Birbirinden ayrı iki kişi düşünelim ve yine bu iki insanın aynı karaktere sahip olduklarını yani her ikisi de dürüst, sözlerine güvenilir, tatlı dilli, güler yüzlü, hiç kimse için kötülük düşünmeyen, yürekleri şefkat ve sevgiyle dopdolu, çevrelerine saygılı, yararlı dolayısıyla toplum tarafından takdir edilen, el üstünde tutulan kişiler olduklarını varsayalım. Ancak gel gelelim aynı ortak özellikleri taşıyor olmalarına rağmen yine de bunlardan birinin karakterinin doğal, diğerinin ise yapay olduğuna hayretle tanık oluruz. Şöyle ki; doğal karaktere sahip olanı; düşünmeden, bilmeden, istemeden sadece içinden geldiği gibi davranarak sağlam, düzgün bir karakter sergilemiştir. Yani ben iyi olayım da toplumda sevileyim de saygın bir kişi olayım da diye düşünmeden, tasarlamadan sadece içinden geldiği hatta ve hatta farkında dahi olmadan bu kişi, kendiliğinden iyi bir insandır. Başka bir deyişle, İyi biri olmak için özel bir çaba sarf etmediği hâlde artık her ne hikmetse iyi hasletler kendiliğinden gelip içine yerleşmiş ve karakterini düzgün biçimde inşa etmiştir.
Diğeri ise; iyi biri olabilmek için özellikle ve bilinçli olarak hâl, hareket ve davranışlarını bir yerde kontrol altında tutarken diğer taraftan bilgi, kültür ve görgü açısından kendi ruhunu donatmıştır. Başka bir deyişle, bizzat kendisi iyi biri olmanın peşinden koşmuş, bunu da aldığı eğitim ve terbiye doğrultusunda kendi eliyle kendi içine yerleştirerek kendi karakterini yine bizzat kendisi oluşturmak suretiyle bu kişi de iyi bir insan olmuştur.
Görülüyor ki biri; “iyi insan” olması, iradesinin tamamen dışında ve kişiliği ile iyilik hâli kaynaşık iken; bir diğeri ise bunun tam da tersi “iyi insan” olma hâlini sonradan bizzat kendisi oluşturmuştur. Şöyle desek herhalde yanlış olmaz: biri; “bilinçsizce iyi insan” diğeri ise “bilinçli iyi insan” veya teşbihte hata olmaz diyerekten teknik terimiyle bir açıklama getirecek olsak; birinin karakteri orijinal, diğerinin ise opsiyoneldir.
Sözün özü şudur ki; insandaki karakter, ha doğal olmuş ha yapay hiç fark etmez. Çünkü asıl ve önemli olanı “İyi insan” olmak dolayısıyla iyi izlenim bırakmak ve iyilikle anılmaktır. Doğrusu da bu değil midir sanki?

YORUMLAR