Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Faruk Muslu

Mardin Bir Film Platosu Değil

Mardin, taş evleriyle, güneşin altında altın gibi parlayan dar sokaklarıyla dünyanın ilgisini çekiyor. Fotoğrafçılar için bir cennet, yönetmenler için büyüleyici bir plato… Her yıl binlerce turist, bu kartpostal güzelliğini görmek için kente akın ediyor.

Ama bu fotoğraflara bakarken çoğu kez gözden kaçan bir şey var: Bu taşların arasında yaşayan insanlar.

Bugün Mardin turizmi, çoğunlukla bir dekor üzerinden kurgulanıyor. Çekilen diziler, klipler ve tanıtım filmleri kente bir sahne gözüyle bakıyor. Oysa Mardin, yalnızca duvarların diliyle okunacak bir şehir değil; sokaklarında nefes alan hayatlarla anlam kazanıyor.

Kentin asıl kimliği, taşın gölgesinde yaşayan ustaların ellerinde gizli. Bir telkâri ustası, ince gümüş telleri sabırla işlerken aslında bin yıllık bir kültürün son izlerini sürüyor. Çarşıdaki yaşlı esnaf, dükkânının önüne oturmuş; gelip geçen turistlere hediyelik eşya satarken, kaybolmaya yüz tutmuş bir geleneğin hafızasını taşıyor. Çocuklar, dar sokaklarda oyun oynuyor; onların şarkıları, Mardin’in çok dilli yapısının bugüne yansıyan en saf hali.

Ama ne yazık ki bu hikâyeler, turizmin vitrininde çoğu zaman görünmüyor. Mardin, tanıtımlarda bir “sessiz şehir” olarak sunuluyor. Oysa Mardin, suskun değil; sadece duyulmayı bekleyen bir sesi var. Kent sosyolojisi bize şunu söyler: Bir şehir, yalnızca mekânıyla değil, mekânı yaşatan insanıyla vardır. Eğer insansız bir tanıtım yapılırsa, geriye sadece boş bir dekor kalır.

Mardin turizmi, ekonomik açıdan değerli. Ancak bu değerin kalıcı olabilmesi için kentin ruhuna sahip çıkmak şart. İnsanların hikâyeleri turizme katılmalı: Ustaların atölyeleri ziyaret edilmeli, yerel rehberlerin dilinden sokaklar gezilmeli, bir kahvehanede halkla sohbet edilmeli. Çünkü Mardin’in en büyük zenginliği taşları değil, taşların arasında birbirine tutunan hayatlarıdır.

Mardin bir film platosu değildir. O, yaşayan bir şehir; geçmişiyle, kültürüyle, diliyle, insanıyla bir bütündür. Turizm, ancak bu bütünü yansıttığında Mardin’in gerçek kimliği korunmuş olur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER