Biliyor musunuz? Maddi açıdan cimrilikle tutumluluğu; cömertlikle savurganlığı karıştırmadan bunların arasını bulmak ve yaşantımızı dengeli biçimde sürdürebilmek de mutluluk içinde yaşamanın bir başka yoludur.
*
Cimrilik, kişinin kendini çeşitli nimetlerden yoksun bırakması, kendi kendine eziyet etmesi hastalığıdır. Cimri insan, çektiği eziyetlerin yanında çevresinde bulunanların sevgisini ve saygısını da yitirir. Aslında cimrilik, bir yerde mantıksızlıktan doğan bir hastalıktır. Çünkü bir insan, ilk etapta; dilediğini yiyebilmek, giyinebilmek, gezebilmek ve kısacası rahat bir yaşantı için parayı ve varlığı ister. Peki, bu varlığa eriştikten sonra, bunu kullanmamak mantıksızlıktan doğan bir hastalık değil de başka ne olabilir sizce?
Bu tür insanların bir başka yanılgıları da cimrilikle tutumluluğu birbirine karıştırmalarıdır. Hâlbuki tutumlu insan, hem kendi gereksinimlerini eksiksizce karşılayan hem de ileride dara düşmemenin tedbirlerini alandır.
Cömertlik ise tamamen bunların dışında olan apayrı bir meziyettir. Zira cömert insan; bir yandan kendi gereksinimlerini karşılayan bir yandan da gelecek için tedbirini alandır. Muhtaç olanlara da yardım ettiği için çevresinde sayılan, sevilen ve bundan dolayı da mutlu olan insandır. Bunun da başlıca nedeni; maddi gücüyle saygınlığa ve mutluluğa yatırım yaptığı içindir. Bu kişi de bundan dolayı ayrıca akıllıdır.
Bazıları da cömertlikle savurganlığı birbirine karıştırır. Oysaki savurgan olan insan, gereksiz harcamalarda bulunmakla kalmayıp üstelik de kendini birçok nimetlerden yoksun bırakandır. Böylelikle bu kişi, ne kendi gereksinimlerini tam olarak sağlayabiliyor ne de geleceğini tam olarak teminat altına alabiliyor. Hatta eldeki maddi varlığını kaybettiği için kendisindeki mevcut gücü de etkisiz kılıyor. Tabii bu da, kişinin dağınık olmasından kaynaklanıyor ki bu dağınıklık da aslında kişinin beynindedir.
Görüldüğü gibi insan, kendi mal varlığıyla ve kendi parasıyla toplumda saygın ve dolayısıyla mutlu olabileceği gibi, küçük de düşebiliyor. Aynı zamanda maddi varlık, insanın toplum içindeki asıl değerini tespit eden mihenk taşıdır veya başka bir deyişle insanı sınayan bir sınav çeşididir. O halde maddi açıdan varlık; kullanmasını bilen için gerçek bir nimet, kullanmasını bilmeyen için püsküllü bir belâdır. Sizce de öyle değil mi sanki?

YORUMLAR