

Güzelliklere, nefes aldıracak iyi gelişmelere ihtiyaç var bu aralar.
21. Yüzyılda, özellikle de yaşamımızı sürdürdüğümüz bu günlerde herkeste bir bunalım, bir melankolik ruh hali.
Kime sorsan hayatından memnun değil. Teknoloji geliştikçe insanlar mutsuzlaşıyor sanki.
Her şey sıradan geliyor, insanoğlu daha değişik arayışlar peşine düşüyor.
Aslında ben de böyle bir dönemden geçmiyor değilim.
Hayatıma etki eden, ufak ama etkilendiğim bir gelişmeden sonra insanlar ile arama mesafe koymaya karar verdim. Birçok şeyden soyutladım kendimi.
Farklı arayışlar demişken hoş olmayan alışkanlıklar yerine okumaya karar verdim.
Hatta bu değişime bir de slogan buldum.(okumak iyileştirir)
Çokça zaman önce, Tarihi Mardin kentinde henüz inşaat halinde ve rastorasyondan geçen bir mekan vardı.
Şimdilerde huzur bulduğum çok şirin bir mekân. Yüzlercesi roman ve şiir kitabının olduğu bir derya.
Tatlı kediler ile dolu müthiş bir yaşam alanı.
Okudukça huzur bulduğum…
Gündelik hayat koşturmacalarından, gereksiz münakaşalardan kaçıp, bu küçük, şirin bir o kadar da etkileyici mekana gider okurum.
Belki de burayı bu kadar sevmemin sebebi benim de emeğimin olmasıdır.
Restorasyon zamanından çocuklara yönelik atölyelerin olduğu zamana dek birçok kere bu mekânı fotoğraflamıştım.
Hani insanın alinterinin karşılığı onu çok mutlu eder ya, işte böyle bir şey.
Okudukça yeni hikayeler, yeni bilgiler öğreniyor insan.
Bu işletmenin sahibesi Ezgi Hanımdan da güzel ve çok hoşuma giden bir hikaye öğrendim.
Bugünde bu yaşanmış hikayeyi siz değerli okurlarım ile paylaşacağım.
Mekanın girişinde sepette bir sürü mektup ve kartpostal ilişmişti gözüme.
Meğersem bu mektuplar aşık bir çiftin birbirlerine gönderdiği mektuplarmış.
Gelin bu yaşanmış güzel hikayeyi hep beraber yaşayarak öğrenelim.
Ebru ve Murat ismindeki aşıklara ait bu mektuplar bu mekana ait güzelliklerden sadece bir tanesi.
Ezgi hanım eski eşyalara meraklı olduğundan birkaç sene evvel bu mektupları bir eskiciden satın almış.
Zamanla mektupları okuyan Ezgi hanım bunları elden çıkarmaya kıyamamış.
Günlerden birgün Mardine ziyaret amaçlı gelen iki hanımefendi yerli turist mekanda bu mektuplara göz atıyor.
Hanımefendiler de herkes gibi okudukları aşk mektuplarından etkileniyorlar.
O kadar etkileniyorlar ki mektuplatın sahibi olan aşıklardan Ebru hanıma kadar ulaşıyorlar.
Hatta Antalya ilinde ikamet eden mektupların sahibi Ebruhanımı Ezgi hanım ile de irtibatlandırıyorlar.
Mektupların içeriğine hakim olan Ezgi hanım da Ebru hanım ile bir müddet mesajlaşıyor.
Eski ve tutkulu bir aşkın meyveleri olan mektupların serüveni hakkında Ebru hanımın tahmini şu şekilde;
“Mektupları, Eski kaynanamın eski eşyalar ile birlikte elden çıkardığını düşünüyorum”
Bizimkisi tutkulu bir aşk olduğu için bitti diyerek, Eşi Murat Beyden ayrıldığını söyleyen Ebru hanım o günler için güzel günlerdi demekle yetiniyor.
Belki birçok aşığa ve çifte örnek olabilecek bu sevda hikayesi yaşasın diye Ezgi hanım mektupları gerçek sahibine ulaştırmayı düşünüyor.
Bu tutkulu aşktan geriye kalan mektuplar ve bir kız evlat.
Belki Murat ve Ebru hanımın tutkulu aşk mektuplarını aşklarının meyvesi olan bu kız çocuğu annesinin ve babasını o günlerde birbirlerine besledikleri duyguları okuma fırsatı bulur.
Sizce de çok güzel değil mi?
Büyüklerimiz ne varsa eskilerde var derken haklı değiller mi?
Evet sevgili okurlarım, bu örnek aşk mektupları Ebru hanım için yola çıkmadan sizlerin de göz atmasını tavsiye ediyorum.
