Barış sürecine dair dikkat çekici gelişmelerin yaşandığı bu günlerde, Mardin Baro Başkanı Av. Ahmet Duyan’la özel bir röportaj gerçekleştirmek üzere bir araya geldik. Bizzat katıldığı PKK’nın silah bırakma törenine dair izlenimlerini ve sürecin perde arkasını bizimle paylaştı. Sadece bir hukukçu değil, aynı zamanda barışın gönüllü taşıyıcısı olarak konuşan Duyan; sürecin kırılganlığını, hukuki boyutunu ve toplumun üstlenmesi gereken sorumlulukları açık yüreklilikle dile getirdi.
“Bir Mehmetçiğin daha toprağa düşmemesi, bir gencin daha dağa çıkmaması için özgürlüğümü feda etmeye hazırım” sözü ise bu sürecin yalnızca siyasi değil, derin bir vicdani mesele olduğunu ortaya koydu.

Sayın Başkan, konuşmanızda Kandil’e gittiğinizi söylediniz. Bu ziyaretin amacı neydi ve kimlerle birlikteydiniz?
Evet, PKK’nın silah bırakma merasimine bizzat katılım sağladım. Tabi bu tarihi bir andı, yıllardır karşılıklı bir çok acının yaşandığı somut bir harekat son buldu. Orada 8 baro başkanı ile birlikteydik. Süreci yerinde takip ettik. Orada silah bırakma sürecine tanıklık ettik ve bu sürecin ne kadar hassas bir noktada olduğunu birebir gördük. Bu ziyaret aynı zamanda bir tarihî sorumluluğun parçasıydı.
Orada neye tanıklık ettiniz? Size göre bu tanıklığın sembolik ya da pratik önemi nedir?
Dün, 30 PKK’li gözümüzün önünde silahlarını bıraktı ve cayır cayır yaktı. Bu sadece fiziksel bir silah bırakma değil; aynı zamanda bir zihniyet değişiminin göstergesidir. Bazıları demir yanmaz diyor, sadece dipçikler yakılmış diyor. Fakat mesele bu değil. 30 insanın yanması mı daha kıymetliydi, yoksa onların silahları yakması mı? Silahların yanması sürecin sembolüdür. Bu, barışın kıvılcımıdır. Bu kıvılcımın yasal düzenlemeler ile aleve dönmesi gerekmektedir.

Bu süreci nasıl değerlendirmeliyiz? Gerçek bir barışa ulaşmak mümkün mü?
Tarihte sonu barışla bitmeyen bir savaş yoktur. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Fransız-İngiliz Savaşları da barışla sona erdi. İspanya’da ETA’da silah bıraktı. Bu da öyle olacaktır. Barıştan başka çaremiz yok. Türkiye bu anlamda tarihi bir eşiğin arefesindedir. Devlet elini taşın altına koydu, örgüt silahı bıraktı. Şimdi top bizde.
Toplumun barış sürecine bakışı nasıl? Ne yapılmalı?
Mecliste 16 baro başkanıyla yaptığımız görüşmelerde barışa toplum desteğinin %30-40 seviyelerinde olduğu sonucuna vardık. Bu oranı %70-80’lere çıkarmak bizim boynumuzun borcu. Kolay olmayacak. Bu uğurda işimizi, konumumuzu kaybedebiliriz. Ama bu saldırılardan korkmamalıyız. Burada halka barışın nimetlerinden bahsetmemiz gerekiyor, halka geçmişin karşılıklı yaraları kanatılmasının bir faydası olmayacağı anlatılmalıdır.
Kimse yakılan köylerine geri dönemeyecek, kimse toprağa gömdüğü kardeşini geri getiremez ancak yeni köyler boşaltılmayacak, yeni canlar yanmayacak bunların anlatılması gerektiği kanaatindeyim
Sürecin devamlılığı için ne yapılması gerekiyor?
Silah bırakan örgütle Türkiye Cumhuriyeti devleti amasız fakatsız sulh olmuştur. Bu gerçeği kabul etmeliyiz. Bundan sonrası, bu sulhun kalıcı hâle gelmesi için demokratik adımların bir an önce atılmasıdır. Türkün onurunu, Kürdün gururunu zedelemeden hareket etmeliyiz. Elimizde hassas bir terazi var ama inanın bu teraziyi doğru kullanabiliriz. TMK’yi kaldırabiliriz, dağdaki insanların dönüşü halinde hukuki durumları tartışılmalı. İnfaz yasası konuşulmalı.
Konuşmanızda “özveri” vurgusu yaptınız. Bu süreçte şahsi olarak neyi göze alıyorsunuz?
Ben, Mardin Barosu Başkanı olarak, bir Mehmetçiğin daha toprağa düşmemesi, 23 yaşındaki bir genç kızın eline bir daha silah almaması için canımı, malımı, unvanımı ve hatta özgürlüğümü seve seve feda etmeye hazırım. Bu bir tercih değil, bir sorumluluk. Herkesin aynı ciddiyetle hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.
Son olarak, bu sürecin yasal zemine oturması için hukukçulara ne düşüyor?
Bu ülkenin halkları için kardeşçe yaşamı tesis edecek bir anayasa yazabilecek potansiyeldeyşz. Dünyanın en demokratik anayasasını yazabiliriz. Yeter ki sırt sırta verelim. Bizim temsil ettiğimiz halklar adına bunu yapmamız şart. Aksi takdirde bırakın cübbe giymeyi, sokakta bile yürüyemeyiz..

Bu topraklar yıllarca acıyla yoğruldu. Şimdi ise barışın kıyısında, umutla bekliyor. Silahların sustuğu, kelimelerin konuştuğu bu dönemde; adaletin sesi, vicdanın sesiyle buluşmak zorunda. Mardin Baro Başkanı Av. Ahmet Duyan’ın ortaya koyduğu cesaret ve kararlılık, hepimize şu soruyu yöneltiyor:
“Barış için biz neyden vazgeçmeye hazırız?”
Yanıtı, birlikte yazacağımız yarınlarda saklı.
