
Doğal afetler hayatın bir parçası. Deprem, sel, çığ, heyelan, kasırga, hortum, volkanik patlama, tsunami insanların farklı coğrafyalarda karşı karşıya kalabildiği afetler.
Şu bir gerçek ki insanoğlu ne kadar önlem alırsa alsın ne kadar gelişmiş bir teknolojik güce sahip olursa olsun afetleri tamamen kontrol altına alıp yönetemez. Özellikle çok büyük ve yıkıcı olanlarını…
Mesela ABD sürekli hortum ve kasırgalarla mücadele etmesine rağmen bazen binlerce insanını bu felaketlerde kaybedebiliyor. Bir deprem ülkesi olan ve depreme en iyi şekilde önlemler alan Japonya’da dahi depremler hala can alabiliyor. Maalesef 2011 de yaşanan çok şiddetli depremde ve sonrasında yaşanan tsunami felaketinde binlerce insanını kaybetmişti. 32 km derinlikte ve kıyıdan kilometrelerce uzakta olmasına rağmen ülkenin büyük bir kısmı sular altında kalmıştı. Oysa Japonlar alınabilecek bütün tedbirleri almıştı. Bütün hesapları yapıp olası bir tsunaminin engellenebileceği en uygun dalgakıran yüksekliğinin 10 metre olması gerektiği sonucuna vardılar. Ama tsunami dalgaları öyle güçlüydü ki yer yer 40 km’yi geçtiği yerler oldu. Öyle ki arabalar, evler suyun önünde adeta çer-çöp gibi sürüklenip gitti. Nükleer reaktörler büyük zararlar gördü….
Yazının tamamı için tıklayınız