
Dikkat buyrulursa eğer, avlanmak suretiyle hayvanların birbirlerine yaman bir biçimde musallat olmalarına rağmen, tabiatın dengesi zerrece bozulmaz. Çünkü her şey Yaradan’ın kendilerine izin verdiği ve takdir buyurduğu ölçüyü aşmadıkları içindir ki tabiatın dengesi bu sayede korunmaktadır. Bazısı, hayvanların bu durumuna içgüdü der geçerler. Doğru, gerçekten de içgüdüdür. Ancak bu içgüdünün kendiliğinden kodlanıp-programlanmadığı ve oluşmadığı gerçeğini de göz ardı etmemek gerekir. -Her neyse.- Biz yine asıl konumuza dönelim. Peki, aynı durum, insan için de geçerli midir acaba? Asla değildir.
Tam aksine şunu rahatlıkla belirtebiliriz kidoğanın en tehlikeli düşmanı insandır. Gelin görün ki mayası iyilikle yoğrularak masum bir biçimde yaratılmış olmasına ve yine kendisine bahşedilmiş olan akıl ve hür düşünce yetisine rağmen o yine de benlik duygusuna kapılarak tarihi boyunca doğaya karşı hep tahripkâr yönünü acımasızca sergilemekten geri kalmamıştır.
Peki, insanın, doğaya bu denli düşmanca davranmasının temelinde yatan sebep acaba ne olabilir? Olsa olsa Yüce Yaradan’ın, kendisine en önemli armağanı olan aklını kullanmamasından kaynaklanan açgözlülüğüdür. İşte asıl problem de burada.