DOLAR
8,7359
EURO
10,3767
ALTIN
498,65
BIST
1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mardin
Sıcak
34°C
Mardin
34°C
Sıcak
Cumartesi Sıcak
37°C
Pazar Sıcak
36°C
Pazartesi Sıcak
37°C
Salı Sıcak
36°C

Biraz Yol Konuşalım

Biraz Yol Konuşalım
04.09.2020
0
A+
A-

     Yaklaşık on yıldır yazları ailecek Karadeniz taraflarına gidiyoruz. Gidip gördüğümüz kadarıyla o tarafların yolları, son yıllarda yapılan yatırımlarla gayetrahat bir yolculuk şansı tanıyor.

Şahsen, son yıllarda çokça duymaya başladığımız “Duvara, yola yani sadece taşa yatırım yapılmış.” eleştirilerine çok katılmıyorum. Zira yolu çok önemsiyorum ve onun için yapılan yatırımları da sonuna kadar destekliyorum. Çünkü yol medeniyetin anahtarıdır. Varmanın, ulaşmanın, el vermenin, gönüllere dokunmanın, bir olabilmenin en önemli koşuludur. Yol da diğer bütün araçlar gibi iyi veya kötü sonuç alma anlamında insan faktörüne bağlıdır elbet. Ama araçların kullanımıyla ilgili hasıl olan kötü sonuçlardan aracın kendisi mesul değilse ve yol da bir araç olduğuna göre onunla ilgili olumsuzluklardan da yolun kendisini mesul tutamayız.

     Yolla ilgili çevreye verilebilecek en az zararla yapılması, belli birilerine kamu mallarının peşkeş çekilmesi suretiyle haksız kazanç yollarının açılması, sağlam ve malzemeden çalmadan yapılmasının sağlanması için gerekli denetimlerin adilce yapılması gibi hususlarla ilgili eleştiri, takip etme ve sorgulama hakkımızı sonuna kadar kullanmalıyız. Ama gerekli yerlere kara, demir, deniz ve hava yolu ile ilgili yapılan yatırımları da önemsemeli ve desteklemeliyiz. Dediğim gibi ben bu meseleye bir kavuşma ve başkalarına ulaşma vesilesi olarak baktığım için böyle düşünüyorum. Bu anlamda çoğunu hiç kullanmadığım halde yapılan her türlü büyük yol projelerine çok seviniyorum.

     Mardin’den Karadeniz’ e doğru yol aldığımız yıllar boyunca o yolda yapılan çok büyük projelerin tamamlanmasının zorunlu tanıkları olduk. Bir zamanların “ölüm yolu” olarak bilinen Maden-Elazığ yolunun yıllar süren zorlu çalışmalarla nasıl bambaşka bir yola dönüştüğüne şahit olduk. O yolun eski halini ve coğrafyasının çalışma açısından ne kadar zor bir yer olduğunu bilenler elbette ki son halinin kıymetini çok daha iyi bilirler. Sonra Elazığ’a varmadan bir otobanı aratmayan çevre yolu geliyor ki şehir içi trafiğini büyük araçların kalabalığından tamamen izole eden bir misyon ifa ediyor. Hele ki Malatya’nın çoklu bölünmüş yolları ve battı-çıktıları trafiğin oldukça rahat akmasını sağlıyor. Ondan sonra Malatya-Sivas arası iki yüz elli kilometreye yakın bir uzunluktaki yol başlıyor. Bu yol da eskiden çok dar ve çok tehlikeli bir yoldu. Yıllar içinde gide gele bu yolun neredeyse tamamına yakının, birçok tünel çalışmasıyla beraber çok güzel bir bölünmüş yola dönüştüğüne şahit olduk. Sonra Tokat’ın yine dağları dümdüz ederek yapılan bir çevre yolu var. En sona Amasya bırakılmıştı. Amasya’dan geçmek tam anlamıyla bir işkenceydi. En son oranın da çevre yolu o yalçın dağlara rağmen çok güzel bir şekilde tamamlanıp açıldı. Gerçekten Amasya’nın içine girmeden geçmek isteyenler için çok rahatlatıcı bir seçenek olmuş. Bu yerlerden sonra Karadeniz’e iyice girmiş oluyoruz ki artık burada iktidarın kendinden geçtiğini görüyorsunuz. Ferhat gibi desem az olur ama her halde onun aşkıyla desek doğru olur; dağ, taş, deniz dinlemeden her yeri gah delerek gah dümdüz ederek gah doldurarak yol kılıyor. Denizin içini doldurarak yapılan çok güzel bölünmüş yolları, dağların bağrından geçen o geniş ve upuzun tünelleri, köprülü kavşakları, bir alttan bir üstten giden yolları, denizin içine yapılan uluslararası özelliği taşıyan havaalanlarını, limanları görünce ben çok mutlu oluyorum. Hatta nedenini bilemesem de gururlanıyorum. Dedim ya ben bir yol severim.

