DOLAR45,4098% 0.24
EURO53,5661% 0.56
STERLIN61,9567% 0.59
FRANG58,5102% 0.78
ALTIN6.875,62% 0,87
BITCOIN80.365,530.927

Her zorluğun ardından bir ferahlık vardır

Yayınlanma Tarihi : Google News
Her zorluğun ardından bir ferahlık vardır

Sıcaklarda oruç tutmanın diğer günlere oranla sevabının daha fazla olduğuna inanan ve bu gaye ile orucun faziletinin, bereketinin Allah’tan geldiğine inanan Mardin’li 79 yaşındaki kalaycı ustası Mehmet Nezir Güler, 70 yıldır bütün zorluklara rağmen orucunu hiç aksatmadan tutuyor. 9 yaşında başladığı kalaycılık mesleğini Aralıksız 70 yıldır sürdüren Güler, her gün 200 derece sıcaklıkta bulunan kor ateşin üzerinde müşterilerinin bakır tencere ve tavalarını kalaylıyor.

‘BİZ ZORLANSAK DA ALLAH KOLAYLIĞINI VERİYOR’
Ramazan ayının bereketini sıcak havalarda bile yaşadığını belirten kalaycı ustası M Nezir Güler, 9 yaşında oruca başladığını ve aralıksız 70 yıldır oruç tuttuğunu belirtip, ” Yaz kış demeden orucumu tuttum. Yaz aylarındayız. Dışarıda 45 derece sıcaklık var. Dükkânımın içinde ise ocakta yanan kömürün ateşi bizleri yakıyor. Ama ben önce Allah rızası için tuttuğum orucun sevabını düşünüyorum. Sonra çoluk çocuğumun rızkını düşünerek mesleğimi yapıyorum. Çok şükür bu sıcaklığa rağmen Allah bana yardımcı oluyor. Bazen oruçlu halimle günde 7-8 saat çalışıyorum. Her mesleğin bir zorluğu var. Ama hiçbir zaman orucun zorluğunu düşünmedim. Her zorluğun bir ferahlığı vardır“ diyor.
Zor işlerde çalışanlar oruç tutarken kendilerini maratoncu gibi düşünmesi gerektiğini ifade eden Gülerk, ”İşlerinin hızını yavaş yavaş artırmalıdır. Ama hoşlarına giden, yapmaktan zevk aldıkları, yaparken kendilerini kaybettikleri işleri sona bırakmalı; zor ve sıkıntılı, sevmedikleri işleri başa almalıdırlar. Zira oruçta sıkıntı başta değil sona doğrudur.

‘SABAH ATEŞİN BAŞINDA AKŞAM EVDE PİŞİYORDUK’
Her mesleğin bir zorluğu bulunduğunu vurgulayan Güler, ”Teknolojinin ilerlemesi ile bizim mesleklerde yavaş yavaş bitme noktasına geldi. Artık bu mesleği Mardin’de yapan son ustalardan birisiyim. 70 yıl boyunca gezmediğim ilçe köy kalmadı. Eskiden teknoloji olmadan işlerimiz gayet çok iyiydi. İşlerimiz yoğundu. Bundan 30 yıl öncesine kadar yine Ramazan ayı yaz aylarına denk geldi. O zaman çelik tencere yoktu. Mardin’den köylerden çevre illerden bize kalaylanması için çok sayıda tencere, tabak ve bakır sürahiler gelirdi. Bunları sahiplerine yetiştirmek için gece gündüz çalışırdık. Oruçlu halimizle sabahın köründen başlayıp gece yarısına kadar çalışırdık. İş yoğunluğu yüzünden bazen tencereleri bir birine karıştırırdık. Kime ne verdiğimiz şaşırıyorduk. O zamanlar insanlar çok anlayışlılardı. Evde şimdi ki gibi klima yoktu. Buzdolabı yoktu. Eve gittiğimizde orucumuzu sıcak su ve sıcak havada açar bayılacak hale gelirdik. İmdi ise istediğiniz zaman klimayı açar buzdolabından su içebilirsiniz. Ramazan günümüzde daha rahat geçiyor. Allah her türlü nimeti bizlere sundu. Bu nimetin hakkını vermek gerekir.” diye konuştu.

YORUM YAP