Sonbahar mevsimini geride bıraktık artık. Kış mevsimine giriyoruz.
Biz insanlar hakikaten değişik varlıklarız. Kış aylarında gözümüz yazı, yaz aylarınsa ise gözümüz kışı arar.
Gezmeyi, yeni mekânlar keşfetmeyi seven bir insan olarak benimde gözüm değişik yerler arar. Yaşadığımız ilin turistik yerlerini ve insanlarını tanımak ve tanıtmak vazgeçilmezlerim arasındadır.
Sevdiğim ve değer verdiğim bir arkadaşım (Özcan Özcan) ile gene düştük yollara. Rotamızı ilimizin şirin ve küçük ilçesi olan Savur’a çevirdik bu sefer.
Kışa girerken etraf soluk ve mat doğal olarak. Yolumuza devam ediyoruz, yol boyunca kavak ağaçları. Çabuk büyüdüklerinden kış aylarında yakacak olarak kullanılır.
Devam ediyoruz.
İlçe birazda kırsalda kaldığı için etrafta hep dağ ve tepe. Her yer mat bir görüntüye sahip.
Birden bire yolun kenarında masmavi görünüme sahip bir mekân ilişti gözümüze.
Mavi Bahçe adı verilen bu mekânda sandalyeden masaya, ağaç gövdelerinden tüm eşyalara kadar her şey masmavi olarak boyanmış.
İnsan bahçeye girdiğinde başka dünyada hissediyor kendini. Şehirlerin bunaltıcı havasından ziyade huzur veren bir ortam. İçimiz açıldı resmen.
Mekânın sahibi Çetin ağabey. Harika bir insan, tabiri caizse sohbetine doyum olmuyor. Çetin Ağabey (Çetin Sabah) bu bahçedeki kulübede tek başına yaşıyor. Bütün ortamı insan gücüyle baştan sona kadar emek vermiş, onarmış.
Daha önce Mersin Üniversitesinde önemli bir birimde yıllarca emek sarf etmiş olan Çetin ağabey, ilerleyen yaşını fırsata çevirerek çocukluğunun geçtiği Savur ilçemize geri dönerek bu mekânı inşa etmiş. Etrafındaki herkes hem kendisine hem de bahçesine hayranlıkla bakıyor.
En önemlisi de beyefendi kişiliği ile ön plana çıkan Çetin ağabey, bu muhteşem mekândan ticari kazanç elde etmeyi hiç düşünmemiş. Mekânım herkese açık, renkli bahçemizle güzel ilçemizi bir nebze de olsa tanıtabilirsek ne mutlu bize diyor.
Etrafta rengârenk boyanmış kozalaklar, birbirinden güzel giydirilen ilgi çekici heykelcikler. Köpek, kedi, tavşan, sincap ve tavuklar…
Kulübeye doğru yürürken girişte iki poster, Biri usta sanatçı Müslüm Gürses, diğeri dünyaca ünlü dövüş ustası Bruce Lee. Çetin ağabey ikisine de ayrı ayrı hayranlık duyuyor.
Bruce Lee için (kavga dövüş ile işimiz olmaz) estetik bir adam diyor. Konu Müslüm Gürses’e gelince Çetin ağabey derin bir oh çekiyor. Usta sanatçı için ahbabımız, Haluk ağabeyimin arkadaşı diye ekliyor. Başlıyor Adana’da iken rahmetli Müslüm Gürses ile olan anılarını anlatmaya.
Hangimiz hayran değiliz ki usta sanatçıya, Hangimiz sevmedik?
Çetin ağabeyin ocakta yaktığı ateş etrafında sohbetimiz devam ediyor. Vakit nasıl geçiyor anlayamadık.
Evet, bizler para değil dost biriktirdik hep. Çetin Sabah adında yeni bir dost edindim.
Bu güzel şahsiyeti ve muhteşem mekânı herkese öneriyorum. En kısa sürede görüşmek üzere değerli insan.