     Karadeniz’e ve ülkenin dört bir yanına elbette ki yollar yapılsın, en güzelleri, en genişleri hem de. Ama özellikle Karedeniz’de cezbeye gelen bir müridin aşkıyla kendinden geçen ve bu aşkla her türlü engeli darmadağın ederek yol yapılması gereken yere yol yapanların, o cezbe halinin en azından son sallanışlarını buralarda yapmalarını beklemek bizim hakkımız diye düşünüyorum. Yıllardır Mardin’e bir çevre yolu yapmanın masrafından dolayı zorluğundan bahsedenler Bolaman’dan sonra başlayan, oradaki halkın “tüneller” diye adlandırdığı Ordu yolunun sadece bir tünelinin maliyetiyle Mardin için çok rahat bir çevre yolunun yapılabileceğini görürlerdi. Şehir içinde koca koca tırlarla, tankerle gitmek herhalde bize özgün bir kader olmasa gerek. Mardin-Kızıltepe arası her yıl ölümlü kazaların yaşandığı virajlı iniş acaba ne zaman adamakıllı yapılacak? Hop Tepesi’nden sonra Ömerli’ye olan duble yol neden tamamlanmaz acaba? Siyasetteki etkinliğiyle övünüp durmasına rağmen Midyat’a olan yol neden yıllardır yapılamıyor? Üstelik burada da her yıl ölümlü kazalar yaşanmasına rağmen neden bir adım atılmıyor? Diyarbakır’a girmeden Elazığ yoluna girmek için yapılan çevre yolu şu anda tam anlamıyla şehiriçi yoluna dönmüş durumda. Hele ki orada ki tabelaların olmayışı, olanların da işlevsizliğini insan izah edemiyor. Kızıltepe’ye geçen gün bir iş için gittiğimde yıllardır bir türlü bitmeyen o kazılı yollarından çıkana kadar içimiz dışımıza çıktı desem inanın abartmış olmam. Mardin’e “battı-çıktı” adı altında bana göre bir battı oğlu battı yapıldı ki her halinden aşkla yapılmadığı anlaşılıyordu. Yoksa bir buçuk yıldan fazla şehir halkının hem toz hem gürültü olarak canına okuyan ve bir sürü parayla yapılan bir projenin refüjü yol ortasında unutulur muydu!Onca kamu kaynağını bu kadar işlevsiz bir proje için harcamak şehir trafiğine ne katkı sağladı, ben bilemiyorum.

     Buralara yol anlamında hiçbir şey yapılmadı demek elbette ki insafsız ve gerçekten uzak bir değerlendirme olur. Çok şükür ki eskisinden çok daha iyiyiz. Ama yol anlamında benzetecek olursak, Karadeniz’de ve başka yerlerde aya çıkılmışken buralarda hala aya gidecek mekiğin yapımı için fizibilite aşamasındaysak doğru gitmeyen, eksik bırakılan bir şeyler olduğunu herkesin kabul etmesi ve ilgililerin buna bir çözüm bulması lazım. Eğer karar vericiler buralarda aşka gelemiyorlarsa, cezbe haline giremiyorlarsa bilsinler ki en güzel gönül defi çaldıracak maneviyat buralarda ziyadesiyle var çok şükür.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.