DOLAR
17,9593
EURO
18,2479
ALTIN
1.027,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mardin
Açık
34°C
Mardin
34°C
Açık
Salı Açık
35°C
Çarşamba Açık
34°C
Perşembe Açık
35°C
Cuma Açık
35°C

Allah’ın Davetine İcabet Edelim

Allah’ın Davetine İcabet Edelim
03.08.2022
0
A+
A-

“Davete icabet sünnettendir” demiş eskiler. Beşerî ilişkiler açısından da bir yere davet edildiği zaman o davete icabet etmek nezaketin bir gereğidir. Davet eden davet edileni sevdiğinden bunu yapmaktadır. Hiç kimse sevmediği birisini davet etmez diye düşünüyorum. Biz insanlar arasında gerçekleşen bu olay Allah ile insan arasında ise bir emir olarak bizlere ulaştırılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın insanları davet ettiği bir yer vardır. Gelin hep birlikte Allah’ın davetini hatırlayalım.

Allah sevdiği insanları El-Hakk olan kendisine davet etmektedir.

13/RA’D-14: Lehu da’vetul hakk(hakkı), vellezîne yed’ûne min dûnihî lâ yestecîbûne lehum bi şey’in illâ kebâsitı keffeyhi ilel mâi li yebluga fâhu ve mâ huve bi bâligıh(bâligıhî), ve mâ duâul kâfirîne illâ fî dalâl(dalâlin).

Hakkın daveti O’nadır (Kendisinedir, Allah’adır). O’ndan başkasına davet ettikleri (şeyler), onlara bir şeyle icabet etmezler. Onlar ancak suya, onun ağzına, suyun ulaşması için avucunu açmış kimse gibidir. O (su), ona ulaşacak değildir. Ve kâfirlerin daveti, dalâletten (su nasıl onların ağızlarına ulaşamıyorsa, dalâlette olanlar da hidayete ulaşamaz) başka bir şey değildir.

Ayetten anlaşılacağı üzere Allah’ın bir daveti var, davet Allah’ın zatınadır. Yine bu manada Allah’ın bir emri söz konusu.

89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).

Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

Burada Allah, kendisine dönülmesini emretmektedir. Bu iki ayet penceresinden bakıldığında Allah’ın daveti kendisine ve emir olarak bizlere ulaştırılmıştır. Olayın bir başka boyutu ise teslimiyettir.

39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).

Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.

Burada Allah kendisine teslim olmanızı emrediyor. Allah’a dönüp Allah’a teslim olmak Allah’ın davetin temelini oluşturuyor. Buradaki teslimiyet külli bir teslimiyettir (ruh, fizik vücut, nefs ve iradenin teslimi) yani Allah’a külli itaattir.

Allah’a itaatin bir diğer yönü ise Resul’e itaattir.

4/NİSÂ-80: Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ(hafîzen).

Kim Resûl’e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah’a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.

 

Çünkü Allah‘ın emirleri bizlere Resulü vasıtası ile ulaştırılır. O Resul’ün getirdiği bu davete icabet etmek söz konusu dur.

22/HACC-67: Li kulli ummetin cealnâ menseken hum nâsikûhu fe lâ yunâziunneke fîl emri ved’u ilâ rabbik(rabbike), inneke le alâ huden mustekîm(mustekîmin).

Ve Biz, bütün ümmetler için mensek (tek bir şeriat) tayin ettik. Onlar, onunla (o şeriatle) amel ederler (etsinler). Öyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler (çekişmesinler). Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.

Her kim Resul’ün getirdiği bu davete (Allah’a ulaşmayı dilemek-Allah’a teslim olmak) icabet ederse Resule itaat etmiş olur yani Allah’a itaat etmiş olur. Resule itaat ettiğimiz zaman Allah’ın bizi seveceğini Allah söylüyor.

3/ÂLİ İMRÂN-31: Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).

De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah “Gafur”dur, “Rahîm”dir.”

O halde Allah tarafından sevilmek isteyenler Allah’ın daveti olan Allah’a teslim olmaya yani Allah’a ulaşmayı dilemeye kendini mecbur hissetmelidir. Bunu yapan kişi Resule itaat ettiği için Allah’a itaat etmiş olur ve Allah tarafından sevilen bir kul olmuş olur. Allah tarafından sevilmek istemeyen biri yoktur diye düşünüyorum. Şu kâinattaki en büyük saadet ve şeref Allah tarafından sevilmek olsa gerek. O halde Allah tarafından sevilmek varken neden sevilmemek? Bütün bunların bizim elimizde olduğunu unutmamak gerekir. Allah davetini yapar ve zorlamaz.

 2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).

Dînde zorlama yoktur. irşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.

Hem dünya hem ahiret saadetine ulaşmak isteyenlerin bu davete icabet etmesi söz konusu olmalıdır. En doğru kararı vereceğimize olan inancımla,

Allah ile kalın, mutlu kalın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.