
Haziran güneşi camdan içeri vururken, dışarıda kuşlar cıvıldıyor. Ancak milyonlarca genç için bu sabahlar, doğanın uyanışını değil, bir sınav salonunun keskin sessizliğini simgeliyor. Türkiye’de her yıl tekrarlanan ama hiçbir zaman sıradanlaşmayan bir sınav mevsimi bu, Yükseköğretim Kurumları Sınavı
Bir kalemin ucunda hayatın akışı değişebilir mi? Sıraların üzerine eğilmiş binlerce genç, sadece birer öğrenci değil aslında… Her biri, ailesinin, mahallesinin, öğretmeninin ve hatta bu ülkenin umudunu sırtlamış birer taşıyıcı. Sınav kağıdına verilen cevaplar, çoğu zaman gözyaşıyla ıslatılmış emeklerin, uykusuz gecelerin ve ergenliğin çalkantılı ruh halinin sessiz çığlığıdır.
Ancak bu sınavın en sessiz tarafı, belki de gençlerin kendisidir. Kimseye göstermedikleri korkularıyla, “ya yapamazsam” tedirginliğiyle, bazen de kendi değerlerini sadece bir sonuçla ölçen sistemin yorgunluğuyla mücadele ediyorlar. Oysa genç olmak, hata yapma lüksünü de içinde barındırmalı değil mi?
Toplumun birçok kesimi bu süreçte iyi niyetle motive etmeye çalışsa da, farkında olmadan yükü artırabiliyor. “En iyi yeri kazan”, “sen yaparsın”, “biz sana güveniyoruz” cümleleri bazen motivasyon değil, baskıya dönüşüyor. Halbuki gençler, sadece alkış beklemiyor. Anlayış, şefkat ve kayıtsız sevgi istiyor.
Bu sınav sisteminin adil olup olmadığı, eğitimin eşitliğe ne kadar hizmet ettiği gibi büyük sorular bir yana… Asıl mesele şu: Bu gençlerin hayatta bir kez geçeceği bu yoldan geriye nasıl bir iz kalacak? Yorgunluk mu? Kırgınlık mı? Yoksa umut mu?
Üstelik başarı, sınavın sonunda değil, hayatın içinde gizli. Üniversiteye yerleşen herkes mutlu olmuyor; yerleşemeyen herkes başarısız değil. Tarih, sınavlara değil, hayata karşı verdiği mücadeleyle anılan insanlarla dolu. O yüzden gençlerimize söylememiz gereken belki de en anlamlı cümle şudur: “Bu sadece bir sınav. Hayat, senden çok daha fazlası.”
Velilere, öğretmenlere, karar vericilere de bir not: Lütfen sadece sonuçlarla ilgilenmeyin. O çocukların yüreğiyle, hayalleriyle, içten içe kurduğu cümlelerle ilgilenin. Çünkü bugün sınavla tanımladığımız o çocuklar, yarının doktorları, mühendisleri, sanatçıları ama belki de en çok, bu ülkenin vicdanı olacaklar.
Ve şunu unutmayalım:
Bir sınavı kazanmak başarıdır.
Ama bir gencin kalbini kazanmak, bir milletin geleceğini kazanmaktır.
YKS’ye girecek tüm öğrencilerimize gönülden başarılar diliyorum.
Emeğinizin, sabrınızın ve inancınızın karşılığını alacağınız bir sınav süreci olsun. Unutmayın, sonucu ne olursa olsun siz bu ülkenin umudusunuz. Yolunuz açık, kalbiniz ferah olsun.