
AVM’nin yolu çöktü. Aslında bu üç kelimelik cümle olayı anlatmaya yeter ve daha fazlasına gerek de yok. Çünkü Bana ne Diyarbakır Kapıya yerleşen, önce otopark sonra AVMolan ve sonra o da yetmezmiş gibi karşısına dikilen bir yavru AVM’den. Bana ne cadde boyu dizilen esnafın ekmeği ile oynayan AVM’den. Bana ne kendi menfaati ve kendi ticari kaygılarından dolayı caddeyi kapatmaya çalışan ve bundan dolayı cadde altı esnafın dükkanlarını bir kapatmalarından. Bana ne AVM’nin haksız rekabetinden dolayı işi bozulacak gümüşçüden, sabuncudan ve çerezciden. Aslında evi yukarı Mardin’de olan benim gibi biri için AVM’yi eleştirmenin herhangi bir getirisi yok. Nihayetinde o “hilkat garibesi” beton yığınını eleştirmek artık bir şeyi değiştirmeyecek.
Ben zamanında bakkala, esnafa bu yapılacakların aleyhlerine olacağını dediğimde bana güldüler. Toplantılarda buranın sadece bir otopark olarak kalmayacağını dile getirdiğimde değerli partili, partisiz, yandaş veya havuz medyasının gazeteci ve muhabirleri yanıldığımı ve bunun Mardin’e çok şey kazandıracağını söylediler. Aynı şekilde esnaf da benim gibi birkaç aykırı sese itibar etmedi.
Ama sanki bugün istinat duvarı çökünce bir şeyler değişti. O gün o dönemin Mardin valisinin karşısında bu projeyi alkışlayanlar bu günartık bu projeyi bilmem hangi yüzle eleştiriyorlar, sormak gerekir. Yoksa Vali Mardin’den ayrılınca mı yanlış tarafta durduklarını mı fark ettiler, ya da her vali değiştiğinde yeniden taraf mı seçiliyor? Bilmiyorum, gerçi bilsem de kaç yazar? Nihayetinde ben korkak bir gazeteci olduğum için her düşündüğümü söyleyemiyorum ve her söylediğimi de yazamıyorum.
Bundan dolayı ben artık AVM’yi eleştirmiyorum. Altı üstü yolun zemini kaymış. O yolun çöken kısmına otoparka verecek parası olmayan fakir turistler lüks araçlarını park ediyordu. Ya bu defada öyle bir durum olsaydı ya da günün en kalabalık saatinde oradan geçerken çökseydi. Bu bir felaket olurdu. Ya zaten hemen yanında da bir orta okul varmışve orada da yüzlerce öğrenci okuyormuşve bu öğrenciler ders aralarında okulun arka duvarının önünde oynuyormuş veya geziyorlarmış.Bu da mı gelebilecek bir felaketi öngörmeye önlem almaya yetmiyor mu? Ama sonuçta bir şey oldu mu? Hayır bir şey olmadı. AVM’yi boşuna karalamayalım. Sanki yolun istinat duvarı dayanamayıp çökünce AVM’nin de yarın öbür gün, AVM tam çalışınca, binlerce müşteri ile dolunca çökecekmiş gibi davranmayalım. Okulun müdürü bir şey dememiş, ilçe milli eğitim müdürü bir şey dememiş, il milli eğitim müdürü bir şey dememiş, belediye başkanı bir şey dememiş de ben mi bir şey diyeceğim. Ben bir şey demem. Çünkü oradan arabamla her geçtiğimde göbeğimi kaşıyıp en fazla vah vah demekle yetiniyorum
Değerli okuyucular, bir gazeteci eğer yazdıklarıyla veyasöyledikleriyle bir şeyleri müspet olarak değiştiremiyorsa kendisini daha fazla yıpratmamalı. Çünkü bir gazetecinin toplumu değiştirebilme aygıtı yalnızca kalemi ve dilidir ve bu iki aygıt topluma müspet tesir etmiyorsa artık yapabileceği en iyi şey bu iki aygıtla ancak kendisini toplumdan korumaktır. Artık ben ve eminim birkaç kişi daha bu aşamaya gelmişiz, artık toplumu değiştirmekten çok kendimizi içinde bulunduğumuz toplumdan korumaya çalışıyoruz. Çünkü bu halk bir musibeti bin nasihata tercih ediyor, e ben kendimden bir tane daha bulamamışken, aynısının tıpkısından bir nasihat için bin tanesini nereden bulayım?
Bugün yol çöktü, yarın belki avm çöker. Eğer bu yolun bugün çökmesi bir nasihat ise yarın Allah korusun AVM’nin çökmesi bir musibet olacaktır. Ben daha büyük bir felaket olmadan, o okulun menfaati için, insanları canı için ve şehrin geleceğiiçin bir an önce bu hilkat garibesi AVM’den vazgeçilmesin temenni ve tavsiye ediyorum.