Bazı olaylar, kişiler ve tutumlar karşısında ölçülü ve hoşgörülü davranan toplum; herkesin hakkı ne ise tam olarak verir. Bazen de bu konuda aşırıya kaçar. Örneğin; kişi başarılı ve güçlü olduğu zaman, toplum, bu kişiyi baş tacı yapar. Onu, yere göğe sığdırmaz, iyiliklerini, maharetlerini öve öve bitirmez; hatta yapmadığı iyilikleri yapmış gibi gösterir. Bir takım olumsuzluklarını tersyüz edip tüm yaptıklarını, ettiklerini olumlu imiş gibi bir hava estirerek o kişiyi, âdeta destanlaştırır. Toplum, bu durumu sadece gereğinden fazla abartmıştır.
Bazen de toplum, bunun tersini yaparak, durumun vahim hale gelmesine neden olur. Her zaman olmamakla beraber, belirli zamanlarda toplumda yayılan ve âdeta salgın hastalık halini alan bu durum, düşmüş bir insana karşı cephe alma durumudur. Böyle bir hastalığa yakalanmış olan toplum; düşmüş olan insanı, horlar, dışlar. Olumlu yönlerini olumsuz, yapmadığı, etmediği kötülükleri yapmış gibi gösterir, ezdikçe ezer ve kısacası, o kişiye karşı zebunküşlük eder.
Zebunküşlük eden toplumlar, akıl ve mantık ölçüleriyle değil, duygularıyla hareket edenlerdir. Bu tavırlar ve davranışlar elbette yanlıştır. Sadece yanlış değil, aynı zamanda toplumsal bir çılgınlık ve cinnettir. Çünkü yukarıda da değindiğimiz gibi Akıl ve mantık devre dışı kalmış duygular öne geçmiştir.
İşin doğrusu toplumların, bu gibi olayları, akıl ve mantık terazisiyle tartmaları ve ölçüyü kaçırmamaları gerekir. Bu gibi olumsuz davranışlar, sadece kişilere veya küçük topluluklara özgü olmayıp, büyük topluluk ve devletler için de söz konusudur. Büyük toplulukların ve devletlerin bu çeşit hataları da kendi çapları oranındadır
Not: (Zebunküşlük köken olarak Farsça birleşik isim olup, düşkün-ezerlik yani düşkünü ezmek anlamına gelir.)
“Ayağa göre ayakkabı yapılır; ayakkabıya göre ayağın yapıldığı daha hiç görülmemiştir.”
ŞEKİP YURTTAŞER

YORUMLAR