
Güçlü devlet demek, yöneticilerinin güçlü olması demek değildir. Güçlü devlet demek ekonomisiyle, eğitimiyle, teknolojisiyle, ordusuyla yargısıyla kısacası tüm kurum ve kuruluşlarıyla, insanlarının uygar bir zihniyete sahip olmasıyla sistemleştirilmiş devlet demektir. Böyle bir devletin yöneticileri ne kadar basiretsiz olurlarsa olsunlar, devletin sistemi kendi kendini sevk-idare ve kontrol etmek suretiyle yoluna aksamaksızın devam eder. Bugün her yönüyle gelişmiş ülkelere baktığımızda durumun böyle olduğu hemen görülecektir.
Bir de sistemi oturmamış devletlere bakalım; yöneticilerinin güçlü ve zeki olması bile bu devletlerin dünya devletleri arasında yer edinmelerinde zerrece katkısı olmamaktadır. Tam aksine böyle bir devlet, içte ve dışta çeşitli tehlikelerle maruz kalır. Bundan çıkarılacak sonuç; devletin gücü ve bekası kişilerle değil; sağlam temel ve kurallar üzerine kurulmuş olmasına bağlıdır.
Sistemi oturmuş devlet sonsuz bir denize benzer, hiçbir dış veya iç müdahale onun kural, kanun ve işleyişini kolay kolay etkileyemez. Yöneticiler ise yüzücüdür. İyi yüzücüler kendilerini kurtarır ve adlarını tarihe yazdırırlar. Kötüleri ise boğulur, yok olur ve unutulurlar.