
Mardin’de yaşamak, her adımda yeniden doğmak gibidir. Her sokağa çıktığımda, her yapıya bir kez daha baktığımda, sanki taşlar bana bir sır fısıldar: “Bak, ama gör.”
Geçen gün, il dışından misafirlerimle Latifiye Camii, Zinciriye Medresesi ve Kasımiye Medresesi’ni gezdik. Kapıdan Latifiye Camii’ye girerken, mukarnaslar arasında baykuş motifi dikkatimi çekti. Mukarnas, İslam mimarisinde kubbe, kemer ya da mihrap gibi yapılarda görülen, taş veya alçıyla yapılmış üç boyutlu süsleme sanatıdır. Işık ve gölgeyle oynayarak yapıya derinlik, anlam ve ilahi bir düzen hissi kazandırır. İki göz, sessizce süzüyordu beni; taşın içinden içime bakıyordu. O an fark ettim ki, daha önce sadece bakmışım; şimdi gerçekten görüyordum. Hani derler ya, bakmak ile görmek arasında dağlar kadar fark vardır… İşte o fark, taşın gözlerinde saklıydı.

Zinciriye Medresesi’nin sessiz avlusuna çıktığımızda, taşlar artık ilahi bakışın değil, bilgeliğin gözleriyle konuşuyordu. Işık ve gölge mukarnasların arasında dans ederken, taş fısıldıyordu:

“Bilmek, karanlığı aydınlığa çevirmektir. Aklınla gör, kalbinle anla.”
Kasımiye Medresesi’nde su, taş ve gökyüzü birbirine yansıyordu. Burada artık insan, ilahi bakış ya da taş yoktu; evrenin gözleri vardı. Su göğe bakar, gök taşa, taş insana… Bu döngü, varlığın birliğini, zamanın ve mekânın ötesindeki bağlılığı hatırlatıyordu.
Tarihçe ve Tesadüf mü, Tevafuk mu?
Latifiye Camii: 15. yüzyıl, Artuklu Beyliği, Latif Paşa
Zinciriye Medresesi: 1385, Artuklu hükümdarı Süleyman Bey
Kasımiye Medresesi: 15. yüzyılın sonu, Dulkadiroğulları Beyliği
Üç yapı, üç dönem, üç farklı insan… Ama bakarsanız, bu bir hikmettir. Tesadüf değil, tevafuk. Her biri, kendi zamanında inşa edilmiş olsa da, bugün bizi aynı farkındalığa çağırıyor: Her şey birbirine bağlıdır; taş, su, gökyüzü ve biz… Hepsi bir bütünün yansımasıdır.
Latifiye, Zinciriye, Kasımiye… Üç yapı, üç göz, üç çağrı:
Bak, gör, anla.
Mardin’de taşlar sadece susmaz; konuşur, izler, hatırlatır. Ve artık biliyorum ki, o taşların gözleri, aslında bizim içimize bakan bir aynaymış.
