Yüce Allah, insanın dışında yine canlı olarak; havada, karada, yerin altında, suda ve suyun altında milyarların, trilyonların, katrilyonların kısacası matematik bilimiyle ve insanın sınırlı düşünce yetisiyle izahı mümkün olmayacak hatta yıldızların sayısı misali hesabı yapılamayacak ancak “sonsuzluk” sözcüğüyle ifade edilebilecek kadar; kanatlı, iki veya dört ayaklı, sürüngen, yüzgeçli -ayrıca çıplak gözle seçilemeyen hatta ve hatta insan tarafından henüz adı dahi konulmamış- hayvan ile bir o kadar da bitki türü yarattı ve yaratma eylemine de devam etmektedir.
O, yarattığı her canlıyı kısmetiyle birlikte yarattı. Tıpkı kayanın içinde yarattığı kurtçuğu, yanı başında bir parça otla rızıklandırdığı gibi. Bünyelerinde barındırdığı sınırsız ve çeşit çeşit nimetlerle dopdolu; tarlayı, ormanı, bostanı, bağı, bahçeyi, çayırı, çimeni, dağı, ovayı, çölü, okyanusu, denizi, gölü, nehri, çavlanı, ırmağı, dereyi, çayı ve bataklığı birer kiler, mutfak veya yiyecek ambarı olarak eyledi. Bunları olgunlaştırmak için rüzgârı, güneşi ve bereket kaynağı bulutları ise araç-gereç olarak kullandı. Yarattığı her canlının yaratılış özelliğine, yararına, gelişimine, göz ve damak zevkine ve aynı zamanda yaşamını idame ettirebilmesine uygun ve yardımcı olacak biçimde çeşitli tat, ad ve biçimlerde; kabuklu, kabuksuz, tüylü, yumuşak, sert, sıvı, katı, kokulu, kokusuz, nebati, hayvani vb. besin maddelerinden cömertçe donatıp serdiği İlahi bir sofrayla, insan da dâhil kâinattaki tüm canlıları rızıklandırdı.
Bulutlardan indirdiği suyla yeryüzüne hayat verdi. Bu sayede toprak verimlileşerek sunduğu her türlü ilahî bereketiyle canlıları besledi; canlılar da birbirini. Örneğin; bitkiler, ağaçlar birbirlerinin yanı sıra hayvanları; hayvanlar da birbirini doyurdu. Sonra bunların tamamı insanı hem besledi hem de diğer ihtiyaçlarına göre her türlü hizmetini gördü. Sonsuz nimet içinde sonsuz nimet, sınırsız hizmet içinde sınırsız hizmet olan mucizevî bir döngü ile.
Genellikle şafağın sökmesiyle birlikte, sonsuz türdeki canlı yaratıklar; bazısı gerinerek, bazısı kanat çırparak, bazısı silkinerek, bazısı yürüyerek, bazısı sürünerek, bazısı uçarak, bazısı yüzerek, bazısı da yerinde sabit olarak Yüce İlah’ın armağanı olan bu İlahi Sofra’ya akın ederler. Toprak suyun, diğer canlılar ise hem suyun, hem toprağın sunduğu ilahî bereketten kısmetlerine erişebilmek için canhıraş ve sürekli bir mücadeleye girişirler. Hiç şüphe yok ki, Yüce Rabb’ın âlemlere olan karşılıksız, minnetsiz ve cömertçe ikramıdır bu.
Yaratılmışların en mükemmeli olan insanın payına düşeni bulmasının başlıca koşulu, meşru mücadele; bedeli ise şükretmektir.

YORUMLAR