Sevgi Nedir? – Mardin İletişim Gazetesi
DOLAR
9,6155
EURO
11,2367
ALTIN
554,31
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mardin
Az Bulutlu
23°C
Mardin
23°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Az Bulutlu
23°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
21°C
Salı Parçalı Bulutlu
18°C

Sevgi Nedir?

Sevgi Nedir?
07.10.2015
0
A+
A-

“Yaratılışın sebebi sevgidir.” Allahû Tealâ sevmeseydi yaratmazdı. Allah her şeyi sevgiyle yaratmıştır. Allah’tan bize akan şey sevgidir. Allahû Tealâ’nın da insanlardan istediği tek şey; SEVGİDİR. Sevgi tüm insanların ortak mutluluk dilidir. İnsanların diğer insanlarla ve Allah ile olan ilişkileri hep sevgiye dayalıdır.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in çok veciz bir hadisi var: “Allahû Tealâ’yı ni’metlerinden dolayı seviniz. Beni de Allah’tan dolayı seviniz. Sahâbemi de benden dolayı seviniz.”

Allahû Tealâ’nın biz insanlara bahşettiği envai çeşit fizik ve fizik ötesi nimetlerden dolayı Allah’ı sevmemiz emrediliyor. İnsanoğluna verilen nimetlerin en üstünü elbette Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’dir. En büyük nimet olan Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz’i seveceğiz. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in çok sevdiği ve yetiştirdiği güzide sahabesini de seveceğiz. Allah ile olan ilişkilerde başlangıçta insanlar Allah’tan hoşlanır, daha sonra Allah’ı sever, daha sonra Allah’a âşık olur ve en sonunda Allah’a hayran olurlar. Hayranlık bu işin en zirve noktasıdır.

Gönül dostu Yûnus Emre: “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü.” diyor.

Tüm insanların ortak mutluluk dili olan sevgi bedava bir olay değildir. Sevgi Allah yolunda fedakârlıktır. Allah ile olan ilişkilerde seviyesine paralel tecelli eden sevgi, aşk ve hayranlığın insanda nasıl gerçekleştiğini anlamak istiyorsak en şerefli varlık olan insanın yaratılışına bakmak gerekir. Hayat Kitabımız olan Kur’ân-ı Kerim’de insan çok güzel tarif edilmektedir.

Hicr Suresinde Allahû Tealâ, kadın-erkek tüm insanların bir fizik bedenle yaratıldığını bizlere açıklıyor.

 

15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

İnsanoğlu bu zahirî âlemde aynaya baktığı zaman kendisini sadece bir fizik bedenden ibaret sanır. Halbuki bu bedenin içerisinde bir de nefsimiz vardır. Şems Suresinde Allahû Tealâ bunu dile getiriyor.

91/ŞEMS-7: Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

Nefs, berzah âlemine ait bir varlıktır. Nefsin manevî kalbinde 19 tane hastalık vardır:  Kin ve nefret, yalan, cehalet, cimrilik, dedikodu, fitne ve fesat, haset, hırs, isyan, iptîlalar, kibir, küfür, mürailik, nankörlük, öfke ve gayz, vefasızlık, sabırsızlık, zan ve zulüm.
Nefsimizdeki hastalıklardan, afetlerden bir tanesi kin ve nefrettir. Kin ve nefret sevginin zıttıdır. Kin ve nefretin zıttı ise sevgidir. İşte Allahû Tealâ Secde Suresinin 9. âyet-i kerimesinde bir üçüncü vücudumuz olan Allah’tan üfürülen ruhtan bahsediyor.

32/SECDE-9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Ruhta nefsin zıttı olan 19 tane haslet vardır.
Ruh Allah’ın ruhu ama bizde bir emanettir. Ruhta bulunan 19 tane hasletten bir tanesi de sevgidir. Ruhun 18 hasleti bir yana, sevgi bir yana. Hatta sevgi diğer 18 hasletten daha ağır basabilir. İnsanla Allah arasındaki ilişkiler ve insanla diğer insanlar arasındaki ilişkiler sevgiye dayalıdır ve dînin bütününü ifade eder.

Arap bedevîlerden bir tanesi Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e geliyor, diyor ki:
– Ya Resûllullah bana öyle bir şey söyle ki ben onunla kurtuluşa ulaşayım. Dîni bir tek kelimeyle ifade etmek gerekirse ne diyebilirim?
Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz: “Dîn, Allah’ın emrine itaat, mahlukata şefkattir.” buyuruyor.

Bizimle Allah arasındaki ilişkilerde itaat esasına dayalı bir muhteva söz konusudur. Bizimle diğer insanlar arasındaki ilişkilerde ise kesinlikle sevgi, şefkat ve dostluğa dayalı bir ilişki söz konusudur.
Allahû Tealâ biz insanların birbirini sevmesini, herkesin birbirine dost olmasını ister. Öyleyse bu nasıl gerçekleşir?
– Kur’ân’ın bütününe baktığımız zaman; en alt seviyeden insanı en üst noktada olgunlaşma basamağına ulaştırmak üzere Allahû Tealâ’nın vaaz ettiği 28 basamaklık bir İslâm merdiveni vardır.

