
Alkışın sustuğu yerde rızayı düşünmek gerekir.
Bir an dur.
Gerçekten dur.
Ekranı kaydırmayı bırak, haberleri kapat, sesleri sustur.
Çünkü bu yazı hızla okunacak bir yazı değil.
Bu yazı, insanın kendine bakmasını isteyen bir yazı.
Düşün: Allah senden razı olmuş.
Bu cümleyi kaç kez kurduk hayatımızda?
Kaç kez ciddiyetle düşündük?
Biz hep başka soruların peşindeyiz.
“Başardım mı?”
“Güçlü mü görünüyorum?”
“İnsanlar beni nasıl tanıyor?”
“Takdir edildim mi?”
Ama hayatın sonunda sorulacak olan bunlar değil.
Bir gün herkes susacak.
Unvanlar düşecek.
Kalabalıklar dağılacak.
Ve geriye tek bir mesele kalacak.
Allah senden razı mı?
Bak dikkat et; “razı olur mu” demiyorum.
“Razı olmuş.” denilecek.
İşte bu yüzden bugün kendimize şunu sormamız gerekiyor:
Düşün, Allah senden razı olmuş. Buna layık ne yaptın?
Belki büyük bir şey yapmadın.
Belki adın manşetlere çıkmadı.
Belki bir kürsüye çağrılmadın.
Ama bir kalbi incitmedin.
Bir yetimi görmezden gelmedin.
Anne babanın kalbini kırmamak için sustuğun anlar oldu;
bir kardeşinin yükünü omuzladın ama adını koymadın.
Belki dünyanın yükünü sırtlanamadın ama bir muhacirin derdiyle dertlendin.
Kendi düzenin bozulmasın diye değil, doğru olan bu olduğu için kapını, sofranı, kalbini paylaşmayı düşündün.
Biz iyiliği hep yüksek sesle arıyoruz.
Oysa Allah, çoğu zaman sessiz olanı sever.
Kimsenin bilmediği bir sadaka…
Paylaşılmayan bir yardım…
Gösterilmeyen bir fedakârlık…
Bir engellinin yolunda engel olmamaya çalışmak,
bir sokakta aç kalan canı fark etmek,
bir kap suyu ihmal etmemek,
yeşili hoyratça ezmemek,
suyu israf etmemek…
Bunlar küçük gibi görünür.
Ama bunların her biri hayata saygıdır.
Ve Allah katında küçüğü yoktur iyiliğin.
Bazen çözüm üretemezsin.
Bazen elin yetmez, imkânın sınırlıdır.
Ama tam da o anda, tepki alacağını bile bile susmamayı seçersin.
Yanlışın karşısında durur, bedel gerektirdiğini bilerek doğru tarafta kalırsın.
İşte Ensar olmak tam da budur.
Alkış için değil, rıza için taşın altına elini koymaktır.
Kendi rahatını bozmadan değil, gerekirse bozarak paylaşmaktır.
İnsan bazen doğruyu yapar ama yalnız kalır.
Bazen susar ama içi kanar.
Bazen yürür ama alkışsız yürür.
İşte tam da o anlarda insanın içine bir düşünce düşer.
Dünya seni anlamasa da olur.
Herkes seni sevmesin.
Herkes alkışlamasın.
Sadece dur ve düşün…
Bugün söylediklerinle değil, vazgeçtiklerinle;
gösterdiklerinle değil, gizlediklerinle;
kazandıklarınla değil, hakkından çekildiklerinle
Allah’ın huzuruna çıktığını düşün.
Düşün, Allah senden razı olmuş.
İnsan bunu düşünebiliyorsa,
hiçbir yorgunluk ağır gelmez,
hiçbir yalnızlık korkutmaz,
hiçbir bedel boşa sayılmaz.
Gerisi geçer.
Bu kalır.