DOLAR
8,4047
EURO
10,1808
ALTIN
507,39
BIST
1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mardin
Az Bulutlu
30°C
Mardin
30°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
31°C
Salı Az Bulutlu
31°C
Çarşamba Az Bulutlu
32°C
Perşembe Az Bulutlu
28°C

Hidayet Üzere Olmak

Hidayet Üzere Olmak
12.08.2015
0
A+
A-

Sevgili okurlarım. Yine birlikteyiz. Bizleri bu vesileyle bir arada kılan Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve şükrederiz.

Hidayet insan ruhunun dünya hayatında Allah’a ulaşmasıdır. Allah bütün insanları ruh, nefs ve fizik üçlüsüyle serbest iradeli bir varlık olarak  yaratmıştır. Ruh Allah’a ait bir emanet olarak dünya hayatında bize üfürülmüştür. Ölmeden evvel ruh emanetini serbest iradeyi kullanarak Allah’a ulaştırmak herkesin üzerine farzdır.

Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz bir hadîsinde: “Emanete riayet etmeyenin îmânı yoktur, ahde vefa etmeyenin dîni yoktur” buyuruyor. Ruh ezelde Allah’a dünya hayatında Allah’a ulaşacağına dair misak (söz) vermiştir. Allah’a ulaşmayı dilemeyen, yani emanete riayet etmeyenin îmânı yoktur. Îmânsız amelin kimseye faydası yoktur.

5 / MÂİDE – 105: Yâ eyyuhellezîne âmenû aleykum enfusekum, lâ yadurrukum men dalle izehtedeytum ilâllâhi merciukum cemîân fe yunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.

Mâide Suresinin bu 105. âyeti açıkça dalâlette olan, Allah’a ulaşmayı dilemeyenin hidayet üzere olan Allah’a ulaşmayı dilemeyenlere hiçbir zarar vermeyeceğini bildiriyor.

Sahâbe Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin haline baktıkça onlara acır; şer ve hayrı ayırdetmeyen bu kimseleri gördükçe üzülür, Allah’a ulaşmayı dilemeleri için devamlı olarak onlara hidayeti tebliğ ederlerdi, hidayete girmelerini isterlerdi.

Sahâbenin hepsi başlangıçta cahiliye âdetleri üzere dalâlet hayatını yaşarken, Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimizin tebliğine uyarak Zumer-17’ye göre hepsi dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilediler ve kendilerini şeytana kul olmaktan kurtardılar.

39 / ZUMER – 17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Allahû Tealâ mü’minlere, sahâbeye “Siz kendinize bakın, kendi nefsinizi tezkiye ederek ruhunuzu Allah’a ulaştırırsanız, Sizler hidayet üzere olursanız, dalâlette olanlar size zarar vermez” buyuruyor.

Günümüzde ne yazık ki hidayet unutulmuştur. Herkes Allah’a ulaşmayı dilemeden sadece vasıta emirlerden ibaret olan İslâm’ın 5 şartıyla kurtuluşa ulaşacağını zannediyor.

14 asır evvel Peygamber (S.A.V) Efendimiz bugünleri hadîsinde şöyle belirtmiş:
“Bir zamanlar sadece Kur’ân-ı Kerim’in resmi ve İslâm’ın ismi kalacak, insanlar İslâmî isimlerle adlandırılmalarına rağmen İslâm’dan en uzak kişiler olacaklar. Mescidleri dışarıdan ma’mur ve içinde hidayetten eser olmayacak, o gün yaşayan âlimler gök kubenin altında yaşayan insanların en şerlileri, fitne onlardan çıkmış tekrar onlara dönecektir.” buyuruyor.

İşte insanların % 90’ından fazlasının hidayeti unuttuğu günümüzde dünya hayatında ruhen Allah’a ulaşmayı, hidayeti dilemeden kimsenin kurtuluşu mümkün değildir. Serbest iradesiyle kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse Allahû Tealâ mutlaka onu kendisine ulaştırır.

Her devirde hidayetçiler vardır. Devamlı olarak hidayeti tebliğ ederler. Hidayet dîni yaşamanın omurgasıdır, olmazsa olmaz şartıdır. Bütün insanlar dünya hayatına hidayeti yaşamak üzere gelirler.

2 / BAKARA – 38: Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî hudenfe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz dedik ki: “Hepiniz oradan (aşağıya) inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.”

20 / TÂHÂ – 123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Hepinizin hidayete ulaşmanız dileğiyle, Bir daha ki yazımızda buluşmak üzere Allah’ın sevgisiyle kalın. Allah ile kalın, mutlu kalın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.