, çalışan motivasyonunun düşmesi, işgücü kaybı ve kurum itibarının zarar görmesi gibi dolaylı sonuçlar da işletmeler açısından önemli kayıplara yol açabiliyor.
Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliğine yapılan harcamaların bir “maliyet” değil, insan hayatını koruyan ve işletmenin sürdürülebilirliğini güçlendiren bir yatırım olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Türkiye’nin önündeki temel soru ise değişmiyor: İş güvenliğini neden kazadan önce değil de çoğu zaman kazadan sonra hatırlıyoruz?
İş güvenliği alanındaki çalışmaları ve Dr. Umut Elbir hakkında ayrıntılı bilgiye Umut Elbir’in internet sitesi üzerinden ulaşılabilir.
Haber Abdülkadir Admış

