
Ünlü Bosna bilgini Aliya İzzetbegoviç yaşam mücadelesini,
“Hayat; İman eden ve Salih amel işleyenler dışında herkesin kaybedeceği bir oyun alanıdır” şeklinde özetler. İşte insanoğlunun kısaca hayat hikâyesi bu.
Bugün farklı bir konu başlığı ile bu köşede yine siz değerli okuyucularla birlikteyim. Maksadım çok kısa bile olsa, iyi bir insan olmanın güzel bir şey olduğunu hatırlatmaktır. Bu yazıyı okuyanlar arasında mutlaka iyi insanlar vardır. İyi insan olmak gerçekten bambaşka bir şey.
Bir kitapta okuduğum küçük bir alıntı ile başlamak isterim: “Osmanlı zamanında havanın karlı ve çok soğuk olduğu bir günde adamın biri evinin penceresinden dışarıyı izliyor. Süt satan adamın sesini duyar ve hanımına, ‘kap getir de süt alalım’ der. Hanımı, ‘Bizde süt var, ihtiyacımız yok’ deyince adam hanımına: ‘bizim ihtiyacımız yok, ama adamın ihtiyacı var. Baksana bu soğukta, aynı sokaktan kaçıncı geçişi’ der ve ihtiyacı olmayan sütü alır.” Bu kıssada adamın gösterdiği incelik gerçekten takdire şayan; iyi olmak ne güzel bir şey. Keşke biz de bu davranışları gösterebilseydik.
İnsanlara iyilik etmek babından mutlaka hayat kurtarmamız gerekmez. Bir gülümsemenin dahi sadaka olduğunu hatırlatmak isterim. Bir yaşlının elinden tutmak, hal hatır sormak hiç de küçük bir iyilik değildir. İnsanlara hizmet anlamında yapılacak çok şey olduğunu asla unutmayalım; bir yetimin başını okşamak, aç olan birisinin karnını doyurmak…
Yüce Rabbimiz bir ayeti kerimesinde şöyle buyurur: “Sevdiklerinizden infak etmedikçe iyiliğin zirvesine ulaşamazsınız.” Bu ayette iyiliğin zirvesine ulaşmanın yolu gösteriliyor; sevilen mallardan, nimetlerden infak etmek.
Dünya Mücadelesini Mutlaka İyiler Kazanacaktır
Şöyle bir etrafımıza baktığımız zaman tüm insanlarda şu ortak noktayı görürüz, o da şu: hiçbir insan kendisini kötü olarak görmez, kendilerini hep iyi bir insan olarak görür. Oysaki gerçekler bunu doğrulamıyor. İnsanlar, ilk peygamber Hz. Adem’den bu yana iyi ve kötü olarak yaşamlarını sürdürmüş, bu güne kadar böyle gelmiş, bundan sonra da böyle devam edecek. Yani dünyada her zaman iyiler ve kötüler var olacak ve birbirleriyle mücadele edecektir. Allah bu dünya mücadelesini iyilerin, yani salih amel işleyenlerin kazanacağını vaat ediyor. Ünlü Bosna bilgini Aliya İzzetbegoviç meseleyi, “Hayat; İman eden ve Salih amel işleyenler dışında herkesin kaybedeceği bir oyun alanıdır” şeklinde özetler. İşte insanoğlunun kısaca hayat hikâyesi bu.

İyilerin Safında Yer Almak Erdemliktir
Bir başka açıdan iyi insan olmak; kişinin dünya hayatında safını belirlemesidir. Ya iyiler safındadır yâda kötülerin. Tüm hayatında bu ayırımı görmek mümkündür. Topyekûn davranışlarına bakıldığı zaman bu ayırımı rahatlıkla görebilir. Sözün burasında yöremizde anlatılan meşhur karınca misalini hatırlatmakta fayda var. Karınca malumunuz küçücük bir hayvan. Ağzında tuttuğu su ile Hz.İbrahim’in ateşini söndürmek ister. Görenler karıncaya ‘sen bu küçük ağzında tuttuğun suyla koca ateşi nasıl söndüreceksin?’ sorusuna verdiği yanıt çok ilginç: ‘ateşi söndüremeyeceğimi çok iyi bilirim, lakin ben safımı belirliyorum; İbrahim’in safındayım’
Sözün özü: Sevgili okurlarım, ömür akıp gidiyor. Nice ömürler var ki çok uzun; seksen, doksan, yüz yıl… Ama hiçbir değeri olmayabilir. Bir insan yüz yıl yaşayabilir, ama yaşamında kayda değer bir eser, bir davranış, hiçbir iyilik yok. Burada önemli olan ömrün uzunluğu değil, yaşamın değerli olmasıdır. İyi olmak için vaktimiz var. Her an içinde yaşamakta olduğumuz hayat son bulabilir. Yaşam fırsatını kaçırırsak bir daha geri getiremeyiz. Can bedende oldukça iyilerin safında olalım, iyilik yapalım, kötülüklerden uzak duralım.
Gerçekten iyi olmak/iyilerden olmak bambaşkadır.
Bir başka mevzuda buluşuncaya dek, hoşça kalın, sağlıkla kalın.