
Yüzyıllardan beri İslam aleminde öğretilen en temel bilgilerden bir tanesi de “Kim la ilahe İllallah derse mutlaka cennete girer.” Bu bilgi birçok hadis kitaplarında mevcuttur. Bizim için önemli olan Allah’ın kitabında böyle bir ifadenin kullanılmış olmasıdır. Bunun içinde Kur’an’ı Kerim’e bakmak yeterlidir.
Gerçekten bunu söyleyen kişi cennete girebilir mi? Bazı kişiler Kelime i şahadet getiriyor ama maalesef İslam’a girmiş olmuyor.
63/MUNÂFİKÛN-1: İzâ câekel munâfikûne kâlû neşhedu inneke le resûlullâh(resûlullâhi), vallâhu ya’lemu inneke le resûluh(resûluhu), vallâhu yeşhedu innel munâfikîne le kâzibûn(kâzibûne).
Münafıklar sana geldikleri zaman: “Biz şahadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şahadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar.
Ayetten de anlaşılacağı üzere bize öğretilen inancın tam tersi söz konusu. Kişi şehadet ediyor ama bu, onu Müslüman kılmıyor.
Allah Teala sadece takva sahiplerinin cennete gireceğini söylüyor.
3/ÂLİ İMRÂN-15: Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd(ıbâdi).
De ki: “Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahibi olanlar için, Rabb’lerinin katında, içinde devamlı kalacakları, altından nehirler akan cennetler, temiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah kullarını en iyi görendir.
3/ÂLİ İMRÂN-133: Ve sâriû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâs semâvâtu vel ardu, uiddet lil muttekîn(muttekîne).
Ve Rabbiniz’den olan mağfirete ve genişliği yerler ve gökler kadar olan, muttekîler için hazırlanmış olan cennete koşun!
3/ÂLİ İMRÂN-198: Lâkinillezînettekav rabbehum lehum cennâtun tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ nuzulen min indillâh(indillâhi), ve mâ indallâhi hayrun lil ebrâr(ebrâri).
Fakat Rab’lerine karşı takva sahibi olanlar…Onlar için altlarından nehirler akan, içinde ebediyen kalacakları cennetler, Allah tarafından ziyafet sofraları vardır.Ve Allah’ın katında olan şeyler, ebrar kullar için daha hayırlıdır.
50/KAF-31: Ve uzlifetil cennetu lil muttekîne gayre baîdin.
Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
Ve daha birçok ayeti kerimede kişinin cennete girmesinin temel şartı takva olduğu belirtilmektedir. O halde bir insan eğer takva sahibi olmadan ölürse gideceği yer cennet değildir.
Peki kişi ne yaparsa takva sahibi olur?
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Allah’a yönelenlerin takva sahibi olduğunu söyleniyor. Kişi Allah’a yönelmiş ve bu nedenle takva sahibi kabul edilmiştir. Burada önemli olan “yönelme” ifadesidir. Peki yönelmek hangi anlama gelmektedir? Bunun cevabını Şura Suresi’nin 13.ayetinde görüyoruz.
42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Burada Allah bazı insanları kendisine ulaştırdığını söylüyor. Bunların Allah’a yönelenler olduğu ifade edilmiştir. O halde bazı insanlar Allah’a yöneliyor yani Allah’a ulaşmayı (ruhun ulaşması) diliyorlar, Allah da onları (onların ruhlarını) kendisine ulaştırıyor. Buradan da anlaşılacağı üzere Allah’a ulaşmayı dilemek, Allah’a yönelmek olarak ifade edilmiştir.
Peki kişi Allah’a yönelmese yani Allah’a ulaşmayı dilemese ne olur?
10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8: Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Konu çok önemli ve uzun, bütün detaylarıyla burada anlatmak mümkün değil. Sonuç itibari ile yüzyıllardan beri bizlere öğretilen bu inancın Kur’an’a dayanan bir yönünü görmüyoruz. Bu konunun Kur’an ışığı altında tekrar değerlendirileceğini ümit ederek konuyu burada kapatıyorum.
Allah ile kalın, mutlu kalın.