
Konuyla ilgili fikirlerimi paylaşabilmek adına öncesinde iki yazı yazmak zorunda kaldım. Doğrusu maksadını etkili ve daha az cümle sarf ederek anlatabilmek büyük bir zanaat. Ve maalesef görüyorum ki o yetenek bende pek yok. Umarım bu yazının sonuna geldiğimde bu konuyla ilgili aktarmayı düşündüklerimi yazmış olurum.
Evlat nasıl ki bu dünyanın en güzel süslerinin başında geliyorsa anne-babalık vazifesi de o kadar önemli ve değerlidir. Alalade ifa edilemez. Zira anne-babaların yetiştirmekle mesul olduğu şey çocukları, insan yani. Bu yüzden iyi bir evlat yetiştirmeyi amaçlayan anne-babaların şunu çok iyi bilmeleri lazım. Ancak iyi insanlar iyi evlatlar yetiştirebilir. Elbette ki söylediğimin istisnaları vardır. Bazen ne yaparsan olmaz, çocuk seçimini çok güçlü ve çok kararlı bir şekilde başka türlü yapar. Ama dediğim gibi bunlar istisnai durumlar. Çoğunlukla çocuğun iyi ya da kötü yetişmesi anne-babaların yaptıkları, yapamadıkları ve eksik bıraktıklarıyla ilgilidir. Bu yüzden anne-babalar olarak her an çok dikkatli olmalıyız.
Önceki yazılarımda da söylediğim gibi anne-babalar olarak iyi evlat yetiştirme çabasında olduğumuzu iddia eder dururuz. Fakat bilmeliyiz ki istemek, iddia etmek çoğu konuda hedefe ulaşmak için tek başına nasıl yetersiz kalıyorsa çocuk yetiştirme konusunda da aynı sonuca ulaştırır. Anne-baba ikisi ya da onlardan herhangi biri hayatı sorumsuzca, rastgele yaşıyorsa çocuğuna sorumluluk duygusu kazandıramaz. Yalan söylüyor, işinde sosyal ilişki ve rollerinde hile yapıp insanları aldatıyorsa dürüstlük değerini kazandıramaz. Her konuda bencilce düşünüp, her şeyi kendine yontuyorsa paylaşmayı öğretemez.
Ezberlerle, kalıp yargılarla, faşizanlıkla kendini ifade ediyorsa hoşgörüyü aşılayamaz. Tembellik yapıp duruyor ve işten kaytarmayı marifet görüyorsa, üstelik buna rağmen hakkettiğinden fazlasını pişkince istiyorsa çalışma, üretme azmini kazandıramaz. Sohbeti gıybet ve dedikodudan ibaretse çocuğuna samimiyet ve iyi niyet kazandıramaz. İçki, sigara ve diğer zararlı alışkanlıkları hoyratça sergileyip militanca savunursa çocuğunu bu alışkanlıklardan uzak tutamaz. Hasılı çocuk anne-babanın söylediğini değil yaptığını, ondan gördüğünü yapar daha çok. Çocuk hayatta bizim bıraktığımız izlerden yürüyerek hayata tutunmaya çalışır. Bıraktığımız izlere dikkat edelim…
Her anne-babanın iyiliği istemek, iyiden yana olmak ve iyi olma çabasından kaynaklı kendini sürekli sorgulaması, çek etmesi lazım. Bu insan olma vasfının en önemli ve en doğal özelliklerinden biridir aslında. Bunu başarıp iyi olmaya, iyiliği istemeye karar verirsek bundan sonra yazacaklarımın bir anlamı belki de bir faydası olabilir. Başta da söylediğim gibi anne-babalık çok ciddi bir sorumluk, en önemli rolü insanın hatta. Bu yüzden başka kişi, kurum ya da araçlara tahvil edilemez.
Evet çocuk etkilenir hepsinden. Bu doğaldır. Ama bahsedilen etkenlerin tahakkümüne tamamen bırakılamaz çocuk. Daha doğar doğmaz güya geliştirici materyalleri eve doldurmakla, 2-3 yaşından başlayarak kreşlere, özellikle en çok para alanlarına göndermekle, sonrasındaki okul süreçlerinde iyi öğretmen aramak veya olmadı tonlarca para dökerek en pahalı özel okullara yollamakla doğru düzgün çocuk yetiştiremezsiniz. Çocuğu oyuncaklara, elbiselere, yiyeceklere, kurslara, gigabaytlara, teknolojik araçlara boğarak da bunu başaramazsınız.
