Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdulkadir Admis

Mardin, Laleli’leşmesin!

Bir zamanlar İstanbul’un gözbebeği olan Laleli, sadece ticaretin değil, aynı zamanda farklı kültürlerin buluştuğu, dövizin, emeğin ve bereketin aktığı bir merkezdi. Rusya’dan Bulgaristan’a, Polonya’dan Arap ülkelerine kadar dünyanın dört bir yanından gelen turistler ve tüccarlar burada alışveriş yapar, otelleri doldurur, restoranları canlandırırdı. Ancak zamanla bu büyülü merkez, kendi kazdığı kuyuya düştü.

Açgözlü ticaret, fahiş fiyatlar, kalitesiz ürünler, aldatılan müşteriler, tacize varan hadsiz davranışlar… Sonuç ne mi oldu? Laleli çöküşe geçti. Turist gelmez oldu, dükkânlar kapandı, kiralar ödenemez hale geldi. Bugün Zeytinburnu gibi bölgelere kaçan ticaretin ardından, Laleli hayalet bir merkez olmaya çok yaklaştı.

Peki ya Mardin?

Bunu neden anlatıyorum? Çünkü Mardin’de de aynı uyarı işaretleri fazlasıyla mevcut. Üstelik her geçen gün daha belirgin hale geliyor

Turistlere yönelik fiyatlar akıl sınırlarını zorluyor. Çay gibi en basit içecekler bile erişilmez hâle gelirken, şehirde ne sahil var ne de turistik altyapı, ancak fiyatlar tatil beldeleriyle yarışıyor. Mardin’in doğal ve kültürel güzellikleri elbette kıymetli ama bu fiyat politikasıyla hem yerli hem yabancı misafirlerin cebine değil, sabrına hitap ediliyor.

Bu fırsatçılığın yanında en büyük sorunlardan biri denetimsizlik. Ne fiyatlar denetleniyor ne de hijyen kontrol ediliyor. Gelen turist bir kez geliyor, bir daha uğramıyor. Gelenin de kalanının da pişman olduğu bir tablo var.

Gürültü kirliliği cabası. Tarihi sokaklarda yankılanan yüksek sesli müzik, gece geç saatlere kadar süren eğlenceler, dinlenmeye gelen turistin huzurunu kaçırıyor. Oysa sessizlik, Mardin’in taş sokaklarına en çok yakışan şeydi…

Ulaşım desen ayrı bir kriz.

Tur otobüsleri hâlâ eski itfaiyenin ve meteorolojinin olduğu bölgede park etmek zorunda kalıyor. Çünkü başka yer yok. Ne bir karşılama alanı var, ne düzenli bir yönlendirme. O yaşlı turistler, çocuklu aileler, sıcakta valizleriyle o rampayı tırmanmak zorunda kalıyor. Çile çekiyorlar, daha Mardin’e adım atmadan nefretle başlıyorlar şehri tanımaya.

Yıllardır konuşulan otopark projesi bir AVM’ye dönüştürüldü. Şehre gelen misafirin arabasını bırakacak yeri yok. Zaten yollar dar, trafik keşmekeş. Hemşehrimiz bile park yeri bulamazken, yabancıdan ne beklenir?

Bunların yanında turizme dönük nitelikli yatırım da yok denecek kadar az. Birkaç tabela, birkaç tanıtım broşürüyle turizm olmaz. Gelenin hem cebini, hem ruhunu inciten bir sistemle sürdürülebilirlik sağlanmaz.

Mardin; taşıyla, tarihiyle, havasıyla, dini ve kültürel çeşitliliğiyle bambaşka bir şehir. Ama biz bu eşsiz kimliği günübirlik kazanç uğruna tüketirsek, kendi altın çağımızı kendimiz bitirmiş oluruz. Bugün “aman canım” dediğimiz her sorun, yarın “nerede o eski günler?” diyeceğimiz büyük kayıplara dönüşebilir.

Ben buradan açık ve net söylüyorum:

Mardin, Lalelileşmesin.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER