Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Prof.Dr. Nazif Gürdoğan

İyiliksever İnsanlar Bütün İnsanları İyiliksever Bilirler

Görülmeyen fizikötesi dünya, görülen fizik dünya kadar, hayatın bütün boyutlarında varlığını gösterir. Fizikötesi dünyaya açılan kapıların anahtarlarını ellerinde tutanlar, yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle, fizik dünyanın kapılarını açmakta güçlük çekmezler. Fizik dünyaya açılmanın sınırlarını bilginler belirlerken, fizikötesi dünyaya açılmanın sırlarını bilgeler taşırlar. İnsanlığın yıldan yıla zenginleşen bilgi ve bilgelik birikimi, bütün ülkelere açık, ortak mirası oluşturur.

Gökyüzüyle yeryüzünü, gündüzle geceyi, kültürle ekonomiyi, fizikötesiyle fiziki alanları birbirlerinden ayrılmayan, birbirlerini tamamlayan, bir bütünün iki ayrı yüzü olarak görenler, iki dünyanın zenginliklerinden yararlanırlar. Alanlar arasındaki çok boyutlu iletişimi, doruk noktasına çıkaranlar, birbirleriyle iyilikseverlikte yarışırlar. Onlar fizikötesi dünyanın gizemli ışığıyla, fizik dünyayı aydınlatmakla kalmazlar, iki dünyada iyilikseverliğin, değer biçilmez ödülünü alırlar.

İnsanlığın atalarının “Arafat Dağı”nda buluşmaları, tarihin sıfır noktası olarak alınırsa, fizikötesi ve fizik dünya arasındaki perde aralandığında, yaşanılan dünyayı bağrında taşıyan, yaşanacak dünya görülür. İnsanlığın atalarının yitirdiği dünyayı, yalnızca “Kitap” verilen Peygamberler anlatırlar. İnsanlığın anneleri ve babaları olan “Havva” ile “Adem” sürgün yıllarınından sonra, geldikleri yaşanacak dünyaya dönerek, çocuklarına izlenecek bir yol haritası bırakırlar.

İnsanlık tarihi “Adem Öncesi” ve “Adem Sonrası” olarak ikiye ayrılırsa, ilk iki insan dışındakilere öncesi yaşanacak, sonrası yaşanan dünyayı anlatır. Eserleriyle ölümsüzlüğe eren Sezai Karakoç, “Zamana Adanmış Sözler” başlıklı uzun şiirinde, “Verilmemiş hesapların korkusuyla”, “Af dilemeye geldim affa layık olmasam da” diyerek, yaşanan ölümlü dünyadan yaşanacak ölümsüz dünyaya geçişin, çok uzamasını istemez, “Uzatma dünya” sürgünümüzü dileğinde bulunur.

İlk annelerinin ve ilk babalarının izinden gidenler, bütün insanlığın bilgi ve bilgelik birikiminden yararlanarak, iyililikseverlikte ne kadar başarılı olurlarsa, yaşanacak dünya gibi, yaşanan dünyayı da o kadar güzelleştirirler. Onlar iyilikseverliklerinden kuşku duymadıklarından, bütün insanların iyiliksever olduklarını düşünürler. Ve emanet olarak aldıkları yaşanan dünyayla birlikte, yaşanacak dünyayı güzelleştirmeyi, hayatlarının en önemli görevi bilirler.

Atalarından miras olarak kalan bilgi ve bilgelik birikimine dayanarak, hem görünen, hem görünmeyen dünyaları, birbirinden ayırmadan harmanlamayı başaranlar, iyilikseverlikleriyle herkese örnek olurlar. Yaşanacak ölümsüz dünyanın, “İlk İki İnsan”nın dışında kimsenin görmediği, kimsenin bilmediği zenginliklerini, fizikötesi dünyadan fizik dünyaya, yansıtmasını bilenler, hem yaşanan, hem yaşanacak dünyada binbir renkli hiç solmayan çiçeklerle karşılanırlar.

İnsanların gönüllerindeki iyilikseverlikleri, birbirleriyle iyilikseverlikte yarışanlar uyandırırlar.

Hem yaşanan,hem yaşanacak dünyada iyilikseverlik, bütün kilitli kapıların anahtarı olur.

Bir insan iyiliksever olursa, bütün insanlar iyiliksever olurlar, iyilikseverlikte yarışırlar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER