
Gazze günümüzün Çanakkale’sidir. Bir farkla, orada ordular savaşıyordu, Gazze’de ise bir ordu savunmasız bir halkı çocuk, yaşlı, hasta demeden katlediyor.
İlkokul çağından beri bizlere, daha çocuk iken Batı Medeniyeti’nin eşsiz olduğunu ve bizim de batılı olmamız gerektiği ısrarla anlatıldı. Hem de en üst düzeyde bulunan yöneticiler ve sözde aydınlar tarafından. Oysaki bildiğimiz Batı kendi vatandaşları için adil, diğer dünya ülkeleri için zalim ve soykırımcı idi. Bu ikircikli tavırlarını saklama gereği dahi duymadılar.
Batı hayranlarına göre, Batı hümanistti, insan severdi. Hürriyetçi idi, insan haklarına saygılı idi…
Dünyanın bir yerinde “soykırım/zulüm” olunca ayağa kalkar, kıyameti koparırdı.
Maalesef Gazze ile bu maskesi düştü, paramparça oldu, kirli çehresi ortaya çıktı.
Yüz küsur yıl önce rahmetli Mehmet Akif bu teşhisi koymuştu: “Medeniyet dediğin tek dişli canavar”
Çocuklar, kadınlar, yaşlılar hiçbir ayırım yapılmadan dünyanın gözü önünde hunharca ve acımasızca katledildi. Belki de tarihin hiçbir evresinde “çocuk katliamı” bu seviyeye çıkmadı.
Akif’in “tek dişi kalmış canavar” tespitini Batı muhipleri kabul edilemez buldu. Onlara göre insanlık Avrupa’da/Batı’da idi. Soykırımlar, katliamlar hep onların dışında olurdu. Avrupa Medeniyeti ise her bakımdan örnek alınacak bir üstünlükte idi.
Onlarca yıldır bu yalanları yaydılar, bütün insanlığı kandırdılar, hem de utanmadan.
Sömürgecilik tarihine bir göz attığımızda gerek Amerika’da, gerekse Avrupa’da soykırıma maruz kalmayan yerli kabile neredeyse kalmamıştı. Filistin’in özellikle de Gazze’nin başına gelenler yeteri kadar fikir veriyordu zaten. Filistin’in kadim halkı Kudüs’ün işgalinden sonra kendi vatanında esir muamelesi gördü. Sözde insan hakları savunucuları zalim ve soykırımcı ve de işgalci İsrail’in arkasında saf tuttular. Yakın zamanda Irak’ta, Suriye’de, Bosna’da ve Dünya’nın birçok mazlum bölgelerinde aynı tavrı sergilediler.
Batı’nın canavar yüzü tüm çıplaklığı ile görünmüştür. Eski deyim ile artık mızrak çuvala sığmıyordu yâda takke düştü kel göründü.
Umarım ve dilerim ki, Gazze hadisesi Dünya tarihi için bir dönüm noktası olacak. Gazzelilerin yüzünün suyu hürmetine yeni bir dünya kurulacak, ahlaksız ve zalimlerin sonu gelecektir.
Gazze günümüzün Çanakkale’sidir. Bir farkla, orada ordular savaşıyordu, Gazze’de ise bir ordu savunmasız bir halkı çocuk, yaşlı, hasta demeden katlediyor.
Bizler, halkı Müslüman olan ülkeler Gazzelilerin hayatları pahasına sürdürdükleri mücadeleyi utançla seyrediyoruz. Arap dünyası ise ABD-İsrail ekseninde yerini almıştır.
Bütün Dünyada İsrail’i lanetliyen gösteriler yapılıyor. Bir, iki ülke hariç, İslam ülkelerinde halk sokaklara dahi çıkamıyor. Bu bir zillettir asla kabul edilemez.

Hâsılı Kelam: Yaşanan bu katliamlar gösteriyor ki, İslam ümmeti sahipsiz kalmıştır. Olanları sadece izlemekle yetiniyor, bir kısmı da tamamen katil İsrail’in yanında yer alıyor, korkusundan sesini dahi çıkaramıyor. İslam ümmetinin bu çıkmazı bir şekilde aşması gerekiyor. Gazze hadisesi ile özellikle Batı devletleri de çok kötü sınav verdi. Onlarca yıldır anlatılan Batı Medeniyeti tamamen iflas etmiş, inandırıcılığını kaybetmiş, İsrail’in tasması haline gelmiştir. Tasmalı yöneticiler koltuklarını kaybetmemek için katliama seyirci kalmayı tercih etmişlerdir. Burada söz konusu olan yönetimlerdir. Batılı halklar ise, insanlığa karşı görevlerini zor şartlar altında ifa etmekte, her fırsatta zalim yönetimlerine karşı iyi bir duruş sergilemiştir. Haklarını teslim etmemiz gerekir.
Bir başka yazıda buluşuncaya dek hoşça kalın, sağlıkla kalın kıymetli okurlarım.