Çok değil, daha bir buçuk yıl öncesine kadar ilimizin tarihi dar sokaklarında gezdiğimizde esnafımızın ağzından hiç de umut verici sözler duyamıyorduk maalesef.
İşler nasıl gidiyor? diye sorduğumuzda, İş mi var Allah aşkına? Kepenkleri indirme noktasına geldik, çoğu kez siftah yapmadan dükkânı kapattığımız oluyor. Diye cevaplar alıyorduk.
Otel işletmecisi ve sahiplerine bu gibi sorular sorduğumuzda ise kapanan otellerimiz var cevabını üzüntüyle işitiyorduk.
Bu gibi daha birçok mesleki alanda buna benzer olumsuz cevaplar alıyorduk.
Bu cevaplar, Farklı etnik grupların tarih boyunca bir arada yaşadığı “hoşgörü kenti” Mardin’e elbette ki yakışmıyor ve herkes gibi bizleri de derinden üzüyordu.
Turizm kenti olan ilimize bu cevaplar ve psikoloji hiç mi hiç yakışmıyordu.
İster terör belası deyin, ister huzursuzluk ister başka bir şey. Adına ne derseniz deyin bu görüntü ve huzursuzluktan hiç kimse memnun değildi.
Belki de bu kenti bu olumsuz durumdan kurtaracak sihirli bir değnek veya sihirli bir el bekleniyordu.
Ya da krizi fırsata çevirecek vizyon sahibi biri veya birileri…
Gel gelelim yaşadığımız bugüne yani krizden bir buçuk yıl sonrasına. Mardin’e sadece 2018 yılında milyonları aşan turistlerin resmi rakamları yüzleri iyiden iyiye güldürüyor.
Hem turizmciler, hem esnaf, hem otel sahipleri hem de vatandaşlar durumdan oldukça memnun.
Yani otellerin açılıyor olması mutluluk verici.
Sadece Turizm alanında değil öğrenciler, gençler, ihtiyaç sahipleri, yaşlılar gereken ilgi alakayı, imkanları fazlasıyla görüyor ve umut vadediyorlar.
Her alandan çok benimsediğim spor ve sporcuların başarıları (Futbol, Basketbol, Hentbol, Voleybol, Yüzme, Fitness, Koşu) ve daha birçok alan belki de en çok beni sevindiriyor.
Bu saydıklarım ve daha sayacağım birçok güzellik daha önce de yapılamaz mıydı? Elbette ki yapılabilirdi.
Peki imkân olduğu halde neden yapılmadı? Onu zaten bu güzellikleri yaşayan vatandaşlar herkesten iyi biliyor.
Ve ilginçtir bu kadar güzelliği, alanı belediyecilik ve turizmcilik olmayan birinin yapması, başarması ayrı bir olay.
Bir yerde durup düşünmeli, asıl görevi belediyecilik olanlar bunları neden yapmadı?
Resmi görevi turizm olan yönetici veyahut müdürler neden kendi alanları hariç başka her şey ile uğraştı?
Veyahut daha vahim olanı bu insanlar geçmişte ve halen de güzel işleri yapmadıkları halde yapmak isteyenlere de neden engel olmaya çalıştı?
Demem odur ki vatandaşlarımız kimin memlekete fayda sağladığını kimlerin ise ihanet ettiğini çok iyi biliyor.
Bir ilde görev yapıp olumlu anlamda arkasında iz ve imza bırakan çok nadir yönetici vardır.
Ve yine bir ilde krizi fırsata çevirebilecek çok çok nadir yiğit ve YAMAN insan vardır.
Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa YAMAN, bu kent sana minnettardır…

YORUMLAR