
Devletin güzel yaptığı bir şeyi görmezden gelmek o vatandaşının nankörlüğündendir.
Devlet halkının menfaatine bir şeyler yapıyorsa onu alkışlamak sadece o hizmetten faydalananın değil bu hizmeti duyan herkesin görevidir. Devlet vatandaşına taşımalı servisle hizmet verdiğinde birçok çocuğun okul hayatı devam edebildi ve bilhassa köylüler kız çocuklarını gönül ferahlığıyla okula göndermeye devam etti. Taşımalı servis her şey ve herkes bir yana sırf kız çocuklarının eğitimine katkıda bulunduğu için alkışlanması gereken bir durumdur. Nihayetinde bugün okumuş bir “kız çocuğu” yarın toplumsal gelişmenin önemli bir parçası olan bir “eğitimli kadın” olacaktır.
Lakin devletin bu güzel niyetinin icrası devlet tarafından değil de taşeronlar tarafından gerçekleştirildiğinde bazen “şark kurnazı” taşeronların suiistimali ortaya çıkabiliyor. Çünkü taşeron hizmeti verdiğinde daha fazla para kazanmayı amaçlıyor. “Allah rızası”, “devlet rızası” veya “devletinin yüzü hürmetine” hatta “kendi köyünün çocukları için” servis hizmeti veren bir taşeronla karşılaşmadım. Servisçilerin bu para kazanma arzusu kimi zaman mevcudiyetlerinin müsebbibi olan öğrencileri bile görmezden gelmelerini sağlıyor. Hatta servisçilerin karşısında öğrencilerinin menfaatlerini korumakla görevli bilhassa okul görevlileri dahi konu menfaat olunca öğrencilerinin karşısında durabiliyorlar…
Zira geçen bana bir öğrenci velisinin şikâyeti ulaştı. Önce servis şoföründen, sonra rehber öğretmeninden, daha sonra okul müdüründen ve en son ilçe eğitim şube müdüründen sorununa çözüm bulamayınca ve her kapıdan da gururu kırılarak kapı dışarı edildiğinde gelip bana durumunu anlattı. Adı bende saklı Mardin’e bağlı bir köyde Savurkapı’daki liseye giden birkaç kız servis şoförlerinin ek iş yaptığından dolayı çocukları köyden en az 1 saat erken alıp onları polisler fark etmemeleri için okulun 200 metre uzağında bırakıp gidiyor. Ve bunu bütün bir dönem yapıyor. Aynı şekilde akşamları da bu kız çocukları soğukta 1,5 saat servisi bekliyorlar. Bir değil, iki değil, üç değil siz bunun her gün yapıldığını gözünüzün önüne getirin. Bu yapılanları öğretmen görüyor ama kaygılanmıyor ve bunu kendi sorunu olarak görmüyor. Bunu okul müdürü görüyor o da bunu sorun olarak görmüyor çünkü soğukta bekleyen onun öz çocuğu değil. Rehber öğretmen de durumu görüyor yetkililere haber veriyor. Ama Rehber öğretmenin bildirisi sonuçsuz kalıyor. Çocukların velisi ilçe eğitim şube müdürüne gidiyor ama nafile. Tüm bu saydıklarım bu kızlara destek olmaları gerekirken sorunlarının parçası kalmakta ısrar ettiler. Her şey bununla kalsaydı belki bu yazı kaleme alınmazdı. Çünkü okul günlerinin iki buçuk saatini sokak ve caddede geçiren bu kızlar “cinsellik” dâhil her türlü tacize açıklar. Savurkapı’da her gün binlerce insanın gelip geçtiği, tüm ilçe araçlarının olduğu bir yerde her sabah ve akşam market önünde bekleyen birkaç kıza lafın atılmadığını, elle sarkıntılığın edilmediğini hatta cinsel saldırının olmadığını düşünmek imkânsız.
Zira mağdur kızlardan birinin bana ulaşan şikâyetinde bir adamın “sarkıntılıklarına maruz kaldığını” yazılı. Tabiî ki bu kız okul hayatının bitmemesi için bunu babasına söylemedi. Burada bu kız diğer kız arkadaşlarına sarkıntılık edildiğini açıklıyor. Sayı belli değil. Ama önemi de yok, zira önemi olsaydı okul müdürü gereğini yapardı. Bu yetmezmiş gibi durumdan haberdar olan servis şoförü ibret olsun diye kızları birkaç gün servis aracına bindirmedi. Bununla da yetinmeyen şoför kendisini şikâyet eden kızları arkadaşlarının önünde “rencide” etmiş. Hatta bu yetmezmiş gibi şoför ve ilçe eğitim şube müdürü verilen şikâyetin geri alınması için kızın ailesine baskı yapmış. Bu mektubu bana yazan kız öğrenci aynısının başına gelebileceği için ne şoförü, ne nöbetçi öğretmeni ve ne de okul müdürünü şikâyet etmek istiyor. Çünkü bu kızlar şoförün de müdürün de aynı tarafta olduklarını ve bu tarafın da kendilerini savunmayacaklarını iyi biliyorlar. Kızın şikâyetinde bu süreçte ders notlarını düştüğünü, her gün aynı korkuyla okula gittikleri için derslere konsantre olamadıklarını anlatıyor. Kendisi gibi mağdur olan arkadaşının ailesinin şoförle kavgasında onun nasıl yalnızlaştırıldığını ve sürekli baskı altına alındığını görünce kendisi susmayı tercih etti ve bu yazıyla yetkililerin müspet müdahalesini bekliyor.
Ben sonuçta devletin güzel yaptığına güzel derim, bu yaptığı güzel olmasına rağmen eksik. Bu servisleri kontrol eden mekanizmada hata var. Şoförlerin eğitimi, yetkinliği ve terbiyesi bu hizmetin yürütülmesinde önemli bir etkendir. Ayrıca bu hizmeti veren taşeronların aynı araçla ek iş yapıp yapmadıkları denetlenmeli. Son olarak yetkililerin bu adı bende saklı kızın şikâyetine kulak vermesini diliyorum.