DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Yazarlar, Sanatçılar ve Aydınlar “Bu Bir Söyleşi Kitabıdır” Değerlendirdi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Yazarlar, Sanatçılar ve Aydınlar “Bu Bir Söyleşi Kitabıdır” Değerlendirdi
Küratör ve Sanat Yazarı M. Wenda Koyuncu ile Yazar Metin Aydın’ın katılımcı olduğu etkinlikte, Metin Aydın’ın yeni çıkan “Bu Bir Söyleşi Kitabıdır” eseri ile “Yazarlar, Sanatçılar, Aydınlar” konulu bir imza ve söyleşi etkinliği düzenlendi.

Mardin’in Artuklu ilçesinde Sanat/Çocuk ve Sanat Atölyesi’nde gerçekleşen söyleşi ve imza günü yoğun bir tartışma içinde gerçekleşti. 20 yıllık bir zaman dilimine yayılan 55 farklı hayatın nehir söyleşi tadında hikâyeleri; yazar, sanatçı ve aydın isimlerin yer aldığı, “Bu Bir Söyleşi Kitabıdır” isimli eserle okuyucuyla buluştu. Bu söyleşi kitabı, yaşadığımız coğrafyanın son 20 yılda tecrübe ettiği kültürel, siyasal ve toplumsal dönüşüm ve değişimi, alanında yetkin 55 hayatın öyküsüyle harmanlayıp adeta bir “veri deposu” görevini yüklenmektedir.
Söyleşi ve imza gününde, toplumun farklı kesimlerinden edebiyatseverlerin yanı sıra kitabın öznelerinden de olan kimi isimler (M. Bedi Demir, M. Latif Sağlam, M. Mahsum Oral, A. Kerim Koşar, Gani Türk, Seçil Duyan) yer aldı. Etkinliğe tartışmacı olarak katılan Küratör ve Sanat Yazarı M. Wenda Koyuncu, “çağdaş sanat” pratiği üzerinden girizgah yaptığı konuşmasına, “yazar kimdir?” sorusu ile  “söz” ün önemine vurgu yaptı. Koyuncu, “Yazının faili olan birey, yazar, kimdir? Yazar; sadece dünyaya ne söylediğinden mi mesuldür, sadece bir sözün aracısı mıdır, yoksa dünyanın huzursuz bir ruhu mudur? Aslında yazar sadece ürettiği ürünle değil aynı zamanda belli bir noktada belli bir düzene karşı, gerektiğinde, söylem üreterek tutum da geliştirebilendir. Bu kavram dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkça tartışılmıştır. Yazar aslında bir Prometheus’tur. Sözü, seküler anlamda, tanrıdan almış ve bireye indirmiştir. Demek ki “söz” dünyasal bir şey değil aslında tanrısal bir şeydir.” dedi. Metin Aydın’ın “Bu Bir Söyleşi Kitabıdır” eserinin, “Edebi değerinin yanında tarihsel bir kaynak olarak da ayrıca bir öneme sahip olduğunu/olacağını” imledi. Ayrıca Metin Aydın’a, “Bu eserin doğmasının ardındaki motivasyon/amaç nedir?” sorusunu yöneltti.
Aydın, “Öncelikle yaşadığımız kültürel ortamın gereğinden fazla siyasal söyleme tekabül eden ruhuna kültür, sanat ve fikir noktasında bir cevap verme telaşıyla hareket ettim diyebilirim. Siyaset kendi işini yapacak, yapıyor zaten, ancak bunun dışında da bir dünya var… Her şeyin siyaset üzerinden okunması, “hayat o kadar da tekdüze değil!” dedirtti bana. Sürekli bir yerden ve aynı ezberle konuşmamak lazım. Bu sebeple, bu toprakların bağrındaki değerlerle, karınca kararınca çabalayan yazar, sanatçı ve aydın insanlarımıza, “Ne yapıyorsunuz?”, “Nelerle uğraşıyorsunuz?”, “Farklı bir dil yaratabilir miyiz?”, “Yeni bir şey söyleyebilir miyiz?” gibi benzer sorular etrafında, bu camiada fazla görünür olmayan ve ağırlıklı olarak da ilk eserleri yayınlanmış kişilerle detaylı söyleşiler yaptık… Özetle, kendi payıma, kültür, sanat ve fikir ağırlıklı yapılar oluşturma gayretindeki insanların ne(ler) söyleyeceklerini duyma arzusunda oldum. Bu yazıp üreten insanlar; hayata dair bir dertleri ve söyleyecek bir dolu sözleri olan insanlar… Onlar için (ama öncelikle kendime), birlikte iletişimde olabileceğimiz bir “platform” eksikliğini gördüm, hissettim en baştan… Hepsinin hayat karşısında bir derdinin olması ortak paydalarıydı… Zaten yazar, sanatçı ve aydın dediğimiz insanlar; bu “arıza tipler”, problemleri (dertleri) olan insanlar değil midir? Belki de onları üretken yapan da budur! Bahse konu olan bu üreten, düşünen insanlar; iç dinamiklerin bu kadar kötü(rüm) olduğu bir coğrafyada, farklılıklarını birer zenginlik olarak bir potada eritebilmebilmeyi, bu zorlu imkânını bir kitap şeklinde vücuda getirebilir miyim umuduyla hareket ettim. “Ortak bir dil” konuşabileceğim(iz), ortaklaşabileceğim(iz) bu insanlarla irtibata geçtim “Bu Bir Söyleşi Kitabıdır” adını verdiğim eserimizde. Onlar zaten sanatlarını icra ediyorlardı… Esas derdim, hâlihazırda edebiyatı, sanatı, fikir üretmeyi kendine dert edinen bu insanlarımızı (düşüncelerini) bir şekilde “kayıt altına almak” ve bununla bir nevi “ortak hafıza” yaratmaktı… Yani, yarın öbür gün bu meselelerle ilgili kafa yoracak ilgili insanların ellerinin altında sanat, edebiyat ve düşünceyle alakalı süreçlerin nasıl yaşandığına, aynı ortamda teneffüs eden insanların kafaları nerelere çarptığına, nerelerden ilham aldıklarına ve kimlerle neleri konuştuklarına, tartıştıklarına dair soruların cevapları ellerinin altında hazır bulunsun istedim. Bunlar; ilgili insanların, tekrar tekrar aynı filmi izlenmesin ve bu işin/hikâyenin aktörlerinin kendileri dışında da insanların bu minvalde uğraştıklarını, dünyanın da sadece kendilerinin etrafında dönmediğini bilsinler kaygısı taşıdım… Yani, “Bakın, sizler tek yaşamıyorsunuz buralarda, sağdan da soldan da ve daha farklı (aykırı) düşüncelerde, herhangi bir ideolojik angajmanı olmayan gırla insanlarımız var.. Neticede toplumlar farklılıklarıyla güzelleşiyor, renkleniyor; böyle bir kaygıyı esas alarak “Bu Bir Söyleşi Kitabıdır” eserini oluşturduk…” dedi.