Bizim en kıymetli varlığımız insanlığımızdır. Çocuklarımıza bırakacağımız, onlara kazandıracağımız en büyük miras da o. Bugün teknolojik kuşatmanın yalnızlığında büyüyen çocuklarımız en büyük değer olan insanlıklarından sıyrılıyorlar yavaş yavaş. Evet bunu iyice bilmeliyiz ki gözümüzün önünde, yanımızda duran çocuklarımız maalesef bugün çok ama çok yalnız büyüyorlar.
Bunun sonucunda artık her yerde prototiplerini gördüğümüz, acayip türe çocuğunuzun dahil olmasını istemiyorsanız onu teknolojinin kıskacına bırakmayın. Televizyon, internet ve sosyal medyanın ve onlarla şekillenmiş arkadaş(!) çevresinin insafına bırakmayın. Onunla arkadaş gibiyiz diyebilmek ve entel-dantel ortamlarda bunun havasını atabilmek uğruna anne-babalık görevinizden vazgeçmeyin. Sınırlar koyun ve o sınırları bir ülkenin sınırları gibi koruyup gözetin. Evinizde konuştuğunuza, izlediğinize, yediğinize, içtiğinize dikkat edin. Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmenin yollarını arayın. Onunla sohbet edin, oynayın. Mümkün mertebe dışarıda da zaman geçirmesini sağlayın. Şunu yaparsam travma geçirir, bunu yaparsam psikolojisi bozulur diyerek gerektiğinde yaptırımlar uygulamaktan kaçınmayın. Insan öyle bir örümcek ağının zayıflığında bir yapıya sahip değil hem. Höt deyince travmadan ölmez, aklını kaçırmaz emin olun. Asıl sınırsızca büyütülen, hiç uyarılmayan çocuk ileride psikolojik travmalar yaşar.
Eğer anne-baba olarak iyi insanlarsanız ve iyiliği yaparak gösterip öğretiyorsanız çocuğunuza sık sık öğüt vermekten de geri durmayın. Bugünkü acayip neslin ortaya çıkmasına sebep olan gevelemelerden biri olan “öğüt vermeyin” sözlerine lütfen kulak asmayın. Ama anne-babalığı sadece boş öğütler vermekten ibaret bilmek de elbette ki yanlış bir anlayıştır.
Yaşına göre sorumluluklar vermekten de çekinmeyin. Her şeyi onun yerine yapmaya kalkarsanız, onu sürekli affederseniz dahası tüm hatalarını, ayıplarını devamlı yok sayarsanız; sorumsuz, sınırsız bir ucube yetiştirmekten başka bir şey yapmış olmazsınız. Ve oğlum, kızım dediğinizin size ne kadar yabancılaştığını, onu nasıl tanıyamaz olduğunuzu görmek için ön sıradan bilet almış olduğunu göreceksiniz.
O bağrınıza bastığınızın sizin eksik anne-babalığınız yüzünden; size, başkalarına ve hatta kendine nasıl fiziksel zararlar verdiğini ibretle görüp izleyeceksiniz. Iter, döver, söver; yetinmez çok daha kötüsünü de yapar öylesi. Bu yüzden ona kötülüklerle, yanlışlıklarla iyilik yapmaya kalkmayın.
Çocuğunuzun ruhunu besleyin. En başında söylememiz gerekeni yapın. Onu sevin, çok sevin. Sarın, başını okşayın, oynayın. Zaten ancak severseniz iyi anne-baba olabilirsiniz. Ruhunu beslemek için anne karnından başlayarak ona kitap okumaya, vakti geldiğinde ona kitap okutmaya çalışın.
Ben yine çok uzattım. Üstelik hala tam olarak anlatmak istediklerimi anlatamadım. Bu yüzden affola tekrar.
Sonsöz, insanları severseniz gerçek manada çocuğunuzu sevebilirsiniz. Ancak çocuğunuzu severseniz ona tutunacağı değerli izler bırakabilirsiniz.
Ve unutmayın sevgi bilinenin aksine çok ama çok emek ister…
Abdulkadir Demircan
metyu_24@hotmail.com