
Hayat, insanı sürekli sınayan, yoluna türlü engeller koyan uzun bir yolculuk. Bu yolculukta kimileri rüzgâra kapılıp savrulurken, kimileri ise kökleri sağlam bir çınar gibi dimdik durmayı başarır. İşte tam da burada, elif harfi gelir aklıma… Ne sağa, ne sola eğilen; ne bir tarafa meyleden, ne de başka bir şekle girmeye çalışan tek başına, vakur, asil ve dimdik.

Elif gibi durmak, sadece fiziksel bir duruş değil, aynı zamanda bir karakter meselesidir. Duruş sahibi olmak, inandığı doğrulardan ödün vermemek, her türlü baskıya, çıkar ilişkisine ve dünya nimetlerine rağmen eğilip bükülmemektir. Çünkü elif gibi duranlar, hayatın her zorluğuna karşı sağlam durabilenlerdir. Öyle ki, ne rüzgârın savurduğu bir yaprak gibi oraya buraya sürüklenirler ne de baskılar karşısında eğilip bükülürler.
Bugünün dünyasında elif gibi dimdik durabilmek, belki de en zor işlerden biri. Çevremize baktığımızda, menfaatleri uğruna eğilip bükülen, çıkarlarına göre şekil değiştiren, rüzgârın yönüne göre tavır alan insanları görmek mümkün. Oysa insanı insan yapan, onun ilkeleri, ahlakı ve şerefidir. Eğer kişi bu değerlerini kaybederse, geriye sadece şekilsiz bir siluet kalır. Oysa elif, en sade haliyle en güçlü harflerden biridir. Tek başına durur ama anlam yüklüdür, taviz vermez ama her zaman değer görür.
Bazen hayat, elif gibi dimdik durmanın ağır bedellerini de önümüze koyar. Bizi yalnız bırakır, üzerimize yükler yükler ama unutmamalıyız ki, eğilip bükülen dallar en çabuk kırılanlardır. Oysa elif gibi duranlar, ne olursa olsun yıkılmazlar. Doğrunun, dürüstlüğün ve adaletin savunucusu olmak kolay değildir.
Bugün herkes bir yol ayrımında. Kimileri kalabalıkların, popüler olanın peşinden giderken, kimileri doğru bildiği yolda tek başına yürümeye cesaret eder. Tarih bize göstermiştir ki, dünyayı değiştirenler hep elif gibi dimdik duranlar olmuştur. Çünkü insanın asıl mirası, geride bıraktığı mal mülk değil, onurlu duruşudur.
Öyleyse biz de elif gibi olalım. Başımız dik, ahlakımız sağlam, sözümüz doğru olsun. Kimsenin önünde eğilmeden, kimseye minnet etmeden, sadece hakikatin izinden gidelim. Çünkü elif gibi duranların hikâyesi, zaman geçse de unutulmaz. Ve unutmayalım ki, elif gibi durabilmek cesaret ister, ama sonunda kazanan hep elif gibi duranlar olur.