
Bütün insanlığın kurtuluşu olmayan bir çözüm, bizim de kurtuluşumuz olmayacaktır. O da; İslam’ın kendisidir.
İlk insan, ilk peygamber Hz. Âdem’in Dünya’ya gönderildiği, yaratıldığı günden bu yana insanlık hep arayış içinde olmuştur. Sürekli kurtuluş reçetesi aramış, bir türlü sonuca ulaşamamıştır. Tarih boyunca bu yüzden yeryüzünde savaşlar eksik olmamıştır. İnsanlar ideolojik, siyasi ve dini bakımdan hep fırkalara ayrılmış, her fırka kendi reçetesini yegâne kurtuluş reçetesi olarak insanlığa sunmuş ve dayatmaya çalışmıştır. Kimi inancını, kimi mezhebini, kimi ırkını… öne çıkarmış ve uğruna nice canlar feda edilmiştir.
Yüce rabbimiz Allah da insanoğluna zaman zaman kitaplar göndermiş, hükümlerinin uygulanmasını istemiştir. Ne var ki, insanoğlu başta yüce kitabımız Kur’an-i Kerim olmak üzere, tüm kutsal kitapları bir kenara bırakarak başka rehberler edinmiştir. Hâlbuki Allahın koymuş olduğu kuralları hayata geçirseydik problemlerimizi önemli ölçüde çözmüş olurduk. Bugün maalesef Allah’ın kitabında uygulanmasını istediği ve ceza olarak koyduğu; can emniyeti için kısas emri, akıl sağlığı için alkol yasağı, sağlıklı bir nesil için zina yasağı uygulanmamış tam aksine zaman zaman teşvik edilmiştir.

Bu Kur’an ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak içindir.
Halkı Müslüman olan ülkelere baktığımız zaman Kur’an-i Kerim’in nasıl terk edildiğini, rafa kaldırıldığını açıkça görürüz. Hazindir ki, yüce kitabı yeryüzünde sadece okunmak için okunan ve mezarlıklara tahsis edilen bir kitap haline getirdiler. Büyük şair merhum Mehmet Akif Ersoy Safahat’ta bu meseleye çok veciz bir şekilde değinmiştir. Birlikte göz atalım:
Ya açar nazm-ı celilin bakarız yaprağına,
Ya da üfler geçeriz bir ölünün toprağına,
İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin,
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak içindir.
Oysaki bu kitap okunmak, anlaşılmak ve yaşanmak için indirilmiştir. Okunmayan bir kitabın anlaşılması mümkün değildir. Anlaşılmayan bir kitabın yaşanması da mümkün değildir. O halde çare; bu kitabın kurtuluş reçetesi olabilmesi için okunması, anlaşılması ve yaşanması şarttır.
Sadece bir örnek vererek yazıma son vermek istiyorum. Günümüzde yalnız içki yasağı uygulanırsa insanlık için büyük rahatlama sağlayacaktır. Dünya devletleri zaman zaman yasaklama yoluna gitmişler, ancak bir süre sonra tekrar serbest bırakmak zorunda kalmışlardır.
Alkol tüketmek asla özgürlük olamaz
Üzülerek ifade etmek isterim ki, alkol özellikle halkı Müslüman olan ülkelerde bol bol tüketilmektedir. Sırf ‘Avrupa’ya benzeyelim’ diye alkol tüketimini gelenek haline getirdik. Artık içki hayatımızın bir parçası haline getirilmiştir. Yılda trafik kazalarında hayatını kaybeden insan sayısı 10 bin civarında iken, sadece alkolden kaybettiğimiz insan sayısı yılda 30 binin üzerindedir. Allah aşkına mantık bunun neresinde. Ayrıca içki kullanımından ötürü yıkılan yuvalar, dağılan aileler her geçen gün artış göstermektedir.
Görüldüğü üzere sadece içki yasağı toplum için önemli bir kurtuluş reçetesi olacaktır. Kanaatimizce İslam’ın diğer hükümlerinin de uygulanması halinde her biri toplumu daha da rahatlatacak, Dünya’ya örnek olunacaktır. Biz, bu çözümü bütün insanlık için öneriyor ve inanıyoruz. Bütün insanlığın kurtuluşu olmayan bir çözüm, bizim de kurtuluşumuz olmayacaktır. O da; İslam’ın kendisidir.
Bir başka yazıda buluşuncaya dek kalın sağlıcakla.