
İnsanoğlu o kadar bencildir ki, kendi çıkarına olan her şeyi öncelikli olarak görür ve kabul eder.
Kendinde olan bir şey başkasında yoktur diye bunu alay konusu bile yapabilecek kadar hadsizleşir bazen.
Kendisinin çıkarına olan her şey mübah, başkası için hak olan bir şeyi bile olumsuz karşılayabilir.
Günümüzde sergilediğimiz bu ve benzeri hareketlerimiz kalplerimizin ne kadar kararlıdığını gözler önüne seriyor aslında.
İnsanoğlu çok basit bir şekilde başkasını karalıyor, leblebi yer gibi iftira atıyor ve hakkını yiyebiliyor.
Basit hesaplar uğruna yapılan yalan, iftira ve algılar kişinin muhakkak önüne çıkacaktır.
Yapılan hiçbir iyilik karşılık kalmaz, yapılan bir kötülük de muhakkak sahibine geri döner. Şüphesiz.
Sevinçlerimizi başkanının hüznü üzerine kurmamalıyız. Yoksa Allah korusun sonu hüsran ile bitecektir.
Hayattan ve olaylardan ders almayı bilmeliyiz.
Bu güzel hikayede olduğu gibi.
“Bilge insan talebesi ile birlikte gezerken, tarlada bir ağacın altında bir çift ayakkabı gördüler. Hiç şüpheniz olmasın ki arazide çalışan birisinin ayakkabısı idi.
Talebe: ‘Hocam! Şu ayakkabıyı saklasak da geldiğinde sahibinin ayakkabısız halini bir görsek?’ dedi.
Hocası: ‘Sevincimizi başkalarının acısı üzerine kurmamız hiç doğru değil!’
Gel şöyle yapalım; ‘Senin halin vaktin yerinde, bu ayakkabının içine bir miktar para bırak, sahibi gelip de onu aldığında yaşadığı sevinci birlikte görelim.’ dedi.
Genç bu teklifi kabul etti ve ayakkabı içine bir miktar para koydu. Hocası ile birlikte görünmeyecek bir yere saklandılar. Biraz sonra ayakkabı sahibi geldi. Ayakkabısını giyerken içinde bir şeyler olduğunu fark etti. Bir baktı ki hatırı sayılır miktarda para… Etrafa bakındı kimseyi göremeyince, dizleri üstüne çöktü, ellerini açtı, içten ve yürekten:
‘Yâ Rabbi! Eşimin hasta, çocuklarımın aç olduğu sana malumdur, verdiğin bu nimet, lütfettiğin bu ikram için sana sonsuz şükürler olsun!’ dedi ve uzun süre ağladı… Tabi bu manzara karşısında hoca da talebesi de gözyaşlarını tutamadılar.
Hoca talebesine: Şu an ilk teklifinden daha mutlu değil misin diye sordu? Elbette hocam daha sevinçliyim, üstelik daha evvel anlamadığım bir cümlenin de anlamını bu şekilde öğrenmiş oldum;
‘Verdiğin zaman, aldığın zamandan daha mutlu olursun!’ Ve hocası ekledi: İnsanların gönüllerine sevinç ekmek, aslında vermek değil; almaktır, hem de mutluluk olarak!…