Dünyayı kasıp kavuran ve 11 mart itibariyle Türkiye’de de belirtisini gösteren Corona virüsü, insanlara bulaşmaya ve can almaya devam ediyor.
Çin’de başlayıp Amerika ve Avrupa ülkelerinde binlerce can alan bu virüs belki de 21. yüzyılın en büyük salgın ve vebasıdır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde 19 bine yakın, İspanya’da 16 bin, İtalya’da yine 19 bine yakın, dünya genelinde ise 17 milyon vaka ve 100 binden fazla ölüme neden olan bu virüse karşı bir savaş halindeyiz.
Dünyada bu salgın ile savaşan bütün ülkeler kendilerince birçok önlem almakta. Örneğin Çin’de gerektiğinde çok katı kurallar konuldu ve bu salgın hastalık bu şekilde çıkış noktasında sona erdi.
Salgının baş gösterdiği ilk günlerden itibaren Türkiye’de bazı önlemler alınmış ve bu önlemler sıkı bir şekilde takip edilmişti. Bundan dolayıdır ki Avrupa ülkelerine kıyasla ölüm ve vaka oranlarının en az olduğu ülkeye sahibiz.
Devletin ve hükümetin aldığı önlemlere daha çok dikkat edip belirtilen kurallara da uymalıyız.
Tabi kurallara uymaya çalışırken de oldukça sakin kalmalıyız.
Süreç oldukça zor.
İnsan psikolojisinin yıpranabilği bu günlerde sakin kalmayı başarmalıyız.
Elbette ki ani önlemler de karşımıza çıkabiliyor.
Geride bıraktığımız hafta sonunda 24 saat geçerli olmak üzere 31 büyükşehirde sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.
Sokağa çıkma yasağının ilk dakikalarında yasağa uyup evlerinde kalan vardı. Bu sağduyulu vatandaşlarımızı tebrik etmek lazım.
Fakat nadir de olsa hiç tasvip etmediğimiz görüntülerde karşımıza çıkmış ve bizleri derinden üzmüştü.
Ekmek fırınlarının önünde uzun kuyruklar, marketlerin önünde sosyal mesafeye uyulmaksızın yığılmalar olmuştu. Hiç kimseye faydası olmayan görüntülerdi.
Vatandaşlarımızın bu konuda biraz daha aklıselim davranması gerekiyor.
Yasağın başladığı ilk geceden sabaha kadar ülkemizde sosyal medya hesapları üzerinden bir sandviç kek konuşuldu.
Buradan bir kez daha belirtmekte fayda görüyorum. Arkadaşlar, bu işin şakası yok…
Sağlık Bakanlığının yaklaşık olarak 1 aydır yaptığı tüm çaba, emek ve gayretleri boşa çıkmasın diye marketlerin önüne yığılmaların olmaması lazım.
En kritik süreçten geçtiğimiz için sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor.
Bu 48 saat içerisinde her zamankinden daha fazla sosyal mesafeye uymamız lazım.
48 saat içerisinde çerez ve çikolata yemezsek ölmeyiz. Bu süre içerisinde sadece su bile içse insanoğlu yaşayabilir.
Gereğinden fazla stok yapmanın bir anlamı yok diye düşünüyorum.
Hatırlanmalıdır ki Peygamber Efendimiz 3 hurma ile 3 gün geçirmiş, Kurtuluş ve Çanakkale Savaşı’nda ise ecdadımız üzüm hoşafı ve yarım ekmek ile savaş meydanında günümü geçirmişti.
Bizlerde lütfen ecdadımızı hatırlayalım ve ona göre davranalım.
Yazıma İbn-i haldun’un şu sözü ile son vermek istiyorum.
”insanı açlık değil, alışmış olduğu tokluk öldürür”
Bu süreci hep beraber atlatacağız.
Yeter ki sakin kalalım…

YORUMLAR