
Gün geçtikçe sorunlar çoğalıyor. Hangisine cevap vereceğimiz zorlaşıyor, her soruya cevap vermek zorunda mıyız, değil miyiz o da ayrı bir dert.
Hayatın akışına bir göz attığımızda eskilerden neredeyse iz kalmadı, herkes eski günleri araya dursun ama bir o kadar da kendini akıntıya bırakıvermişken dur durak bilmeyen nefsimizi bir türlü dizginleyemiyoruz.
Lüks yaşamanın bir maharet olduğuna iman edenler bir hayli sayı olarak çoğunluğu teşkil etmekte, ihtiyaç fazlası hamallıktan başka bir işe yaradığının farkına vardığımızda iş işten geçmiş olacak.
İsrafın en doruk halini yaşıyoruz. Hiç kimsenin pahalılıktan şikayet etmeye hakkı olmadığı kanaatindeyim. büyük çoğunluğumuz bir göz evde büyümesine rağmen şimdilerde devasa evlere sığamayışımızı tarif etmek cidden zor.
yüreklerimiz daraldı, doyumsuzluk hastalığı tüm hücrelerimizi istila etmiş durumda…hiçbir şeye tahammülümüz kalmadı. iki adımlık yolu arabasız kat edemiyoruz. Sofralarımız çeşitten geçilmiyor. dolaplarımız elbiseden kapakları kapanmayacak hale gelmiş gibi..
Ayakkabılarımızı taşıyacak dolap yok …Ne sıcağa ne soğuğa gelemiyoruz. Hemen klima illetine/ ısınma sistemine sarılıyoruz. her şeye müptela/köle gibi yaşar hale geldik…Oysa bizden öncekiler kullandığımız onca şeyin belki hiçbirine sahip değillerdi hiçbirini kullanmadan bu hayata veda ettiler. Ne oldu? cevap…..
Canımızın her çektiğini yapmak doğru bir eylem değildir. Bu eylemi gerçekleştirirken Allah’ın (c.c) razı olup olmadığını gözden kaçırmamak lazım. Lüks yaşayayım derken borç batağında debelenmenin tarifini hiç kimse yapamaz, sadece borç olsa önemli değil. Kapitalizmin mabedi olan bankadan kredi çekip yuva kuranlar! mesut bir aile bekliyor. bir akıl tutulması değil de nedir?
Bazı ihtiyaçlarımızı ertelemeyi bilmemiz lazım. her pahalı olan güzel değildir, bir algı almış başını gidiyor kısa bir ömür için bu kadar zillete gerek yok, borçsuz yaşamayı becermemiz lazım.
Herkes ev almak derdine düşmüş! kara kara düşünüyor. Bu gençlik kendini haramdan korumak için evlenmek isterken maddi bir bataklığın içinde buluyor, aynı çatı altında yaşamayı terk ettiğimiz günden beri oldu ne olduysa. Kanaatkar olan yüreklerimiz anne babamıza tahammül edemiyor artık. Evinde hayvan besleyenler anne babaya bakmayı külfet görüyor bu nasıl bir vahim durum gerçekten tarifi mümkün görünmüyor, bir zamana kadar aynı çatı altında yaşamayı göze almak herkesin hayrına…;
İmanın eksik olduğu yürekler geleceği inşa edemezler, toplumun derdini dert edinmeyen bizler İslam olduğumuzu zannediyoruz, gençlik elden gidiyor ve bizler film seyreder gibi baka kalıyoruz. özgürlük denen mereti sakız gibi ağzına dolayanlar artık zapt edilemiyor. Özgürlüğümüz Allah’ın (c.c) izin verdiği kadardır, sınırları, bizi yaratan, öldürecek ve tekrar diriltecek olan Allah (c.c) belirler batı dünyası değil.
Özenti hastalığı tüm hücrelerimize ilişmiş durumda, Allah(c.c) bizleri bu illetten bir an evvel kurtarsın. bunun için de bizim Allah’a (c.c) dönüş yapmamız lazım değil mi?
Kardeş olmayı öteledik, birbirimize yardımdan ziyade yük olmayı marifet zannettik birbirimizi nasıl sömürürüz diye fırsat kollar hale geldik, büyüdükçe küçülmeye, zenginleştikçe cimrileşmeye, büyüdükçe evlerimiz yüreklerimiz daraldı.
Hep bir şükürsüzlük almış başını gidiyor, hiç kimse halinden memnun değil, hep bir şikayet. koca eşinden, eş kocasından, baba oğlundan, oğul babasından, gelin kaynanadan kaynana gelininden, komşu komşusundan, amir memurundan, memur amirinden, patron işçisinden hep şikayetçi…
Şükredecek o kadar şey varken bu kadar olumsuz bir tablo çizmek ancak ahlaki bir sorun olarak tarif edilebilir.
Hiçbir şeyi beğenmez bir hal üzereyiz. başkalarının gıybetini yapmayı bir meziyet görür hale geldik, hayatı yaşanabilir kılmak elimizde, hep beraber, bir olunca kardeş olunca, dert bir olunca….
Özümüze dönüş yaparak, asli ihtiyacın fazlasından vaz geçerek, çok okuyup tefekkür ederek, her kavramın şuuruna vararak.. Ahlak şuuru, zaman şuuru, namaz şuuru, hak/hukuk şuuru, biz olma şuuru v.s.
Ciddi bir kırılma yaşıyoruz ve eğer kendimize çeki düzen vermezsek halimizin hiçte iç açıcı olduğunu söylenemez,
kendimize zulmetmeyi bırakırsak hayatın tadına varacağız. Bu dünya imtihan yeri unutmayalım…
Selam ve muhabbetle…