DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
Abdulkadir DemircanTÜM YAZILARIE-POSTA GÖNDER

Adalet Anlayışımız ve İmamoğlu Operasyonu

Yayınlanma Tarihi : Google News
Adalet Anlayışımız ve İmamoğlu Operasyonu

 

Elbette ki insan hayatı için mutlak adalet diye bir olgu yoktur. Adaletin kaim olduğu dönemler olmuştur. Ama bu dönemler, çoğunlukla müstesna kişiliklere bağlı kısa dönemler olmuştur. Bahsi geçen dönemlerde dahi mutlak adalet söz konusu olmamıştır. Kaldı ki geçmişten günümüze adalet başta olmak üzere hak, hukuk, eşitlik gibi kavramları dönemlerinin egemenleri, güçlüleri belirlemiştir. Bu kavramların içerik ve kapsamları da egemenlere göre çok farklılaşmış hatta çoğu zaman ilgili kavramları ortadan kaldıracak tarzda ele alınmıştır. 

Bugün düne göre değişen bir şey yoktur. Yine adalet, hak, hukuk, eşitlik, insan hakları, saygı, hoşgörü, düşünce özgürlüğü ve hatta yaşama hakkı gibi en temel unsurlar dahi egemenlerin, güçlülerin tahakkümünde. Söz gelimi en güncel meselelerden biri olan İsrail terör şebekesinin Gazze’yi yerle bir ederek; bebek, çocuk, kadın, yaşlı demeden insanları bombalarla parçalayıp öldürmesini, yaptığı soykırımı ABD, “Bu İsrail’in savunma hakkıdır” diye “hak(!)” çerçevesinde tanımlayabiliyor ve bu katliamı son derece adil bir davranış olarak görebiliyor. Sadece emperyalist ABD değil, ABD gibi emperyalist ve sömürgeci çoğu Avrupa ülkesi de canlı yayınlarla izlediğimiz soykırımı “savunma hakkı” olarak sunabiliyor. Kaldı ki hem ABD hem de Avrupa, insani olan ne kadar değer varsa hepsinin sahibi ve yaşatıcısı olduğu iddiasında bulunuyor. Ve bu değerlerden mahrum(!) kalmış Afganistan, Irak, Suriye ve daha birçok yeri özgürleştirmek(!) adına istedikleri yere girmeyi, yakıp yıkmayı, katliam yapmayı kendilerine bir hak olarak görüyorlar.  

Genel için durum fotoğrafı kısaca bu şekilde. Şimdi İmamoğlu etrafında İBB ile ilgili yapılan son operasyonlar çerçevesinde geçmişten günümüze ülkemiz özelinde konuşalım. Ki genel durumdan çok farklı olmadığını görüyoruz. Güçlünün hakkı, hukuku yine herkese teşmil edilmeye çalışıyor ve bu kavramlar hangi güç ağır basıyorsa ona göre şekilleniyor. Daha yakın bir tarihe kadar siyasi, askeri ve bürokratik alanların hepsine egemen olan İmamoğlu’nun da mensup olduğu zihniyet “başörtülü, dindar” diye insanları okullarından atmayı, memurları mesleklerinden kovmayı hak ve adalete uygun olarak görüyorlardı. Kendileri gibi olmayan, inanmayan farklı siyasi partileri kapatmayı, darbeleri savunmayı, devletin kuruluş sürecindeki bütün antidemokratik pratikleri, adaletsizlikleri, haksızlıkları yine hak ve adaletin zirvesi olarak görüyorlardı. Şimdiki cumhurbaşkanını sırf bir şiir okudu diye cezaevine göndermeyi adaletin gereği olarak düşünüyorlardı. Hatta İslami hassasiyetleri olanlara, kendilerini bu ülkenin sahibi görerek Arabistan’a, İran’a gitmeleri yönünde gayet medeni(!) ve nazikçe(!) tavsiyelerde bulunuyorlardı. O kadar çok vakalar var ki… Mesela “Türk” etnik kökeni alabildiğince yüceltilip kutsallaştırılırken diğer etnik kökenlerin de kendilerini Türk olarak görmeleri, Türkçeden başka dilleri hem okullarda hem de kamusal alanlarda konuşmalarının cezai müeyyidelere bağlanmasını, bu da yetmez okullarda etnik kökeni ne olursa olsun her ilkokul çocuğunun her sabah bağıra bağıra “varlığını Türk varlığına armağan etmesi” hak ve adaletin gereği olarak görülüyordu. Ant meselesi sonradan kaldırıldığında bugün “adalet, hak, hukuk, özgürlük” naralarıyla sokağa dökülen CHP kitlesi o zaman da andın kalkmaması için naralar atıyordu. 

Şimdi sözün özüne gelecek olursak… Ben açıkça söylemem gerekirse geçmişten günümüze CHP siyasetinin, kabullerinin, kutsadıklarının benimle ve bu topraklarla ilgili olmadığını, söylem ve hedeflerinin ait olduğumuz kültüre, coğrafyaya ve kendimize yabancılaşma getireceğini düşünüyor ve hemen hemen hiçbir şeylerine “evet” diyemiyorum. Bu bağlamda İmamoğlu’nu da samimi bulmadığımı ve bana çok antipatik geldiğini açıkça ifade etmek istiyorum. Okul hayatı ve diplomasıyla ilgili alınan kararları da ortaya dökülen belgeler ve süreç anlatımları doğrultusunda son derece haklı buluyorum. “Çalıyor ama çalışıyor.” anlayışını hunharca eleştiren, “liyakat da liyakat” diye bağıran ağızların bugün İmamoğlu’nun diploması için “usulsüzlük var ama bu yine de siyasi bir karardır” diyerek ortalığı ayağa kaldırmalarını ve bu usulsüzlüğü savunmalarını ayrıca anlayamıyorum. Aslında çok iyi anlıyorum. Yolsuzluk iddialarına gelince… Yukarıda bahsettiğim “hak ve adalet” dolu(!) dönemlerde hukuku ve mahkemeleri ellerinde bulunduran bu cenah insanları okullarından, işlerinden ederken, hapislere tıkarken, partileri kapatırken, idam ederken hep yargı sürecini kendisine dayanak gösteriyordu. Yani onlar için her şey hak ve adalet üzre vuku bulduğu için bir sorun yoktu. Ama şimdi İmamoğlu için iddia edilen yolsuzluklar konusunda mahkeme süreçlerini beklemeleri salık verildiğinde, hukukun üstünlüğüne davet edildiklerinde çıldırıyorlar. Çünkü ellerinde olmayan hukuk ve mahkemeler artık “güvenilmeyen, yanlı ve sivil darbe aracı” olmak zorunda. Ve onlara göre bu mahkemelere, hakimlere, savcılara adam teslim edilemez. Neden? Gerçekten sorun hak ve adalet kaygısı mıdır? Tabi ki hayır! Mesele gücün el değiştirmiş olmasıdır. Bunları söylerken aslında her şey çok güzel işliyor, ülkemizde hukukun üstünlüğü hiç olmadığı kadar gözetiliyor iddiasında değilim elbet. Liyakat, din ve düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü başta olmak üzere diğer tüm özgürlükler, üretim, saygı, temel insan hakları gibi birçok konuda olduğu gibi hak ve adalet işleri de ülkenin kuruluşundan beri bir türlü rayına oturmadı. Güç dengelerine ve egemenlere göre şekilden şekle girdi.  

Çok uzatmadan iki-üç gündür yaşananlara ilişkin itirazımı şöyle ifade edeyim: İmamoğlu ve beraberindekilerin yolsuzluk yaptıklarına dair çok açık kanıtlar savcılığın elinde olabilir. Yakın zamanda operasyon geçiren diğer CHP belediyeleri de hakeza yolsuzluğa bulaşmış olabilir. Ama bu durum CHP’ye has bir durum değil. Biz toplum olarak özümüzden uzaklaştıkça ahlaki hastalıklarımız çeşitlendi, kronikleşti. “Bal tutan parmağını yalar.” misali; aidiyeti, fikri, meşrebi ne olursa olsun her kim bir oluşumun başı, bir koltuğun, bir makamın sahibi, en kıytırık bir derneğin başkanı olursa bunu bir an önce zenginleşmenin aracı haline dönüştürüyor. Bırakın siyasi ve idari makamları, koltukları en kıytırık dernekler bile diyorum. Hayvanları koruma derneğinden bakıyorsun kadın milyonları götürüyor. Korucular derneği başkanı adam bakıyorsun ihaleden ihaleye koşturuyor. Yahu bırakın hepsini cami yapma derneğinden bile zenginleşen kaç olay yaşandı bu ülkede. Apartman, site yöneticiliğinden dahi insanlar zenginleşmeye çalışıyor. Bu hastalık toplum olarak bizi tepeden tırnağa sarmışken sadece CHP belediyelerinde yolsuzluk olduğunu, adam kayırma olduğunu, akraba ve tanıdıkların liyakatsiz olarak işe alındığını söyleyebilir miyiz? Diğer belediyelerin tamamında her şey güllük gülistanlık, hak ve adalete göre tıkır tıkır işliyor, öyle mi? O yüzden mi CHP’ye ait olmayan bazı büyükşehir belediyelerinde belediye başkanları görevden alındı? Yaşadığımız şehrin son on yılına bakılsa, bu dönemlerde kimin elinde olursa olsun ister siyasi parti ister kayyımlar eliyle yönetilmiş olsun şehrin her türlü imar usulüne aykırı olarak nasıl düzensiz, yolsuz, caddesiz, meydansız yaşanmaz bir hale getirildiği çok açık görülecektir. Beş yıl önce ardında onlarca iddia ve söylenti bırakan kayyımın nasıl merkeze alındığı, merkez ilçe belediye başkanının iki-üç yıl önce nasıl “görevinden affını(!) istediğini” hepimiz hatırlıyoruz. Ayrıca kimi bakanların, milletvekillerinin nelerle anıldığını tüm kamuoyu unutmamıştır. Ama bugüne kadar bu anılanların aldıkları en büyük ceza(!) ya görev yerinin değiştirilmesi ya da daha korkunç(!) olan “görevinden affını istemek” oldu. Yazık ama değil mi? İnsanların üzerine bu kadar da gidilmez ki! 

Kıssadan hisse her halükarda sakat adalet anlayışımız her zaman devrede oluyor. Yazık ki hak ve adalet anlayışımız hukuk ve adalet muradıyla hazırlanmış kanun ve yasalara göre değil güç ve iktidara göre şekilden şekle giriyor. Ve bizler de halk olarak hangi güç bize yakınsa gözümüz kapalı onu alkışlayıp ölümüne savunuyoruz. Hiçbir hukuki kaygı taşımadan üstelik… 

BİR NOT: bana çok çok komik gelen bir durum var. Daha doğrusu trajikomik bir durum… protestolara katılan bir kız kendini parçalayarak “Biz üniversiteli gençleriz. Denizlerin peşinden gidiyoruz!” diye haykırıyordu. Kimi gruplar “kızıl yıldızlı” bayraklarla kimileri de Che Guevara’lı ve bilumum “sol” simgeleri kullanarak katılıyorlar. Peki kim için? Sol bir kişilik herhalde onları ayağa kaldıran… Malikanede yaşayan, villaları olan, milyonları olan, poz verdiği gardırobunun önünde ayakkabısından gömleğine, saatine kadar kendi içinde kombinlenebilen onlarca takımı olan, milyon dolarlık şirketlere sahip olan, yönettiği şehir yansa bile “tatil kendisine çok yakıştığı için” tatilini sonuna kadar yapan, emperyalist ve sömürgeci ülkelerin büyükelçilerinin çok sevdiği en az Ecevit kadar mütevazi(!), Ecevit kadar sol(!) bir kişili için. Gerçekten trajikomik gerçekten çok büyük bir paradoks… Hiçbir şeyimiz rayında olmadı ki “sol” anlayışımız doğru düzgün olsun. Düşünsene bir tarafta Che Guevara bir tarafta Ekrem İmamoğlu. Türkiye’deki sol hiçbir zaman halka dönük olmadığı, halkçı olmadığı için böyle çelişkilerin yaşanması çok doğal bir durum…           

                       

Pendik EscortKadıköy EscortAnadolu Yakası Escortkonya escortsms onayDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelerkonya escortgrandpashabetgrandpashabetslotograndpashabetramadabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetfunbahistümbetbetosferdeneme bonusubonus karşılaştırmaCasitapCasitorosCasino Spinotaraftarium24sweet bonanza sitelerisilvercrestgolf.comradyoenerji.com.tr1xbet1winbahis sitelerideneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelermecidiyeköy escortkralbetcasibominterbahismarsbahis girişmatbet güncel girişgrandpashabetsweet bonanzagrandpashabetjojobetmatadorbetsahabetescort bursacasibomgrandpashabetmarsbahissekabetsmartbahisimajbetmatbetsahabetjojobetjojobet girişbetgarantiesbetbetpuansonbahismersobahisbetsalvadorpalacebet1wingrandpashabet1wingrandpashabetcratosroyalbetvdcasinosekabetmatbetimajbetgrandpashabet giriştambetbetsalvadorbetbeysonbahisjojobetgrandpashabetromabetjojobetholiganbetjojobetromabetesbettambetnesinecasinopusulabetmanavgat escortmeritkingPusulabet Pusulabet royalbetsüperbetinjokerbetteosbetcasibomcasibom girişgrandpashabetmarsbahisbetyapdeneme bonusu veren yeni sitelerbets10JojobetJojobetCasibom GirişCasibomJojobetJojobethttps://google3.comhttps://google2.com/CasibomCasibombetperslotraGrandpashabetholiganbetDeneme Bonusuextrabetextrabetextrabet girişgalabetroyalbetholiganbet girişcasino apionwinjojobetkralbetHoliganbet Girişdizipalluxbetluxbetmeritkingholiganbet girişholiganbet girişsuperbetinmobilbahiskralbetmeritbetpadişahbetbovbetsahabetmatadorbetmatadorbet