Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Dr. Ağalday: Kudüs’ün Fethini Hazırlayan Asıl Güç Siyasî Birlikti

Tarihçi Dr. Hilal Ağalday, Haçlı Seferleri karşısındaki başarının yalnızca askerî güçle açıklanamayacağını belirterek, İmâdüddin Zengî ile başlayan siyasî toparlanmanın Nûreddin Mahmud Zengî döneminde güçlendiğini, Selâhaddin Eyyûbî döneminde ise Kudüs’ün fethine uzanan büyük bir güce dönüştüğünü söyledi. Gazetemizin yazarlarından Mehmet Fidan sordu, Dr. Hilal Ağalday cevapladı.

Tarihçi Dr. Hilal Ağalday, Haçlı Seferleri karşısındaki başarının yalnızca askerî

Tarihçi Dr. Hilal Ağalday, Haçlı Seferleri karşısındaki başarının yalnızca askerî güçle açıklanamayacağını belirterek, İmâdüddin Zengî ile başlayan siyasî toparlanmanın Nûreddin Mahmud Zengî döneminde güçlendiğini, Selâhaddin Eyyûbî döneminde ise Kudüs’ün fethine uzanan büyük bir güce dönüştüğünü söyledi. Mehmet Fidan sordu, Dr. Hilal Ağalday cevapladı.

Mehmet Fidan: Haçlı Seferleri karşısında kazanılan tarihî başarıların arkasında yalnızca güçlü ordular ve büyük komutanlar değil, siyasî parçalanmışlığı azaltan uzun soluklu bir birlik süreci bulunuyordu.

Mardin Artuklu Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Dr. Hilal Ağalday, son makalesinden hareketle İmâdüddin Zengî, Nûreddin Mahmud Zengî ve Selâhaddin Eyyûbî dönemlerinde İslam dünyasında yaşanan siyasî toparlanmayı değerlendirdi. Ağalday, Kudüs’ün 1187 yılında yeniden fethedilmesinin tek bir savaşın değil, yıllar boyunca tahkim edilen siyasî ve askerî bütünlüğün sonucu olduğunu ifade etti.

Mardin doğumlu olan Dr. Hilal Ağalday, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamladı. Yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Mardin Artuklu Üniversitesinde sürdüren Ağalday, şehir tarihi ve özellikle Haçlı Seferleri üzerine çalışmalar yürütüyor. 1991 yılında başladığı meslek hayatında Millî Eğitim Bakanlığında çeşitli görevlerde bulunan Ağalday, 2010 yılından bu yana Mardin Artuklu Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı olarak görev yapıyor.

Mehmet Fidan: Sayın hocam, son dönemde üzerinde çalıştığınız bir araştırma var mı?

Dr. Hilal Ağalday: Evet. Son makalemde Haçlı Seferleri dönemindeki siyasî gelişmeler üzerinden günümüz açısından da düşündürücü olan tarihsel bir meseleye odaklandım. Makalenin başlığı, “Haçlı Tehdidi Karşısında İç Cephenin Tahkimi ve Siyasî Birlik: İmâdüddin Zengî, Nûreddin Mahmud Zengî ve Selâhaddin Eyyûbî Dönemi” şeklinde.

Mehmet Fidan: Dilerseniz röportajımızı bu makaleniz üzerinden sürdürelim.

Dr. Hilal Ağalday: Memnuniyetle.

“Asıl dönüşüm siyasî parçalanmanın azaltılmasıdır”

Mehmet Fidan: Makalenizin temel iddiası nedir?

Dr. Hilal Ağalday: Temel iddiam, Haçlılara karşı başarının yalnızca askerî güçle açıklanamayacağıdır. Asıl önemli dönüşüm, İslam dünyasındaki siyasî parçalanmanın azaltılması ve Haçlı tehdidine karşı daha güçlü bir siyasî bütünlük oluşturulmasıdır. Bu açıdan İmâdüddin Zengî, Nûreddin Mahmud Zengî ve Selâhaddin Eyyûbî’yi birbirinden bağımsız üç hükümdar olarak değil, aynı siyasî dönüşümün farklı aşamalarında rol oynayan aktörler olarak değerlendiriyorum.

“Modern anlamda bir İslam birliğinden söz etmiyorum”

Mehmet Fidan: İslam birliği kavramını kullanmak burada anakronik değil mi?

Dr. Hilal Ağalday: Modern anlamda bir “İslam birliği”nden söz etmiyorum. Buradaki siyasî birlik, farklı Müslüman siyasî merkezlerin ortak tehdit karşısındaki koordinasyonunun artırılması ve rakip yapıların etkisinin azaltılması anlamındadır. Dolayısıyla bu kavramı dönemin siyasî şartları içerisinde analitik bir çerçeve olarak kullanıyorum.

“Parçalanmışlık Haçlılara uygun ortam oluşturdu”

Mehmet Fidan: Haçlıların başarısında Müslümanların siyasî parçalanmışlığının rolü neydi?

Dr. Hilal Ağalday: Siyasî parçalanmışlık önemli bir yapısal faktördü ancak tek neden değildi. Haçlıların askerî kapasitesi, Avrupa’dan aldıkları destek ve Doğu Akdeniz’deki ticarî ve diplomatik ağları da dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte İslam dünyasındaki siyasî parçalanmışlık, Haçlıların sahip olduğu bu avantajları daha etkili kullanabilecekleri bir ortam oluşturmuştur.