Başlangıç noktasında insanların hepsi olayları yaşarlar, olayları kendilerine göre değerlendirirler. Sosyal bir varlık olan insan, diğer insanlarla birlikte yaşar. İnsanın diğer insanlarla birlikte yaşamasından dolayı bir takım davranış biçimleri söz konusudur. İşte bu insanların birbirleriyle ilişkileri davranış biçimleri Allah açısından çok önemlidir. Allahû Tealâ insanları bu beşerî ilişkiler üzerinden değerlendiriyor.

İnsanlar birinci basamakta olayları yaşıyorlar ve ikinci basamakta Allahû Tealâ insanları davranış biçimleri açısından değerlendirerek bazılarını seçiyor, diğerlerini seçmiyor.

Seçilmeyen insanlar, kendileri Allah’ı sevmedikleri ve ona dost olmadıkları gibi başka insanları da sevmeyen ve onlara dost olmak istemeyen, aksine davranışlarıyla onlara düşmanlık eden kişilerdir. Kendileri mutsuzdurlar, davranışlarıyla başkalarını da mutsuz ederler.

Osmanlı’da şöyle bir ifade vardır, bu tip insanlar için söylenir: “Ne kendi eyledi rahat, ne âleme verdi huzur, çekti gitti bu dünyadan, dayansın ehli kubur.” Allahû Tealâ böyle bir insanın kalbini tab etmiştir (mühürlemiştir) ve o kişi Allahû Tealâ tarafından seçilmeyen kişidir.

Bir insan normal standartlar içerisinde kendisi huzursuz ve mutsuz olabilir. Eğer başkasının huzursuzluğuna ve mutsuzluğuna sebep olmuyorsa (başkalarını hidayetten men etmiyorsa) Allahû Tealâ onu seçiyor. Ama kendisi hidayeti dilemiyor ve başkasının da hidayetine mani oluyorsa Allahû Tealâ onu seçmiyor.
Kendisi henüz hidayeti dilememiş ama başkasının hidayetine de mani olmayan tüm insanları Allahû Tealâ seçiyor. Fakat Allah tarafından seçilen bu insanları da Allahû Tealâ musibetlerle imtihan ediyor.
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de Bakara Suresinde bize ifade ediyor:

2/BAKARA-155: Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât (semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).
Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.

Kimdir o sabredenler; takip eden âyet-i kerimede açıklanıyor:

2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

“Kula musibet gelmez hak yazmayınca, Hak musibet yazmaz kul azmayınca.” Azanlar kimlerdir? Yunus Suresinin 11. âyet-i kerimesinde azgınlık içinde olanların Allah’a ulaşmayı dilemeyenler olduğunu anlıyoruz.

10 / YUNUS – 11: Ve lev yuaccilullâhu lin nâsiş şerresti’câlehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum, fe nezerullezîne lâ yercûne likâenâ fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Ve eğer Allah onların hayrı acele istemeleri gibi insanlara şerr için acele etseydi, elbette onların ecelleri yerine getirilirdi (kaza edilirdi). Fakat (hayatta iken) Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.

Allahû Tealâ musibetlerle onları imtihan ediyor
Allahû Tealâ Tevbe Suresinde insanları 2 kere imtihan ettiğini buyuruyor:

 

9/TEVBE-126: E ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merraten ev merrateyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne).
Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini ardarda tekrar etmiyorlar).

Allah’ın musibetlerden bir muradı var. Olayları boşuna vücuda getirmiyor. Halk arasında “Bir musibet bin nasihatten iyidir.” ifadesi çok yaygın kullanılmaktadır. Allah musîbetlerle kullarına nasihat eder. Bu nasihatin arkasında Allah’ın muradı o kişinin kalben Allah’ı dilemesidir.

Şu dünya hayatında yaşı, cinsi, mesleği ne olursa olsun herkes huzur ve saadeti arıyor. Mevlâna Hazretlerinin çok manidar bir deyimi var: “Herkes huzur ve saadeti arıyor ama insanların çoğu huzursuz ve mutsuz.”

Bir insan, eğer aradığı şeyi doğru yerde aramıyorsa onu hiç aramıyor demektir. İnsanlar, eğer mutluluğu arıyorlarsa, onu doğru yerde aramalı ve kalben Allah’a ulaşmayı dilemelidirler. Allahû Tealâ bu bir dilek karşılığında o kişiye ahiret saadetini müjdelemektedir.   Allah ile kalın, mutlu kalın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Mardin İletişim Gazetesi. 0482 212 67 36. 13 Mart Mah. Çağdaş Sk. Dörtmevsim Apt. altı, 47200 Artuklu/Mardin