
Hayat bize hep daha fazlasını fısıldar.
Daha çok olsun, daha çok tutalım, daha çok biriktirelim.
Sanki insan, ne kadar çoğalırsa o kadar güvende olacakmış gibi.
Ama kimse bize şunu öğretmez:
İnsan bazen çoğaldıkça eksilir.
Ve bazen en çok, yokken öğrenir.
Az, yoksulluğun kıyısında yaşayanlar için bir söz değil,
bir hayattır.
Engelli bir beden için az;
bir merdiven,
bir kaldırım,
bir bakış demektir.
Bir rampanın olmaması,
bir kapının dar gelmesi,
bir bakışın acıması.
İnsan bazen azdan değil,
hiç düşünülmemiş olmaktan kırılır.
Kendime iğneyi batırarak yazıyorum.
Ben de çoğu zaman “idare eder” diyorum.
Ama idare etmek,
başkasının her günü oluyor.
Bir engelli kardeşimiz için
bir eksik sandalye,
bir yarım destek,
bir ertelenmiş ihtiyaç.
Sadece eksiklik değildir.
Onurla imtihandır.
Yoksulluk da öyledir.
Yoksulluk sadece paranın azlığı değildir.
Yoksulluk,
bir çocuğun arkadaşlarıyla aynı kantine girememesidir.
Yoksulluk,
annenin yemeği herkese dağıtıp
kendine kalanı sessizce kabul etmesidir.
Ve yalnızlık…
En sessiz olanı.
Kalabalıklar içinde yaşanır yalnızlık.
Herkesin bir yere yetiştiği dünyada
kimsenin durup bakmadığı bir haldir.
Bazı insanlar yalnızlıktan değil,
unutulmaktan ağlar.
Empati işte tam burada başlar.
Empati “ben olsam ne yapardım” demek değildir.
Empati
“ben değilim ama o, bu hayatın içindedir” diyebilmektir.
Ve itiraf ediyorum.
Bazen bakıyorum ama görmüyorum.
Bazen görüyorum ama durmuyorum.
Bazen duruyorum ama anlamıyorum.
Azla yaşayanlar çok şikayet etmez.
Çünkü bilirler
şikayet edebilmek bile bazen bir lükstür.
Azla yaşayanlar bağırmaz.
Çünkü yokluğun sesi kısıktır.
Biz ise çoğu zaman
en küçük eksiklikte hayattan vazgeçer gibi oluruz.
Oysa bizim yok sandıklarımız,
başkalarının hiç sahip olamadıklarıdır.
“Az” çoktur
Ama azı bilmek yürek ister.
Az istemek, nefsini susturmayı gerektirir.
Azla yetinmek,
başkasının yokuna saygı duymayı gerektirir.
İyilik büyük sözlerle olmaz.
İyilik bir rampa yapmaktır.
İyilik bir kapıyı açmaktır.
İyilik yalnız birine
“buradayım” diyebilmektir.
Bugün dünyayı yoran şey yokluk değil.
Dünyayı yoran şey,
çokluk içinde yalnız bırakılan insanlardır.
Ve belki de en büyük yoksulluk,
yoku bilmemektir.
Engellinin yokunu,
yoksulun yokunu,
yalnızın yokunu görmemektir.
“Az” çoktur…
Ama onu bilen yoktur.
Çünkü yokluğu bilmeyen,
azın ne demek olduğunu
yüreğinde hiç hissedemez.