DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
Prof.Dr. Nazif GürdoğanTÜM YAZILARI

Ekonomide Üretimi Artırma Bir Sermaye İşi Değildir

Yayınlanma Tarihi : Google News
Ekonomide Üretimi Artırma Bir Sermaye İşi Değildir

 

Türkiye yüzyıla yakın bir zaman boyutunda, büyük bir savaş görmemesine rağmen, Avrupa ülkeleri seviyesinde bir üretim patlaması gerçekleştiremedi. Türkiye”de, milletten daha güçlü bir devlet olduğu için, hem nitelik, hem de nicelik açısından, eğitim kurum ve kuruluşları geliştirilemedi. Türkiye”nin eğitim seviyesi düşük olduğu için, üretim seviyesi de düşüktür. Çünkü, üretim gücünü büyütmek, bir eğitim işidir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın ve Japonya”nın Hiroşima ve Dresden başta olmak üzere, bütün şehirleri yerle bir edildiler. Her iki ülke, yol, köprü, liman ve havaalanı gibi altyapı yatırımlarıyla birlikte ağır sanayi tesislerini de yitirdiler. Savaşın üzerinden elli yıl geçmeden, Japonya ve Almanya, küllerinden yeniden doğan anka kuşu gibi, savaş yıkıntıları arasından yeniden doğmasını başardılar.

Türkiye”nin karşı karşıya olduğu ve toplumun bütün kesimlerini etkiliyen sorunların başında, üretim güçsüzlüğü gelir. Dünyanın her ülkesinde üretim güçsüzlüğü, ürettiklerinden çok daha fazlasını tüketen, kamu kurumlarından, kamu kuruluşlarından kaynaklanır. Bunların başında da güvenlik güçleri gelir. Onlar güvenlik sözkonusu olduğunda, akan sular durur diyerek, ülke kaynaklarının büyük bir kısmına el koyarlar.

Zengin doğal kaynaklara sahip, yılda dört mevsimin birden yaşandığı, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye”de, üretim seviyesinin düşüklüğü, eğitimli insan kaynaklarının yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Türkiye”nin üretim güçsüzlüğünü gidermek için, toplumun bütün kesimleriyle birlikte, her kuruma, her kuruluşa büyük görevler düşmektedir. Artık Türkiye”de kimse ekmek peşinde koşmamalı, herkes buğday yetiştirmesini öğrenmelidir.

Sanayi toplumlarından, bilgi toplumlarına geçen ülkelerde, üretim gücünü büyütmede, gelir farkı değil, eğitim farkı önemlidir. Sınırların önemini yitirdiği bir dünyada, ülkeler eğitim farklılıklarını gidererek, gelir farklılıklarını azaltabilirler. Bir ülkede insanlar deniz kenarında yaşıyorlarsa, yoksul düşmeleri mümkün değildir. Çünkü denizi olan bir ülkenin insanı, balık istemez, balık tutmasını öğrenir.

Bilgi toplumlarında üretim gücü ile eğitim seviyesi arasında doğru orantılı bir bağlantı vardır. Toplumlarının eğitim seviyesini yükselten ülkeler, ürün, hizmet, bilgi üretim güçlerini de büyütürler. Bilgi toplumlarında, sanayi toplumlarında olduğu gibi, üretim gücünü büyütmede, sermaye birikiminden daha çok bilgi birikimi önemlidir. Gökten para değil, bilgi yağar. Meyvası para olan ağaç yoktur. Ancak dünyanın her yanında, meyvası bilgi olan insan çoktur.

Bilgili insanlar güneş gibidirler, herkesi aydınlatırlar, yağmur gibidirler, herkesin ürününü büyütürler.

Küçük atölyeleri, büyük fabrikalara, üretmesini bilen, eğitimli ve bilgili insanlar dönüştürürler.

Eğitimsizlikten kaynaklanan bilgisizlik, dünyanın en büyük yoksulluğudur.