Her gün aynı sokaklardan geçiyoruz. Aynı insanlarla selamlaşıyor, aynı haberleri okuyor, aynı telaşın içinde bir günümüzü daha geride bırakıyoruz. Fakat bu hayatın akışı içinde çoğu zaman gözümüzün önünde duran ama fark etmediğimiz insanlar var. Alkış beklemeyen, adının bilinmesini istemeyen, yaptığı iyiliği reklam malzemesi haline getirmeyen insanlar…İşte onlar, bu toplumun sessiz kahramanlarıdır.
Bir öğretmen düşünün…
Belki maaşını alıp dersini anlatıp evine dönebilir. Ama gerçek öğretmenlik, zil çaldığında bitmez. O bir öğrencisinin umudunu büyüten, özgüvenini yeniden inşa eden, düştüğünde elinden tutan, kimi zaman anne-baba şefkatiyle yaklaşan görünmez bir kahramandır. Kendi ailesinden, dinlenme zamanından fedakarlık ederek öğrencilerinin geleceğine yatırım yapar. Bir çocuğun başarısında sadece bilgisi değil, sabrı, sevgisi ve emeği vardır.
Yıllar sonra iyi bir doktor, dürüst bir hakim, başarılı bir mühendis, vicdan sahibi bir gazeteci ya da topluma faydalı bir insan yetiştiğinde, o başarının temelinde çoğu zaman adı bilinmeyen bir öğretmenin alın teri bulunur. İşte bu yüzden öğretmenler yalnızca mesleklerini yapan insanlar değil, bir milletin geleceğini sessizce inşa eden mimarlardır.
Bir sağlık çalışanını düşünün… Gecesi gündüzü yok. Bayramda, tatilde, herkes ailesiyle vakit geçirirken o hastasının başında. Bir hastanın gözlerindeki umudu yeniden yeşertmek için kendi yorgunluğunu unutuyor. Bir teşekkür bile almadan görevine devam ediyor. Çünkü biliyor ki bazen bir tebessüm, bazen zamanında uzanan bir el, hayat kurtarmaya yetiyor.
Bir gönüllüyü düşünün… Kimseden maaş almıyor, kimse ona “git” demiyor. Buna rağmen ihtiyaç sahibinin kapısını çalıyor, yaşlı bir insanın yükünü omuzluyor, engelli bir bireyin sandalyesini itiyor, bir çocuğun başını okşuyor. Belki fotoğrafı çekilmiyor, belki haberlere konu olmuyor. Ama yaptığı iyilik, dokunduğu hayatlarda yıllarca yaşamaya devam ediyor.
Bir hayırsever düşünün… Adının açıklanmasını istemiyor. Verdiğini sağ el yaparken sol elin bilmesini istemeyecek kadar mütevazı davranıyor. Belki bir öğrencinin eğitim masrafını karşılıyor, belki bir hastaya umut oluyor, belki de hiç tanımadığı bir ailenin sofrasına ekmek koyuyor. Onun için önemli olan teşekkür değil, bir insanın yüzündeki tebessüm.
Ne yazık ki günümüz dünyasında iyilik bile görünür olursa değer görüyor. Sosyal medyada paylaşılmayan yardım yapılmamış, kameraya yansımayan fedakarlık yaşanmamış gibi bir algı oluştu. Oysa en büyük iyilikler, en sessiz yapılanlardır. Çünkü gösteriş için değil, vicdan için yapılırlar.
Toplum olarak başarıyı alkışlamayı biliyoruz. Kupaları kaldıranları, büyük makamları, şöhreti ve zenginliği konuşuyoruz. Oysa asıl alkışı hak edenler, bir çocuğun hayatını değiştiren öğretmen, bir hastaya umut olan sağlık çalışanı, kimsenin kapısını çalmadığı eve yardım götüren gönüllü ve hiçbir karşılık beklemeden paylaşan hayırseverdir.
Belki de bugün bulunduğumuz yerde olmamızın sebebi, adını bile hatırlamadığımız bir öğretmenin sözü, ismini hiç öğrenemediğimiz bir doktorun emeği ya da bizi hiç tanımayan bir insanın yaptığı iyiliktir. Hayat, çoğu zaman görünmeyen insanların omuzlarında yükselir.
Sessiz kahramanlar alkış istemez. Onların ödülü, bir çocuğun gülümsemesi, bir annenin duası, bir hastanın yeniden ayağa kalkması, bir yaşlının “Allah razı olsun” demesidir. Belki isimleri tarihe yazılmaz ama insanların gönlüne yazılır. Ve bazen bir gönülde yer edinmek, dünyanın bütün ödüllerinden daha kıymetlidir.
Bugün çevremize biraz daha dikkatle bakalım. Belki her gün yanından geçtiğimiz bir öğretmen, bir hemşire, bir gönüllü ya da bir hayırsever, bu şehrin gerçek kahramanıdır. Onlar sessizdir; ama ayakta kalan her toplumun en güçlü sesini aslında onların vicdanı oluşturur.

Kaleminize sağlık. Teşekkür ederiz 🙏👏👏