Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdulkadir Admis

KÜRT KADINI

Kadın dili dini ırkı rengi ve kimliği ne olursa olsun önce insandır. O bir annenin merhameti bir eşin sadakati bir ablanın şefkati bir kardeşin samimiyeti ve bir evladın umududur. Kadın hayatın taşıyıcısı ailenin temel direği ve toplumun vicdanıdır. Kürt kadını da bu büyük değerin ayrılmaz bir parçasıdır. Yüzyıllardır emeğiyle sabrıyla fedakarlığıyla hayatı omuzlayan Kürt kadını sadece bir kimliğin değil alın terinin direncin ve insanlık onurunun da temsilcisidir. Bu nedenle Kürt kadınına yönelen her küçümseyici söz veya yaklaşım yalnızca bir topluluğu değil kadınlık onurunu ve insanlığın ortak değerlerini hedef almış olur.

Toplumların gerçek medeniyet seviyesi kadınlarına gösterdikleri saygıyla ölçülür. Bir ülke ekonomik olarak büyüyebilir şehirler gelişebilir teknolojik ilerlemeler yaşanabilir. Ancak kadınların değersizleştirildiği bir yerde vicdani kalkınmadan söz etmek mümkün değildir. Çünkü kadın hayatın merkezidir. Ailenin temelidir geleceğin mimarıdır ve toplumun sessiz kahramanıdır.

Bu topraklarda kadın olmak hiçbir zaman kolay olmadı. Özellikle Anadolu ve Mezopotamyanın kadını yoksulluğun göçün zorlu yaşam şartlarının ve toplumsal yüklerin en ağırını taşıdı. Buna rağmen hayattan vazgeçmedi. Tarlada çalıştı evinde çocuklarını büyüttü ailesini ayakta tuttu. Her şeye rağmen üretmeye yaşamaya ve yaşatmaya devam etti.

Kürt kadını da bu büyük mücadelenin en önemli temsilcilerinden biridir. Onun hikayesi alın terinin sabrın ve direncin hikayesidir. Bu nedenle herhangi bir topluluğun kadınını alay konusu yapmak ya da onu aşağılayıcı ifadelerle anmak sadece o topluluğu değil insanlığın ortak değerlerini de yaralar.

Son günlerde kamuoyunda tartışılan bazı açıklamalar sözün ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını bir kez daha göstermiştir. Özellikle toplumda tanınan ve etkili konumlarda bulunan insanların kullandıkları ifadeler yalnızca bulundukları ortamı değil milyonlarca insanın düşünce ve duygularını da etkileyebilmektedir. Bu nedenle söylenen her sözün ölçülü saygılı ve sorumluluk bilinciyle kurulması gerekir.

Mizahın amacı insanları güldürmektir kırmak aşağılamak ya da ötekileştirmek değildir. Bir toplumun kadınını hedef alan ifadeler ne kadar espri olarak sunulursa sunulsun ortaya çıkan kırgınlığı ortadan kaldırmaz. Çünkü bazı sözler söylenip biter ama bıraktığı iz uzun yıllar silinmez.

Kadın üzerinden yapılan her küçümseyici yaklaşım aslında toplumun en güçlü bağlarına zarar verir. Çünkü kadın sadece birey değildir. Anne olarak hayat verir evlat olarak sevgi taşır eş olarak hayatı paylaşır emekçi olarak üretir ve insan olarak onur taşır. Onun değerini azaltmaya çalışan her anlayış aslında insanlığın değerini azaltmaktadır.

Tarih boyunca servet sahibi olanlar da oldu makam sahibi olanlar da. Ancak insanların hafızasında kalan şey sahip oldukları güç değil o gücü nasıl kullandıklarıdır. Gerçek büyüklük başkalarını küçültmekte değil farklılıklara saygı gösterebilmektedir. Çünkü insanın değeri karşısındaki insana verdiği değer kadar büyüktür.

Yakın geçmişte iş dünyasının önde gelen isimlerinden Rahmi Koçun bir program sırasında anlattığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran Kürt kadını içerikli fıkra da bu açıdan değerlendirilmelidir. Bir kadının kimliği üzerinden yapılan küçümseyici yaklaşımlar hangi niyetle söylenirse söylensin toplumun önemli bir kesiminde kırgınlık oluşturmuştur. İnsanların kökeni kültürü dili ya da aidiyeti üzerinden yapılan yaklaşımlar hiçbir zaman saygının ve insanlığın gereği olamaz. Hiçbir servet hiçbir makam ve hiçbir toplumsal güç insanların onurunu zedeleme hakkı vermez.

Toplumların bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey birbirini anlamak ve birbirine saygı göstermektir. İnsanları doğdukları yere konuştukları dile veya ait oldukları kültüre göre değerlendirmek yerine ortak insanlık paydasında buluşabilmektir. Çünkü hiçbir kimlik diğerinden üstün değildir. Üstün olan ahlak vicdan ve insan onuruna duyulan saygıdır.

Bir söz bazen yıllarca unutulmaz. Bir cümle bazen bir insanın kalbinde derin bir yara bırakabilir. Bu nedenle konuşmadan önce düşünmek güçlü olmanın değil olgun olmanın gereğidir. Gerçek güç başkalarını incitmekte değil onları anlamakta ve saygı göstermektedir.

Kürt kadını da Türk kadını da Arap kadını da aynı insanlık ailesinin eşit ve değerli üyeleridir. Müslüman bir kadın da Hristiyan bir kadın da Ezidi bir kadın da Ermeni bir kadın da rengi dili dini ve kültürü ne olursa olsun aynı saygıyı hak eder. Türkçe konuşan bir kadın da Kürtçe konuşan bir kadın da Arapça konuşan bir kadın da aynı değere sahiptir. Onları değerli kılan şey mensup oldukları kimlikler değil taşıdıkları emek fedakarlık merhamet ve insanlık onurudur. Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın hangi dile hangi inanca veya hangi kültüre mensup olursa olsun bütün kadınlar aynı saygıyı hak eder. Bir kadını kökeni dili dini ya da aidiyeti üzerinden küçümsemek sadece onu değil insanlığın ortak değerlerini de incitir.

Bugün hangi makamda hangi görüşte veya hangi konumda olursak olalım önce insan olmayı öğrenmek zorundayız. Çünkü insan olmak sadece konuşmak değil karşımızdakinin onuruna saygı gösterebilmektir. Ve unutulmamalıdır ki bir toplumun vicdanı kadınlarına gösterdiği saygı kadar büyüktür.

Kadını inciten sözler sadece bir insanı değil toplumun geleceğini de yaralar. Çünkü kadın hayatın kaynağıdır. Onun emeğine onun mücadelesine ve onun onuruna sahip çıkmak insanlığın ortak sorumluluğudur. İnsan olmanın en temel ölçüsü de tam olarak budur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER