
Yıllar son sürat akıp gidiyor ve bizler bu gidişata dur deme lüksüne sahip değilken kardeş! olarak addettiklerimiz şimdi selamı kesecek bir hale geldiyse doğrusu vahim bir haldeyiz demektir. Menfaat, çıkar üzeri kurulan hiçbir ilişki devam etmemiş ve etmeyecektir. Oysa ilişkilerimizin Allah(c.c) rızası için olduğunu söyleyen bizlere ne oldu da bu hale geldik hiç tefekkür etmez miyiz?
Aynı davanın yolcuları şimdilerde neden farklı yollarda? Bizleri kardeşlik davasına çağıranlar şimdilerde kendilerine çağırıyorlar! Ve bu gittikçe kutuplaşmaya yol açıyor. Vahim sonuçlar doğurmaya da mahkum gibi…
Makam mevki derdine düşenler…
Ben biliyorum havasında olanlar…
Biz varız ya siz olmazsanız da olur gibi hareket edenler…
Bizim sözümüzü dinlesin ama ne yaparsa göz yummayı adet edinenler…
Koltuk sevdasına kapılanlar…
Hak hukuk iddiasında olup da rayından çıkanlar…
Bizden değilse işi görünmemeli diyenler….
Görev verilir istenilmez deyip de en ön sırada bu çizgiyi çiğneyenler…
Ve daha neler, neler…
Uzun zamandır kafamı kurcalayıp bir türlü netleştiremediğim çok şey var yazacağım ama bir türlü cesaretimi toplayıp yazamıyorum. Nerden nereye geldiğimizi açıklayacak söz yok. Kimsenin hesap edemeyeceği hatta hayal edemeyeceği bir durumdayız. Gelin görün ki hiç kimse haline hamd etmiyor, şükrünü eda etmiyor hale geldik. Verilen nimetlerin kadrini bilmezsek uçup giderler.
Dünya hayatı aldatıcıdır. İçindeki her oluşum sadece bir oyundan ibarettir. Oyunu iyi oynayan kazanacaktır. Neyin kadrini bilirsek bizlerin de o derece kadrimiz bilinecektir. Dostlarımızı yitirmeden sahiplenmeli. Öldükten sonra kıymete binmemeli. Hayattayken birbirimizden feyizlenmeli, birbirimize gereken desteği vermeli. Dünya menfaatleri uğruna dostunu, yol arkadaşlarını yarı yolda bırakmamalı….
Şahsiyet sahibi dostlarımız olmalı diye bir derdimiz olmalı.
Herkesi dost bellememeli. Dost bizi asla bırakmayandır.
Dost yanlış yapsak bile bizi ayağa kaldırıp bizim kendimize gelmemize yardımcı olandır.
Dost; acı söyler ama balı da o yedirir.
Dost; candan da ötedir.
Dost; siz yokken de sizi yaşayan ve yaşatandır.
Bu hayatı yaşamak nefes almaktan ibaret değildir. Kolaylık, zorluğuyla… iyisi, kötüsüyle…Acısı, tatlısıyla yaşanmalı ki bir anlamı olsun. Zorluk çekenin halinden ancak zorluk çeken anlar. Açın halinden aç. Bu hayatın belki de tadı; artı ve eksisiyledir.
Dert büyük olmalı ki imtihan olsun. Sadece zorluğun imtihanı yok…Ferahlığın, bolluğun da imtihanı var ve sorumluluk gerektiriyor. İmtihan çetin olunca mükafaatı da büyük olacaktır. Mesele imtihanı veren Allah’a(c.c) tevekkül edip o imtihanı geçebilmede…
Selam ve dua ile…