Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdulkadir Admis

Normalleşen Vicdansızlık

Bizi artık hiçbir şey şaşırtmıyor.

Oysa asıl korkutucu olan da bu.

Bir zamanlar içimizi sızlatan görüntüler, bugün ekranda kaydırıp geçtiğimiz karelere dönüştü. Yoksulluk, engellilik, yalnızlık, çaresizlik. Hepsi hayatın “olağan” akışı içinde sıradanlaştı. Vicdansızlık bağırarak gelmedi, sessizce yerleşti ve fark etmeden normalleşti.

Bir engelli bireyin kaldırıma sıkışması haber bile olmuyor. Bir yaşlının pazar artıklarıyla eve dönmesi kimsenin gündemine girmiyor. Bir çocuğun yoksulluğu “ailesinin meselesi” sayılıp geçiliyor. Eskiden utanırdık. Şimdi alışıyoruz.

Toplum olarak en büyük kaybımız tam da bu: Alışmak.

Çünkü insan kötülüğe alıştığında, onu sorgulamayı bırakıyor. Sorgulama bitince sorumluluk duygusu köreliyor. Vicdan, sesini yavaş yavaş kaybediyor.

Bugün kimse “kötüyüm” demiyor. Herkesin bir gerekçesi var. Herkes kendince haklı. Ama kimse durup “Ben ne yapıyorum?” diye sormuyor. Haksızlık görüyoruz ama “bana dokunmuyor” diyoruz. Bir adaletsizlikle karşılaşıyoruz ama “ben ne yapabilirim ki” diye kendimizi rahatlatıyoruz.

Susmayı tarafsızlık sanıyoruz.

Oysa susmak tarafsızlık değildir. Susmak, olan bitenin devamına razı olmaktır. Vicdansızlık yapanlar kadar, seyredenler de bu yükün parçasıdır. Çünkü hiçbir kötülük tek başına bu kadar büyüyemez, onu büyüten şey, kalabalık sessizliktir.

Burada kendime de dönmek zorundayım. Başkalarını suçlamak kolay. Asıl zor olan, alıştığımı fark etmek. En çok kızdığım vicdansızlık başkalarınınki değil, sessizliğime alıştığım anlar. Bazen görüp geçtiğim, bazen içim sızladığı hâlde sustuğum her an, bu düzenin biraz daha yerleşmesine katkı sağladım.

Ve belki de en acısı şu: Kötülüğü yapanlardan çok, ona alışanlardan olduk. Bir zamanlar “Bu normal değil” dediğimiz şeyleri bugün “hayat zor” diyerek açıklıyoruz. Kendimizi koruduğumuzu sanırken, vicdanımızdan vazgeçiyoruz.

Oysa insan olmak biraz rahatsız olmaktır. Biraz yük hissetmektir. Biraz uykusuz kalmaktır. Merhamet konforlu değildir, tam tersine, insanın rahatını bozan bir çağrıdır.

Toplumlar bir günde çökmez. Ama vicdanlarını kaybettikleri gün, yıkım başlar. Bugün hala “Bu normal değil” diyebilenler varsa, umut onlardadır. Çünkü o cümle, hala insan kaldığımızın işaretidir.

Ve artık şunu dürüstçe söylemek gerekiyor.

“En çok kızdığım vicdansızlık başkalarınınki değil; alıştığımı fark ettiğim kendi suskunluğum.”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER