Birçok insan Büyük şehirlerde yaşamak ister. İstanbul, İzmir ve Ankara gibi.
Fakat yaşam şartları olsun, hayat pahalılığı olsun ve daha birçok neden bu duruma engel teşkil edebiliyor.
2014 yılının öncesinde birkaç yıl Malatya ilinde yaşama fırsatı buldum.
Malatya’da yaşadığım süre içerisinde de bu ili sevdim. Çünkü şehirde nefes alabiliyordum.
Yeteri kadar yeşil alan, sulak bölgeleri, geniş caddeleri ve yeteri kadar park bahçelerin olması bu şehri yaşanabilir kılıyordu.
2014 yılının ilk ayında işim gereği Mardin’e gelip yerleştim. Aslında başka bir şehir daha vardı aklımda. Mardin’i tercih etmemin sebebi bu ilin bir albenisi olduğu içindi. Evet, Mardin sempatik bir şehir.
Şehirde, Artuklu ve daha birçok medeniyetin mimarisinin olması, Dicle nehrine yakın olmasından dolayı Mezopotamya ovasının bereketli topraklara sahip olması, şehrin stratejik konumu, uluslararası kuruluşlarca kültür mirası kabul edilmesi, koruma altına alınmış tarihi yapılar ve en önemlisi farklı dini inanışlar, camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri birçok dini eser…
Bu saydığım bütün etkenler şehrin bir Cazibe Merkezi olduğunu kanıtlıyor. Dolayısıyla birçok insan bu şehirde yaşamak, en azından gelip bu şehri görmek için can atıyor diyebiliriz.
Hiçbir insanın dört dörtlük olmadığı gibi hiçbir şehirde dört dörtlük değildir. İlimizin küçük ve halledilebilir sorunlar olsa da bu durum Mardin’in yaşanılabilir bir şehir olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Geçen sene resmi rakamlarla yaklaşık 3,5 milyon insanı (turist) ağırladık.
Şehrimizde bir dönem bütün oteller dolmuş, Artık insanlar turistleri kendi evinde ağırlar olmuştu. Bu da Mardin halkının ne kadar misafirperver olduğunu gözler önüne seriyordu.
Mardin’i hiç görmeyen, gelip gezme fırsatı bulamayan insanlar, internet ortamında Mardin ismini aradıklarında Mardin kalesine doğru merdiven şeklinde dizilmiş, güneş renginde sarı taşlarla örülmüş evleri görür. Bu görüntü bile Mardin’i gelip gezmek için geçerli bir sebep.
Evet, ilimizin küçük ama halledilebilir birkaç sorunu var. Maalesef tarihi Mardin’deki betonarme binaların şehrin görüntüsünü bozması gibi, 15-20 yıl öncesinde inşa edilen Yenişehir’in park alanı ve yeşil alan eksikliği gibi.
Her nedense şehrin önceki dönem yöneticileri ya bu durumlara kafa yormamış, ya da enerjilerini yeteri kadar sarf etmemiş olmalı ki, bu durumlar günümüzde hissedilir seviyeye gelmiştir.
Bütün illerde yaşayan vatandaşlar gibi Mardinli vatandaşlarımızda haftanın yorgunluğunu üzerinden atmak için hafta sonları bir su kenarına veyahut bir yeşil alana gidip ailesi ile vakit geçirmek istiyor. Fakat bu gibi yeşil alanların az olması bu durumu çok da mümkün kılmıyor.
Geride bıraktığımız haftada tam da hafta içi yorgunluğumu hafta sonunda nerede geçirebilirim düşüncesi ile sosyal medyada gezinirken birden Mardin Valisi ve Büyükşehir Başkan V. Sayın Mahmut Demirtaş’ın ilçelere olan ziyareti ile karşılaştım.
Sayın Valimizin Nusaybin ilçemize kazandırılan spor komplekslerini gezmesi, en önemlisi de merkez Artuklu ilçemizde yapılacak olan millet bahçesi için arazi tespitine çıkmasına bayağı bir sevindim. O kadar sevindim ki, kendimi bir su kenarında ve olabildiğince yeşil bir alanda hissetmiş kadar oldum.
Demek ki ilimizde yeteri kadar yeşil alan olmaması olmayacağı anlamına gelmiyormuş.
Sayın Valimizi ve ekibini bu güzel davranışlarından dolayı kutluyorum.
Evet, Sayın Valimiz daha önceki görev yerlerinde nasıl ki güzel işlere imza atmış ise ilimizde de aynı güzel işlere imza atacağından zerre kadar şüphem yok.
İçime bir umut doğdu.
Tebrikler Sayın salim…

YORUMLAR