1997-2012 yılları arasında doğanları kapsayan Z Kuşağı’nın çalışma hayatına katılımıyla birlikte iş dünyasında yeni davranış biçimleri de tartışılmaya başlandı. Bunlardan biri de daha çok sosyal ilişkilerde kullanılan “ghosting” oldu.
Bir kişinin herhangi bir açıklama yapmadan iletişimi tamamen kesmesi anlamına gelen ghosting, iş hayatında ise çalışanın yöneticisine veya iş yerine bilgi vermeden işe gelmemesi ve iletişim girişimlerine cevap vermemesi şeklinde ortaya çıkıyor.
“ÖNCE ESPRİ ZANNETTİK”
Gelişim ve Kariyer Danışmanı Dr. Özlen Çetin Ege, konunun ilk kez gündeme geldiğinde kendilerine ilginç geldiğini ancak insan kaynakları alanında çalışanlarla yaptıkları görüşmelerde benzer örneklerin yaşandığını gördüklerini söyledi.
Ege, “Önce Wall Street Journal editörü Mary Julia Koch bunu dile getirdi. Z Kuşağı’nın ‘ghosting’ davranışını ilişkilerinden iş ortamına taşıdığını ve ciddi bir kitlenin işinden bu şekilde ayrıldığını öne sürdü. Bir çeşit hayalet olma durumu. Çeşitli şirketlerin insan kaynakları servisinde çalışan dostlarımdan da teyit ettim. Gerçekten yaşanıyormuş” ifadelerini kullandı.

İŞE BAŞLIYOR, BİRKAÇ GÜN SONRA ORTADAN KAYBOLUYOR
Çeşitli araştırmalarda dikkat çekici sonuçların ortaya çıktığını belirten Ege, Forbes’ta yer alan verilere göre Z Kuşağı’ndan işe başlayan her 100 kişiden 29’unun birkaç gün çalıştıktan sonra işe devam etmediğine ilişkin bulgular bulunduğunu aktardı.
Ege, bazı durumlarda çalışanlara telefon ve mesaj yoluyla da ulaşılamadığını belirterek, “Mesajlar görmezden geliniyor, aramalar açılmıyor. Hem sosyal medyada hem fiziksel dünyada aradığınız kişiye ulaşılamıyor. Yine bir ankete göre işe alımcıların yüzde 54’ü resmi bir iş teklifi sundukları Z Kuşağı çalışan adaylarından cevap alamıyor. Bu, iş dünyasının ciddiyeti açısından kırmızı alarm niteliğinde olabilir” dedi.
“İŞ DÜNYASI SANDIĞINIZDAN KÜÇÜKTÜR”
Çalışanların memnun olmadıkları bir işten ayrılmalarının doğal bir hak olduğunu vurgulayan Ege, ayrılma sürecinin doğru ve profesyonel şekilde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
İş yerinde yaşanan sorunların öncelikle yönetici veya işverenle görüşülebileceğini ifade eden Ege, sorunların çözülememesi halinde çalışanın usulüne uygun şekilde istifa edebileceğini kaydetti.
Ege, “İşinizde sevmediğiniz bir durum ya da faaliyet olabilir. Bunu müdürünüz ya da patronunuzla doğrudan görüşebilirsiniz. Sorun ortadan kalkmıyorsa istifa dilekçenizi vererek görevinizden ayrılabilirsiniz. Ancak hiç kimseye haber vermeden gitmek kabul edilebilir bir davranış değil” diye konuştu.
KARİYERDE KARŞISINA ÇIKABİLİR
Haber vermeden işi bırakmanın ilerleyen yıllarda kişinin kariyerini de etkileyebileceğine dikkat çeken Ege, iş dünyasındaki kurum ve kişilerin birbirleriyle bağlantılı olduğunu hatırlattı.
“İş dünyası zannettiğimizden çok daha küçüktür” diyen Ege, bugün haber vermeden ayrılınan bir şirketin ileride çalışılmak istenen başka bir kurumun iş ortağı veya paydaşı olabileceğini belirtti.
Olumsuz referansların kişinin sonraki iş başvurularında karşısına çıkabileceğini ifade eden Ege, haber vermeden ve gerekli prosedürleri yerine getirmeden işten ayrılmanın bazı durumlarda çalışan açısından hak kayıpları ve hukuki sonuçlar da doğurabileceği uyarısında bulundu.
Haber Abdulkadir Admış
