Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Vehap ERdoğan

Ölüm Hepimizin Başında

Bu sıralar birçok kişinin ağzından sıkça duyduğum bir cümle var.

Neredeyse, olumsuz tavır ve davranış içerisinde olan herkes için bu cümle kullanılıyor.

Gayet de yerinde bir cümle.

Hak eden için kullandığımız zaman tam da taşı gediğine oturtmuş oluyoruz aslında.

‘’Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor’’ cümlesi çoğu durumların hakkımı veriyor evet.

O kadar doğru bir cümle ki, günlük yaşantımızda ölümü bir an olsun hatırlayamıyor, ölüm yokmuş gibi yaşıyoruz.

Sanki işlediğimiz suçlar, işlediğimiz günahlar, bulaştığımız usulsüzlükler yanımıza kar kalacakmış gibi.

Ama günlük yaşantımızın yoğunluğundan bir saniye bile kafamızı kaldırdığımızda, etrafımızdaki her şey bize ölümü hatırlatabiliyor.

Cahit Sıtkı Tarancı ‘’ “Otuz Beş Yaş”’’ şiirinin son mısralarında ne de güzel özetlemiş durumu.

Neylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak.

Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.

Zahmet edip bir çiçeğe böceğe bile baksak ölümü hatırlarız aslında.

Küçük bir ihtimal olsa bile, ölümü hatırlayıp kendimize bir çeki düzen verebiliriz.

Ders alabileceğimiz bir diğer olay var ki, nesilden nesile aktarılmış bir hikâye;

Günlerden bir gün, zamanın ünlü bir bilgesi hükümdarın sarayının kapısına geldi. Muhafızların hiçbirisi saygıları nedeniyle onu durdurmaya çalışmadı. Bilge, sonunda hükümdarın tahtında oturduğu odaya girdi. Ziyaretçisini hemen tanıyan kral saygıyla ayağa kalkıp sordu:

“Ne istiyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim?”
“Bu handa uyuyacak bir yer istiyorum” cevabını verdi bilge.
“Ama burası han değil ki” dedi kral hafif kızgınlıkla, “Benim sarayım.”
“Sorabilir miyim: Senden önce bu sarayda kim yaşıyordu?”
“Babam. O öldü ama.”
“Ondan önce kim yaşıyordu?”

“Büyükbabam. O da öldü.”
“O zaman burası insanların kısa bir süreliğine gelip kaldığı, sonra da terk edip gittiği bir yer demek ki. Neden ona han demeyeyim?

(Evet, yaşadığımız dünya da bir han aslında)

Handan ayrılacağımız zaman da, Hancı ya bir hesap vereceğiz.

Gelin ölümü de hanın sahibini de unutmadan yapalım ne yapacak isek…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER