DOLAR45,4098% 0.24
EURO53,5661% 0.56
STERLIN61,9567% 0.59
FRANG58,5102% 0.78
ALTIN6.875,62% 0,87
BITCOIN80.579,861.128
Mehmet Sait ÇakarTÜM YAZILARI

Yezidilerde Tevhit – 2

Yayınlanma Tarihi : Google News
Yezidilerde Tevhit – 2

Buna rağmen Sinop’lu Marcion (M.S. 160 yılında Sinop’ta öldü) Yeni Antlaşmayı yetkin görüp Eski Antlaşmayı reddetmişlerdir. Ama Yeni Antlaşma  ve dolayısıyla Hristiyanlık inancı hem yeni bir din olarak tasarlanmamıştı ve hem de her şekilde Eski Antlaşmayı esas almaktaydı. Zaten Matta İncili Eski Antlaşmayı ve de buna bağlı olarak Musa Peygamberin şeriatının ehemmiyetini ortaya koyduğundan Sinop’lu Marcion’un fikri pek taraftar bulamadı.

Yeni Antlaşmadaki Tevhit konusu İsa Peygamberin durumunun tespitiyle ancak anlaşılır hale gelebilir. Bu yüzden öncelikle “Tanrı’nın Oğlu” ve “Mesih” kavramları irdelenmeli. Kimi Hristiyan din bilimci “Tanrı’nın Oğlu” kavramının aslında bir dilbilimsel hata olarak kabul ediyor. Nitekim Yeni Antlaşmanın hiçbir İncil’inde “Tanrı’nın Oğlu” kavramı geçmemekte, bu da dolayısıyla bu kavramın daha sonra bu inanca dahil edildiğine dair bir delil olarak kabul edilir.

Hakikatte bir Yahudî kendini “Yahve’nin Kulu” olarak tanıtmasına rağmen “O’nun Oğlu” olarak tanıtmaz, bu tabiri kullanmaz. İbranî ve Aramî dilindeki ‘abd’ kelimesi genellikle Eski Yunancaya hizmetkâr veya çocuk olarak tercüme edilirdi. Yahudîlerin Eski Antlaşmasının Yunanca Septant nüshasında geçen “Yahve’nin Kulu” (caid tou qeou) tabiri zamanla “Yahve’nin oğlu” tabirine dönüştü. Dolayısıyla “Tanrı’nın Oğlu” kavramı Yunan fikriyatının bir eseridir ve bunun esasını Musevî fikriyatında aramak hatadır.

Yahudîler arasında “Abd Davut” yani “Davud’un Oğlu” nispeten meşhur olan lakaptı. Örneğin “İbrahim oğlu, Davud oğlu, İsa Mesih’in nesebinin kitabıdır.” ya da “Kör: Ey Davud oğlu İsa, bana acı! diye bağırdı” Ayrıca beklenen kurtarıcının lakabı da bu şekildeydi. Lâkin İsa Peygamber kendisinin mahiyetini en iyi şekilde yansıtan “İnsan Oğlu” tabirini bile en azından kurtarıcı anlamında kullanmadı. Gerçi Eski Antlaşmadaki “Gece rüyetlerinde gördüm, ve işte; insan oğluna benzer biri göklerin bulutları ile geldi, ve günleri eski olana kadar geldi, ve onun önüne kendisini yaklaştırdılar.” şeklindeki ayetteki “insan oğlu” kavramı Yahudilerin kast ettiği “Beklenen Kurtarıcı” yani “Mehdi” ile ilişkilendirilmezdi, çünkü bu mana bilahare Hristiyanlığın etkisiyle ortaya çıkmıştı.