
Dünya hızla değişiyor. Değişen dünya düzeni ve teknolojinin de sürekli hızlı ilerliyor olması insanları bir karara gitmek zorunda bırakabiliyor.
Her günün sabahına başladığımızda zaman ilerlerken ve değişim sürerken insan düşünmeden edemiyor.
Gelişime ve değişime ayak uyduramayan insanlar bildikleri ve öğrendiklerini hayata geçiriyor.
Burada kritik bir nokta var.
İnsanlar ya değişime ayak uyduracak yada geleneklerini sürdürecek.
Aslında doğru teşhis de tam olarak bu değil. Önemli olan insanın öğrendiklerini gelişime ve değişime entegre edebilmesidir.
Bunu başarabilen insan geri kalmaz. Gelenekleri ile beraber yeniliğe Ayak uydurur.
Aslında iki tane insan tipi vardır. Yenilikçi olanlar ve gelenekçi olanlar.
Gelenekçi insan öğrendikleri ve bildikleriyle hareket eden insandır. Yenilikçi insan ise sürekli değişen dünyaya ayak uyduran insandır.
Gelişimin ve değişimin beraberinde getirdiği yenilikleri
Elbette ki her zaman insana kâr ettirmez veyahut mutlu etmez.
Tam anlamıyla sürekli değişen dünyanın bir de yeniliğin peşinde bilinçsizce koşmak doğru değildir.
Hayattan edindiğimiz tecrübelerle yeni düzene alışmaya çalışmak kanaatimce daha karlıdır.
Bulunduğumuz ortam ve yaş şartları ne olursa olsun yeniliklerden istifade etmek doğru olacaktır.
Sürekli kısır döngüde bocalamak insanı yıpratır ve köreltir.
Değişen ve gelişen dünyanın teknolojinin olumlu ve faydalı yönlerinden istifade etmek gerekir.
Kötü yönlerinden etkilenen insanlar ise maalesef kaybeder.
Değişimden ve gelişimden faydalanmamak olmaz, ama doğru hamleler ile ve tam zamanında temas etmek en doğrusu olacaktır.
Özellikle çocuklarını yetiştiren anne ve babaların bu konuda çok hassas olması gerekiyor.
Eğitim çağına gelen çocukları doğru yönlendirmek ve tabiri caizse onlara ışık olmak büyüklerin en birinci görevlidir.
İyi, faydalı ve temiz bir toplumun oluşması için de hepimize düşen görevler vardır.
Yani demem odur ki gelişime, değişime ve yeniliğe orantılı bir şekilde ayak uydurmak insanoğlu için iyi bir seçenek olacaktır.