“Selâhaddin kendisinden önce oluşan birikimi büyüttü”

Mehmet Fidan: Selâhaddin Eyyûbî’nin başarısını nasıl değerlendirmek gerekir?

Dr. Hilal Ağalday: Selâhaddin’in başarısını yalnızca kişisel ve askerî yetenekleriyle açıklamak eksik olur. Ondan önce İmâdüddin Zengî ile başlayan siyasî toparlanma ve Nûreddin Mahmud Zengî döneminde güçlenen siyasî yapı, önemli bir zemin oluşturmuştur. Selâhaddin, kendisine ulaşan bu birikimi Mısır ve Suriye hattında daha geniş bir siyasî ve askerî kapasiteye dönüştürmüştür.

“Kudüs’ün fethi uzun bir siyasî sürecin sonucudur”

Mehmet Fidan: Kudüs’ün 1187 yılında yeniden ele geçirilmesini makaleniz açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dr. Hilal Ağalday: Kudüs’ün fethi, uzun bir siyasî sürecin sonucudur. Hıttîn Savaşı’ndaki askerî başarı elbette çok önemlidir. Ancak bu başarının arkasında İmâdüddin Zengî ile başlayan siyasî toparlanma, Nûreddin döneminde oluşturulan güçlü yapı ve Selâhaddin’in Mısır-Suriye hattını birleştirmesi bulunmaktadır. Bu nedenle Kudüs’ün fethini, güçlenen siyasî bütünlüğün somut bir sonucu olarak değerlendirmek gerekir.

“İç cephe siyasî yapının güçlendirilmesini ifade ediyor”

Mehmet Fidan: Makalenizde “iç cephe” kavramını neden kullanıyorsunuz?

Dr. Hilal Ağalday: Bu kavramı modern anlamıyla değil, analitik bir çerçeve olarak kullanıyorum. Burada kastettiğim; iç siyasî rekabetlerin azaltılması, kaynakların daha etkin şekilde seferber edilmesi, siyasî koordinasyonun sağlanması ve dış tehdide karşı ortak hareket edilebilmesidir. Dolayısıyla “iç cephenin tahkimi”, dış tehditle mücadele öncesinde siyasî yapının güçlendirilmesini ifade etmektedir.

“Fatımî-Abbâsî rekabeti parçalanmayı derinleştirdi”

Mehmet Fidan: Fatımîler ile Abbâsîler arasındaki rekabet bu süreci nasıl etkiledi?

Dr. Hilal Ağalday: Fatımî ve Abbâsî hilafetleri arasındaki siyasî ve mezhebî rekabet, Haçlı tehdidinin ilk dönemlerinde ortak bir siyasî tepkinin oluşmasını zorlaştıran unsurlardan biriydi. Ancak bunu Haçlı başarısının tek nedeni olarak görmek doğru değildir. Bu rekabet, siyasî parçalanmayı derinleştiren faktörlerden biri olarak değerlendirilmelidir.

“Askerî gücü etkili kılacak siyasî bütünlük gerekir”

Mehmet Fidan: Makalenizden çıkarılabilecek en önemli sonuç nedir?

Dr. Hilal Ağalday: En temel sonuç şudur: Bir dış tehdide karşı başarılı olabilmek için yalnızca askerî güce değil, bu gücü etkin biçimde kullanabilecek siyasî bütünlüğe de ihtiyaç vardır. İmâdüddin Zengî ile başlayan siyasî toparlanma, Nûreddin Mahmud Zengî döneminde güçlenmiş, Selâhaddin Eyyûbî döneminde ise daha geniş bir siyasî ve askerî kapasiteye dönüşmüştür.

“Tarih, iç bütünlüğün belirleyici gücünü gösteriyor”

Mehmet Fidan: Son olarak eklemek istediğiniz bir husus var mı?

Dr. Hilal Ağalday: Tarihin ortaya koyduğu önemli gerçeklerden biri, dış tehditler karşısında iç bütünlüğün ve ortak hareket edebilme kapasitesinin belirleyici bir önem taşıdığıdır. Tarihsel tecrübeler, bir devletin veya toplumun karşı karşıya kaldığı dış tehdidin sonuçlarının yalnızca rakibin askerî ve siyasî gücüyle açıklanamayacağını göstermektedir. Hedef alınan yapının kendi içerisindeki bölünmüşlük, rekabet ve koordinasyon eksikliği de bu süreçte önemli rol oynayabilmektedir.

Geçmişte yaşanan siyasî ve askerî mücadeleler, iç bütünlüğün ve ortak hareket etme kapasitesinin yalnızca kriz dönemlerinde ortaya çıkan geçici unsurlar olmadığını, tarihsel süreçlerin yönünü etkileyen temel faktörler arasında bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Geçmişi anlamak yalnızca belirli olayların nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koymakla sınırlı değildir. Aynı zamanda siyasî parçalanmışlığın dış tehditler karşısındaki etkilerini, farklı aktörler arasındaki ilişkilerin tarihsel gelişmelerdeki rolünü ve ortak hareket edebilme kapasitesinin doğurduğu sonuçları değerlendirmeye imkan sağlamaktadır.

Röportaj: Mehmet Fidan

Editör Abdulkadir Admış